Davacı vekilinin maddi tazminat talebi toplamının davalının tam kusurlu(%100) olmasına göre 5.5000,00 TL olduğu ve davasını da ıslah etmediği gözetildiğinde, mahkemece talep edilen tazminat miktarından %50 oranında indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesine göre talep aşılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Tasarrufun iptali davalarının, borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılacağı (zorunlu dava arkadaşlığı)- Mahkemece, tasarrufun iptaline karar verilirken, borçlunun ilk yaptığı tasarrufun tarih ve tarafları ile buna göre devir gören silsile dikkate alınmak suretiyle taraf teşkili sağlanarak iptalin bu silsile içinde yapılması gerektiği- Davacı tarafından iptali istenilen satışlarda, satıcı taraf borçlu olmadığından, bu satışların iptali için, öncelikle bu satış dayanağını oluşturan borçlunun ilk tasarrufunun tespit edilmesi gerektiği- Mahkemece, talep konusu netleştirildikten sonra borçlu ile tasarrufta bulunan şahıslar davalı değil ise davaya dahil edilmesi gerektiği- Temyiz aşamasında sunulan aciz belgesi, bu davanın dayanağı takip dosyasına ilişkin olmadığından ve icra dosyasında yapılan haczin takip ve ödeme emrinin tebliğ adresten farklı yerde yapıldığı anlaşıldığından, öncelikle borçlunun bu adreslerde yapılmış haczi olup olmadığı, İİK'nun 105.madde kapsamında bir haciz tutanağı olup olmadığı veya bu dosyadan bir aciz belgesi alınıp alınmadığının araştırılması gerektiği-
Davacının ıslah talebi olmamasına rağmen ve bilirkişi raporunda belirtilen zarar dava dilekçesinde belirtilen miktardan daha fazla olmasına göre, maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar verilmesi ayrıca reddedilen kısım bulunmadığından karşı vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekeceği-
Ziynet eşyaların aynen iade edilmesi, iade mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı tarafa verilmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada taleple bağlı olarak talep dışına çıkılmadan hüküm kurulması gerektiği-
Davacının tavzih dilekçesi ile dava konusu edilmeyen bir kısım ziynet eşyalarını da dava konusu haline getirmesinin mümkün olmadığı, bu talebin; HMK'nın 183. maddesindeki açık yazı hatası olarak da kabul edilemeyeceği- Mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak tavzih dilekçesine istinaden dava konusu olmayan ziynetler yönünden de hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Ecrimisilin, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle kayıt malikine ödemekle yükümlü olduğu en azı kira geliri, en çoğu ise mahrum kalınan gelir kaybı olan bir tür haksız kullanım tazminatı olduğu- Taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde talep aşılmak suretiyle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen -talepten tüksek- değer üzerinden hesaplama yapılması ve farklı tarihleri de kapsar şekilde ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davacı tarafından ödeme emrinde yıllık %9 faiz istenildiği halde, HMK. mad. 26 hükmüne aykırı şekilde talep aşılarak yıllık %18 olarak işleyecek faize hükmedilmesi doğru değilse de, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslahın kural olarak mümkün olduğu- Davacı taraf dava dilekçesinde “aile konutu niteliğini haiz davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile önceki malik adına tescili” talebini davalının ölümünden sonra verdiği dilekçe ile “taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesi” şeklinde ıslah etmiş, böylelikle davanın konusunu değiştirmiş olup, mahkemece talep aşılmak suretiyle hem dava dilekçesinde belirtilen aile konutu şerhi konulması, tapu kaydının iptali ile önceki malik adına tescili talepleri hakkında hüküm kurulduğu, hem de ıslah dilekçesi ile talep edilen “aile konutu olduğunun tespitine” yönelik karar oluşturulduğu anlaşıldığından, mahkemece talebin aşılması suretiyle yazılı şekilde kurulan hükmün HMK'nun 26/1. maddesine aykırı olduğu-
Davacıların, davalıların bahçe duvarı yapmak suretiyle çekişmeli taşınmaza yaptığı müdahalenin önlenmesini ve yıkıma karar verilmesini istediği, ancak taşınmaz üzerindeki “sahanlık, merdiven ve balkonlara ilişkin” herhangi bir istemde bulunmadığı gözetilmeksizin HMK'nun 26. maddesine aykırı olarak anılan yerlere ilişkin yıkım ve traşlama kararı verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebligatının, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerine aykırı olduğu ve dolayısıyla usulsüz olduğu anlaşılmış olup, mahkemece de tebligatın usulsüzlüğü kabul edildiğine göre, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesi ile yetinilmesi gerekirken, HMK'nun 26. maddesine de aykırı olarak, talep olmadığı halde icra takibinin iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
