Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olmasının gerekeceği, somut uyuşmazlıkta temel ilişki, tellalık sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı 4077 sayılı yasa kapsamında tüketici olmadığı gibi davalının da satıcı olmadığı-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, dava feragat nedeniyle reddedildiğine göre davalı vekilinin, vekalet ücreti istemediği yolunda bir beyanı da bulunmadığı gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
TBK. mad. 74 kapsamında ceza davasında saptanacak maddi olaylar, hukuk hakimini bağlayacağından ve bu bağlamda belirtilen bu ceza davasında yapılan yargılama sonucunda verilecek karar, menfi tespit davasının neticesini etkileyeceğinden dava konusu çekle ilgili ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerekeceği-
İİK 72/son maddesi uyarınca, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceğinden, icra takiplerinin F.'de başlatıldığı gözetilerek mahkemece davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekeceği-
İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebepleri sayılmış olup, çekteki imzanın sahteliği iddiasının bu itiraz sebepleri arasında yer almadığı; ihtiyati hacze itiraz edenin, itiraz sebepleri menfi tespit davasına konu olabilecek nitelikte olup, kanunda sayılan ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında olmadığı-
Davalı bankanın, ancak asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takibin semeresiz kaldığı sabit olursa kefillerden borcun ifasını istemesinin mümkün olacağı-
Mahkemece, gerektiğinde yerinde keşif yapılarak kiralanan 4 taşınmazın da davacı kiracı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, başlangıçta 4 parsel kiralanıp daha sonra bunlardan birinin dava dışı 3.kişiye satılması nedeniyle kalan 3 parselin kira parasının ne kadar olabileceği üzerinde durularak davalı malikin dava konusu 2010 Ağustos ayı kira parası olarak ne kadar kira talep edebileceğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
HMK'nun 266. maddesinde, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşüne müracaat edilmesi gereğince, somut olayda menfi tespit davasında, taraflar tacir olup, aralarında ticari ilişki bulunduğu sabit olduğundan, mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kuruluna, inceleme yaptırılması gerekeceği-
Dosya içeriğinde yer alan ipotek akit tablosunda davacının imzası bulunmakta ve ayrıca ipotek akit tablosunun 2.maddesinde yer alan kefalet koşulunun da söz konusu ipoteğin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce, kurulmuş olması nedeniyle geçerli sayılması gerekeceği-
Şikayetin, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmayacağı, İİK'nun 135. maddesine dayalı olarak çıkarılan tahliye emrinin iptali istemli şikayetin incelenmesi sırasında icra mahkemesince, tahliyenin hüküm verilinceye kadar tedbiren durdurulmasına karar verildiği, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, konu hakkında esasa ilişkin karar verildiğinden bu tedbirin artık hüküm ifade etmeyeceği-(İİK 22) Genel mahkemede İİK.nun 72. maddesi anlamında menfi tespit davası açılmış olmasının, icra mahkemesinde görülmekte olan şikayet bakımından bekletici mesele yapılmasını gerektirmeyeceği-(İİK 72) Asliye hukuk mahkemesinin verdiği ihale konusu taşınmazın ihale alıcısına teslim edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının iflas müdürlüğünce uygulanması zorunlu olduğundan, bu karar taşınmazın tahliyesini engellemez ise de, ihale alıcısına teslim edilmesini engelleyeceğinden, mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile üçüncü kişinin taşınmazın tesliminin durdurulmasına ilişkin isteminin kabulü gerekirken talebin tümden reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
