Hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına ya da başka bir şeye karar veremeyeceği- Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığının ve bunun belirlenmesinin kaçınılmaz olduğu, az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespitinin dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamayacağı-
Boşanma davası evlilik birliliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı açıldığında, usulünce yapılmış bir ıslah bulunmadığı sürece zina hukuksal sebebine dayalı boşanmaya karar verilemeyeceği-
HMK'nun 26. maddesinde, mahkemenin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hükme bağlandığından Mahkemece davacının, itirazın kaldırılması talebi dışına çıkılarak, tahliye kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece icra takibine konu edilen miktar gözetilmek suretiyle bu miktar ile bağlı kalınarak hüküm tesisi edilmesi gerekirken,takip dosyasındaki miktarın aşılması suretiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Alacaklı tarafın talebi ile şikayetçi şirket borçlu gösterilerek taşınır ve taşınmazları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulmasının talep edildiği ve icra müdürlüğünce bu doğrultuda işlem yapıldığı görüldüğünden, mahkemece, şikayetçinin başvurusunun, adı geçen şirkete tebliğ edilen haciz ihbarnameleri dikkate alınarak sonuçlandırılması gerekeceği, şikayetçinin ortağı olduğu adi ortaklığa tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nazara alınarak hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
İflas davası- 5411 s. Bankalar Kanunu mad. 132/10 hükmü uyarınca, davacı Fonun, Bankanın hakim hissedarı ve bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler ile alacakların tahsili ve tasfiyesi hususunda bir protokol imzaladığı, anılan yasal düzenleme ve protokol hükümlerine dayalı olarak ihtiyati tedbir kararları devam etmek kaydıyla, davanın durdurulmasını talep ettiği, 5411 sayılı Yasa gereğince durdurma isteminin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın dudurulmasına ve davalılar hakkında ihtiyati tedbir kararlarının devamına karar verilmesinin isabetli olduğu-
Kooperatif aidat borcundan kaynaklı itirazın iptali davasında, asıl alacak ve faiz ayrımı yapılmadan takibin toplam üzerinden devamına karar verilmesinin faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracağından hatalı olduğu- Talep aşılarak hüküm kurulmasının HMK'nın 26. maddesine aykırı olduğu- Kooperatif aidat alacağı likit olduğundan alacak üzerinden, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
Mahkemece, davalının davacı tarafın kabulünde olan kusur oranı dikkate alınarak bilirkişi raporunda gerçek zarar miktarı olarak belirlenen miktar tazminatın kusur oranına isabet eden miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde ve kusur oranı açısından talep aşımına sebebiyet verecek şekilde davalı taraf aleyhine fazla tazminata hükmedilmesinin isabetli olmadığı-
Hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği ve duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği- Uyuşmazlığa konu olayda dava dışı mirasçı bulunduğuna ve miras payı oranında iptal-tescil istendiğine göre HMK. mad. 26 hükmüne açıkça aykırı davranılarak çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile tüm mirasçılar adına iştirak halinde mülkiyet esasına göre tescile karar verilmesinin isabetli olmadığı- Taleple bağlılık ilkesi gözetilerek dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacının miras payı oranında adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-
İİK'nun 17. maddesinde " Şikayet icra mahkemesince kabul edilirse, şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir" denilmiş olduğu; mahkemece, bu yasal düzenleme gözetilerek şikayete konu icra emrinde fazla talep edildiği belirlenen miktarlar yönünden icra emrinin İİK'nun 17. maddesi gereğince düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde icra emrinin tümden iptalinin isabetli olmadığı-
