Dava konusu tasarruflar ile aciz tarihi arasında 2 yıllık sürenin geçmiş olduğunun anlaşılmasına ve davalı üçüncü kişilerin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun da davacı tarafından ispat edilememiş olmasına göre, "davanın reddine" ilişkin olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dosyadan aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihi itibariyle değerinin 892.084,08 TL olduğu, taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile satış değerinin birbirine yakın olduğu, istinaf ilamı sonrası dosya arasına alınan nüfus kayıtları ile kolluk araştırması göz önüne alındığında tarafların birbirleriyle akrabalıklarının bulunmadığı, davalıların farklı mahallelerde nüfusa kayıtlı oldukları, taraflar arasında yapılan satış işleminin gerçek bir satış olduğu kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bilirkişi tarafından değeri 385.000,00 TL olarak belirlenen taşınmaz, tapuda 39.500 TL ye borçlu tarafından üçüncü kişiye satıldığı, taşınmaz üzerindeki banka ipoteği 950.000,00 TL.nin üçüncü kişi tarafından ödendiği gözönüne alındığında, davalı üçüncü kişinin taşınmazın değerinden fazla bir ödeme yaptığı, İİK'nın 278/3-2.maddesi gereğince iptale karar verilebilmesi için ivaz olarak pek aşağı fiyatla ödeme yapılması öngörüldüğünden bu madde gereğince iptalin mümkün olmadığı, davalı ...... savunmasında dava konusu taşınmaz dışında kendisine ait 3 taşınmazın da borçlu şirket yetkilisine ve borçlunun belirlediği kişi adına satış yaptığını da belgelediğinden, böyle bir durumda dava konusu satışın mal kaçırma amacı ile yapıldığının söylenmesinin mümkün olmadığı- Salt iş kollarının yakın olmasının satışın yapıldığı 2017 yılı itibari ile yaklaşık 123.000 nüfusa sahip bir ilçede üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin kabulü için yeterli bir delil olmadığı-
Dava konusunun, davayı açan .............. Bankası AŞ. tarafından, ...... Yönetim AŞ.'ye devredildiği, buna göre dava konusunu devreden ................ Bankası AŞ.'nin davacı sıfatının sona erdiği, ............. Bankası AŞ. hakkında hüküm kurulmaması gerektiği- Dava konusu taşınmaz hissesinin tapuda gösterilen satış değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek rayiç değeri arasında mislini aşan fark olmamasına ve davalılar arasında İİK 280/1 gereğince 3.kişinin borçlunun ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunu gösteren bir tanışıklığın da ispatlanamamasına göre davanın reddine karar vermek gerekeceği-
Mahkemece taşınmazın rayiç değerinin tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi heyeti incelemesi neticesinde bağımsız bölümün satış tarihi itibariyle değerinin 229.109,00TL olarak saptanması, taşınmaz devrine ilişkin satışın da rayiç değerlere yakın miktarlar üzerinden yapıldığının ileri sürülmesi ve bu iddiaları ispatlar nitelikte belgelerin dosyaya ibraz edilmesine göre hadisede İİK 278'inci ve 279'uncu maddede belirtilen iptal koşullarının oluşmadığı- Borçlu ile lehine tasarrufta bulunulan davalı arasında akrabalık, tanışıklık, iş ortaklığı ilişkisi olduğu da ortaya konulup ispatlanamaması, davalının iyi niyetli olarak gayrimenkulü iktisap ettiğinin anlaşılması nedeniyle İİK 280'inci maddesindeki şartların oluşmadığı-
Dava konusu taşınmazın rayiç değeri 410.000,00 TL olarak belirlendiğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 278/III-2 madde gereğince iptalinden söz etmek mümkün olmadığı, davalı borçlu ile 3.kişi .........'in petrol sektöründe çalıştığı, bu konuda faaliyet gösteren şirketlerde ortak oldukları tartışmasız olmakla birlikte davacı tarafından davalıların ve ortak oldukları şirketler arasında ticari ilişkinin varlığı, ortakları arasında akrabalık, yakınlık, arkadaşlık bağı olduğu ispatlanamadığından ve Konya gibi bir büyükşehirde farklı semtlerde faaliyet gösteren davalıların birbirinin ekonomik durumu ve amaçlarını bildiği de kabul edilemeyeceğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 280/1 maddesi gereğince iptali de söz konusu olamayacağı, taşınmazın ipotekle satılması ipotek borcunun alan kişiye geçirilmesi dışında mal kaçırma kastının varlığı için yeterli olmadığı- Davalı borçlu ile 3.kişi davalı arasındaki dava konusu tasarruf yönünden aleyhlerine açılan dava esastan reddedildiğinden ve dava konusu tasarrufun tasarruf tarihindeki değeri takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan tasarruf değeri üzerinden adı geçen davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığı- Vekalet ücretinin bölge adliye mahkemesince davalı lehine düzeltilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı-
"Taşınmazın gerçek bedeli ile ihale bedeli arasında ciddi fark bulunduğu, dekont üzerinde davalının isminin yer almadığı, tanık olarak dinlenen davalının eşinin çelişkili ifadelerde bulunduğu, satışın muvazaalı olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu-
Davalı borçlunun dava konusu taşınmazını, 26.04.2018 tarihinde 5.400,00 TL bedelle davalı kızına sattığı, mahkemece satış tarihi itibariyle taşınmazın 149.105,00 TL değerinde olduğunun tespit edildiği, satış bedeli ile tespit edilen değer arasında misli fark bulunduğu, davalının borçlunun kızı olduğu, bu nedenle dava konusu tasarrufun İİK.nın 278/2 ve 280 maddeleri gereğince iptale tabi olduğu-
