İcra müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK. mad. 355 uyarınca bildirilmesi üzerine, borçlunun çalışmakta olduğu kurum tarafından maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK. mad. 140/1 anlamında sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemeyeceği ve bu durumda "maaş haczinde birinci sırada yer alması gerektiğini, davalı alacaklının gerçek bir alacağı olmadığını" ileri süren davacı alacaklının açtığı davanın  (TBK. mad. 19) muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü gerektiği-
4721 sayılı TMK. mad. 28 hükmü uyarınca hukuki şahsiyetin ölümle son bulacağı, öte yandan, tapu sicillerinin tutulması ve sicil oluşturulmasının kamu düzeni ile ilgili olduğu, hakimin doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu ve eldeki davada davacıların miras payı oranında iptal ve tescil istedikleri gözetilerek, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak davacıların miras payı oranında iptal ve adlarına tescile karar verilmesi gerekirken ölü kişi adına tescile karar verilmesinin doğru olmadığı gibi taşınmazın terekeye döndürülmesinin de hatalı olduğu- Muris muvazaasında önemli olan murisin gerçek iradesinin tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması olduğundan davalılarca ibraz edilen ve tarihi belirtilen dekontların doğruluğunun bankadan, temlik tarihinden sonra murisin toplu prim borcu ödeyip ödemediğinin kurumdan ve murisin halen üzerine kayıtlı veya mirasçılarına intikal eden başka taşınmazının olup olmadığının ilgili tapu müdürlüklerinden sorulması, delillerin eksiksiz biçimde toplanması ve hasıl olacak sonuca göre çekişme konusu taşınmazlar yönünden bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gibi çekişme konusu parsel numarası belirtilen taşınmaz yönünden davacıların miras payı oranında iptal ve adlarına tescile karar verilmesi gerekirken ölü kişi adına tescile karar verilmesinin hatalı olduğu-
Mahkemece, borçlunun bankada bulunan hesabına konulan haczin, İİK'nun 106-110. maddeleri gereğince kaldırılması talebinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, borçlunun talepte bulunmadığı zamanaşımı şikayeti ile ilgili hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi, hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı- Mahkemece, şikayetçi yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HMK 26. maddesine aykırı olarak, talep olmadığı halde, icra kefaletinin geçerli olup olmadığı değerlendirmek suretiyle takibin iptali yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu mad. 26'nın "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır..." hükmünü, "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297/2. maddesinin ise ''Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' hükmünü içerdiği-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu mad. 26'nın "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır..." hükmünü, "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297/2. maddesinin ise ''Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' hükmünü içerdiği-
Takip tarihinden önce verilen tedbir kararı içeriğine göre; asliye ticaret mahkemesince; borçlu şirket hakkındaki takiplerin durdurulmasına karar verildiği ve sözü geçen kararın, borçlu aleyhine yeni takip yapılmasını engeller mahiyette herhangi bir hüküm ihtiva etmediği, öte yandan, HMK'nun 26. maddesi uyarınca hakim, talepten fazlasına hükmedemeyeceğinden, söz konusu ihtiyati tedbir kararı içeriğine göre, borçlu şirket yönünden başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, icra müdürlüğünce şikayet tarihinden önce ihtiyati tedbir kararına uygun olarak takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan ve takibin durdurulması önceki hacizleri geçersiz hale getirmeyeceğinden şikayetin reddi gerekeceği-