Kural olarak borçlunun tüm mallarının haczinin mümkün olduğu; haczedilmezlik iddiası istisnai bir durum olduğundan bu yöndeki düzenlemelerinde dar yorumlanması gerektiğinden, 5393 sayılı Belediye Kanununun 15/son maddesinin dar yorumlanarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekeceği - Belediyeye ait bir paranın haczedilmezliğinin ancak fiili durumun tesbiti ile saptanabileceği, bu konuda isbat yükünün borçlu belediyeye düştüğü; “haczedilen paraların vergi, resim, harç geliri olduğunu ya da fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını” borçlu belediyenin isbat etmesi gerekeceği; Bankada belediyeye ait hesaptaki (havuz hesabındaki) paraların ancak vergi, resim ve harç niteliğinde olmaları veya kamu hizmetinde fiilen kullanılıyor olmaları halinde haczedilemeyeceklerinin düşünülmesi gerekeceği; borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılmasının “haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmesi gerekeceği-
İcra müdürünün haczedilemeyen mallar hakkında talebi reddetme yetkisinin -6352 s. Kanun ile 82. maddeye eklenen son fıkra uyarınca- bulunduğu, ancak bu takdir yetkisinin her olayda somut olarak icra mahkemesince denetlenmesi gerekeceği-
Mahkemece, karı-koca ve bir çocuktan oluşan ailenin ihtiyacına uygun bir meskenin değeri belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerekeceği-
Taşınmazın haciz tarihinde borçlu kooperatif adına kayıtlı olması nedeniyle haczedilmesinde yasal bir engelin bulunmadığı, noter huzurunda çekilen kura ile mahcuz taşınmazın şikayetçiye tahsis edilmesinin hacze engel olmayacağı için mahkemece şikayetin reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Haczedilmezlik şikayetinin, 7 günlük süreye tabi olduğu, bu sürenin öğrenme tarihinden başlayacağı-
Bir aracın makam aracı olarak kullanılmasının, onun fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı anlamına gelmeyeceği gibi, kamu hizmetinin yürütülebilmesi için belediye başkanının makam aracının da bulunması gerekmediğinden belediyenin borcu için makam aracının haczine yasal bir engel bulunmadığı-
Meskeniyet şikayetinin dinlenmesi için borçlunun sürekli o evde oturması şart olmadığı gibi, kiraya vermesinin de meskeniyet şikayetinde bulunmasına engel teşkil etmeyeceği-
Borçlunun mutlaka meskeniyet şikayetinde bulunduğu köyün mahallesinde meskeninin bulunmasının zorunlu olmadığı, bu nedenle borçlunun daha mütevazi niteliklere sahip yerlerde daha küçük haline münasip meskeni edinebileceği miktarın da belirlenmemesinin doğru olmadığı, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesinin gerekeceği-