Dava konusu araç resmi noter sözleşmesi ile 145.000,00 TL bedelle; davalı borçlu tarafından 09.11.2016 tarihinde devredilmiş; o gün itibariyle aracın kasko değerinin ise 225.855,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Aracın devri için 145.000,00 TL'nin davalıya ödendiği resmi noter sözleşmesi ile ispatlanmış olup, bu değer ile aracın o tarihteki gerçek değeri olan 225.850,00 TL arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanının bulunmadığı- taraflar arasındaki telefon konuşması ve talimat icra tutanakları birlikte değerlendirildiğinde davalı ..............'ın davacıya borcunu ödememek için aracı satış yapmak suretiyle devrettiği, davalı ...............'nın aracın devredildiğinden haberdar olduğu, mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya kapsamında aracı devralan davalı 3. kişi ...........'nın davalı borçlu ............'ı ya da aracın satışına aracılık ettiği belirtilen dava dışı ............. isimli kişiyi tanıdığına, bu kişilerin davacıyı dolandırdığına ilişkin bir bilgisinin olduğuna yönelik bir durum olmadığı anlaşılmakta olup, tanık beyanlarına göre de davalı 3.kişi .............'nın galericilik yaptığının ve aracın ...................... tarafından kar amacıyla alındığının belirtildiği, ancak; davacının şikayeti üzerine, davalı borçlu ............ ve aracı devrettiği davalı 3.kişi ............... aleyhine İstanbul ............ Asliye Ceza Mahkemesi'nin ............. Esas sayılı dosyasından dolandırıcılıktan dolayı dava açıldığı, düzenlenen iddianamede, dava dışı ..........., davalı borçlu .............. ve davalı 3.kişi .............'nın fikir ve eylem birliği ile hareket etiğinin belirtildiği görülmüş olup, bu dosyanın derdest olduğu ve henüz karar verilmediği anlaşıldığından, mahkemece; somut olayın özelliğine göre ................ Asliye Ceza Mahkemesi'nin ................... Esas sayılı dosyasından karar verilmesi ve kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre davalı 3. kişi ................'nın İİK’nun 280/1.maddesi kapsamında, borçlu ile birlikte hareket edip etmediği, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından davalı ......... ve ......... yönünden adli yardım talebinin kabulüne, adli yardım talebinde bulunan davalı .............. San. Tic. Ltd. Şti. ise şirket olup adli yardımdan yararlanabilecek tüzel kişilerden olmadığından, adli yardım talebinin reddine, ancak tasarrufun iptali davalarında borçlu ile lehine tasarrufta bulunduğu 3. kişiler zorunlu dava arkadaşı olup, adli yardım talebiyle temyiz talebinde bulunan davalı borçlu .............. San. Tic. Ltd. Şti., davalı ........... ve ................ ile diğer davalı 3.kişilerin zorunlu dava arkadaşı olduğu anlaşıldığından tek temyiz harcı yatırabileceklerinden ve davalı 3.kişiler temyiz harçlarını yatırmış olduğundan temyiz dilekçelerinin incelemesine geçilmesine karar vermek gerekeceği- Davanın kabul edildiği dava konusu taşınmazların üzerlerinde farklı bankalar lehine olan ipotek yükleriyle beraber davalı borçlular tarafından diğer davalılara devredildiği, tapuda gösterilen satış bedellerine bu ipotek yüklerinin de eklenmesi durumunda gerçek değerleriyle karşılaştırıldığında mislini aşan bedel farklarının oluşmadığı- İcra takibi sırasında İİK’nun 105.maddesi anlamında geçici aciz vesikası niteliğinde yapılan haciz tutanağının 13.06.2003 ve 16.06.2003 tarihlerinde olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların ise bu tarihlerden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı, bu nedenle de bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkemenin bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Davacının İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında davalı borçlular ile taşınmazlarını devrettiği davalı 3.kişilerin birbirlerini tanıdıkları, aralarında ticari ilişkileri bulundukları, aynı yerde aynı işi yaptıklarına dair iddiaları olup, mahkemece bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılarak 3.kişilerin borçluların mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilip bilemeyeceğinin tartışılması, davalı borçlu şirket tarafından yapılan taşınmaz devirleri yönünden ise İİK'nun 280/son maddesi gereğince ticari işletmenin mühim kısmını devir niteliğinde olup olmayacağının da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Borçlunun borcu nedeniyle yapılan satış sonucu üçüncü kişi konumundaki davalı muris ...............'ün mamelekinde kalan bir para olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bu durumda; öncelikle Mahkemece; dava dışı banka tarafından yapılan icra takip dosyası ve ihale dosyasının getirtilerek dava dışı alacaklı bankanın alacak miktarının tespiti ile ihale sonucu davalı muris 3.kişiye kalan bir bedel olup olmadığı, kalan bedel varsa bunun İİK 283/2 madde gereğince davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak davalı .............'ün mirasçılarından tahsili ile davacıya verilmesine, ihale bedelinden kalan para yok ise davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-