Davacı vekilinin dava dilekçesi ile -fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla- "2001 ve 2002 yıllarına ait kullandırılmayan yıllık izin ücreti"ni talep ettiği, yapılan yargılama sırasında mahkemece aldırılan bilirkişi raporları sonrasında davacı vekilinin bilirkişi raporunda , TİS dikkate alınarak tespit edilen ve davacı işçinin hak etmesine rağmen kullandırılmayan 84 günlük izin süresi üzerinden talebini ıslah ettiği, ıslah dilekçesinin bu yönü ile hem maddi vakıayı hem de miktarı kapsar mahiyette olduğu, dolayısıyla talebin aşıldığından söz edilmesinin mümkün bulunmadığı- Mahkemece, "Belediye-İş Sendikasından gelen yazı cevabı ekinde bulunan ve Belediye Başkanlığına hitaben yazılan yazı ve ekindeki davacı işçinin isminin de bulunduğu liste uyarınca dayanışma aidatının davacı işçinin maaşından kesildiği kanaatine varıldığı ifade edildikten sonra yıllık izin alacağının TİS hükümlerine göre hesaplanması gerektiği belirtilmek ve bu yönü içerir nitelikteki bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle verilen davanın kabulü" yönündeki direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
İ. sözleşmeleri bir yandan mülkiyeti nakil borcu doğurması bakımından tarafları bağlayıcı, diğer yandan, mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmesi açısından tasarruf işlemlerini bünyesinde barındıran sözleşmeler olduğu ve koşulların oluşması halinde taşınmaz mülkiyetini nakil özelliğini taşıdığının kabul edilmesi gerektiği- İ.lı işleme dayalı davanın şekle bağlı olmayan yazılı delille ispatı gerektiği- Borç ilişkisinin kaynağının davacının ve davalının imzasını taşıyan "sözleşme'' başlıklı belgeye dayandırdığı, inançlı işlem olgusunun varlığının imzası inkar edilmeyen bu belge ile sabit olduğu ve davalı tarafından ibraz edilen dekonta göre ödeme yapılarak kredi borcunun kapatıldığı anlaşılmakla ve TBK. mad. 97 uyarınca, kendi edimini yerine getirmeyen, karşı edimin ifasını isteyemeyeceğinden, davalı tarafından bankadan çekilen kredi için dava dışı kişi tarafından yapılan geri ödemelerin bilirkişi raporu ile tespit edilmesi ve kalan kısım açıkça saptanarak mahkeme veznesine depo etmeleri için davacılara önel verilmesi, depo ettikleri takdirde sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Taleple bağlı kalınarak ilk kayıt maliki olan davacı için tapu iptal ve tescil hükmü kurulması gerekirken diğer davacı adına tapu iptal ve tescil hükmü kurulmasının da isabetsiz olduğu-
Davacının talebi alacağın tahsiline yönelik olduğu halde mahkemece talep dışında itirazın iptaline karar verilerek hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu-
Davacının, eldeki davada, davalı üniversitede öğrenim gördüğü sırada, başarısız olduğu dersleri bir sonraki eğitim öğretim döneminde tekrar ederken, yeni ders almadığı halde, yeniden dönem ücreti alınmasının haksız olduğunu ileri sürerek, dönem tekrarı nedeniyle ödemiş olduğu ücretin tahsilini istediği; mahkemenin ise, her nasılsa dava konusunu, davacının yaz okuluna gitmesi nedeniyle davalıya ödemek zorunda kaldığı bedelin tahsiline dair istem olarak tespit ettiği; yargılama sırasında bu hususu araştırdığı ve gerekçede de açıklandığı üzere, yaz okulu ücretinin iadesi talebinin reddine karar verildiği, hal böyle olunca, mahkemece, davacının talebinden başka hususlar hakkında karar verildiğinin anlaşıldığı-
Sadece bir davalıdan manevi tazminat istendiği halde, manevi tazminattan her iki davalının da sorumlu tutulmasının hatalı olduğu-
Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiği halde davacıların menfi tespit talebi hakkında hüküm kurulmadığı, cezai işlemin iptaline ve çekişmenin önlenmesine karar verildiği, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davacıların menfi tespit talebi doğrultusunda hüküm kurulması ve davacılar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin de buna göre değerlendirilmesi gerekeceği-
Talep sonucu anlaşılabilir şekilde ortaya koymamış olan davacıya taleplerinin açıklattırılması gerektiği-
Davacı ile davalı ard arda gelen cirantalar olup, bu hale göre taraflar arasında senedin verilmesine esas teşkil eden bir temel ilişkinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği- Mahkemece bu yön gözetilmeden davacının takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin hatalı olduğu- Davacı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemesine rağmen HMK. nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak talep dışı bir karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu-
Dava konusu olayda davacının, dairenin rayiç bedelini istemiş olmakla sözleşmeden dönmüş olup, artık sözleşme devam ediyormuş gibi kira kaybı isteyemeyeceği- 6100 sayılı HMK.’nın “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunun ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğinin hüküm altına alındığı-
Davalı ile kampayalı daire satış sözleşmesi imzaladığını, dairenin teslim tarihi 15.10.2014 olarak kararlaştırılmasına rağmen zamanında teslim edilmediğini ve dairenin projeye aykırı yapıldığını ileri sürerek dairenin geç teslim edilmesinden dolayı 1.259,00 TL, projeye aykırılık dolayısıyla oluşan değer kaybı için 7.432,00 TL olmak üzere toplam 8.691,00 TL'nin 30/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline-
