Dava konusu gayrimenkulün gerçek değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında bedel farkının olduğunun anlaşılmasına, gerçek değerinin de ödendiğinin ispat edilememiş olmasına, davalılar arasında arkadaşlık ilişkisi olduğunun da beyan edilmiş olmasına, davalılar arasındaki tasarrufun İİK 278/2 ve İİK 280/1 hükmü gereğince iptal tabi olmasına göre mahkemece "davanın kabulüne" dair verilmiş olan kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalıya yapılan satışın borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesi ile mahkemece "tasarrufun iptaline" karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dava konusu aracın, 23.10.2018 tarihinde resmi noter senedi ile 230.000,00 TL karşılığında davalı 3. kişi E. Ç.yan'a devredilmiş, bilirkişi tarafından aracın piyasa rayiç değerinin de 230.000,00 TL olduğu belirlenmiş, bu tarihte kasko değerinin de 270.761,00 TL olduğunun anlaşıldığı; bu haliyle dava konusu aracın noter devir bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkının oluşmamış olduğu- İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davalı borçlu ile davalı 3.kişi E. Ç.yan ve 4.kişi N. K. arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da kanıtlanamadığı gibi, dava konusu aracın davacıya devredilmesi yerine kısa zaman dilimi içerisinde birden fazla kez satış görmesi de yapılan tasarrufların iptali için gerekçe olamayacağı-
İvazlar arasında önemli oransızlık olduğu gibi üçüncü kişinin borçlunun oğlunun bacanağı olması nedeni ile İİK'nın 280/1. maddesine göre borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu, dava konusu taşınmazın satışının İİK'nın 280/3. maddesine göre işyeri devri olduğu, devrin yasaya uygun olarak yapılmadığının anlaşıldığı bu nedenle davalının haksız olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmasının yerinde olduğu- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/1. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi ve ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra, tasarrufa konu taşınmazın alacağa mahsuben ipotek alacaklısına ihale edilmiş olduğu da gözetilerek, kendisini vekille temsil ettiren davacı şirketin, asıl ve birleşen davalar yönünden, daha düşük olan takibe konu alacak miktarları üzerinden, davacı şirket lehine asıl ve birleşen davası yönünden, A.A.Ü.T'nin 13/1 maddesi uyarınca, ölçümlendirilerek tespit olunan nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmediği-
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Mahkemece yapılacak işin; 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddeleri gereğince, davalılar arasında yapılan tasarruflar arasında mislini aşan bedel farkı bulunup bulunmadığının, yine davalı 3.kişinin davalı borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı konusunda aralarında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık, iş ortaklığı gibi bir durumun varlığının araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu- Davacının davalı borçludan tasarruf tarihi itibariyle alacağının ne kadar olduğunun bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi ve bu miktar ile tasarruf konusu taşınmazların bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek değerlerinin karşılaştırılması ve daha düşük olan değer üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken karşılaştırma yapılmadan taşınmazların gerçek değeri üzerinden harcın belirlenmesinin doğru olmadığı- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücretinin tutarı maktu olarak belirleneceği-
Davacının, dava konusu gayrımenkulün 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerinde belirtilen iptal gerekçelerine uygun mal kaçırma kasdı olduğunu ispat edememesine, dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değeri arasında bedel farkının da olmadığının anlaşılmış olmasına göre, mahkemece "davanın reddine" dair verilmiş olan kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dava konusu tasarruflar ile aciz tarihi arasında 2 yıllık sürenin geçmiş olduğunun anlaşılmasına ve davalı üçüncü kişilerin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun da davacı tarafından ispat edilememiş olmasına göre, "davanın reddine" ilişkin olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Tasarrufun İİK. m. 278/III-2 gereğince iptal edilebilmesi için malın satış tarihindeki gerçek değeri ile satış bedeli arasında aşırı oransızlık bulunması gerektiği- Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre edimler arasında aşırı bir oransızlıktan söz edebilmek için malın satış tarihinde borçlu aleyhine edimler arasında en az bir misli fark bulunması gerekeceği- Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabul edileceği, bu nedenle oransızlık belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekeceği- Bunun dışında davalı 3.kişi tapudaki satış bedeli dışında ödeme yaptığı iddiasında ise bu iddiasını ispatlaması halinde tapu dışı yapılan ödemenin de göz önüne alınması gerekeceği-
Dosyadan aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihi itibariyle değerinin 892.084,08 TL olduğu, taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile satış değerinin birbirine yakın olduğu, istinaf ilamı sonrası dosya arasına alınan nüfus kayıtları ile kolluk araştırması göz önüne alındığında tarafların birbirleriyle akrabalıklarının bulunmadığı, davalıların farklı mahallelerde nüfusa kayıtlı oldukları, taraflar arasında yapılan satış işleminin gerçek bir satış olduğu kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-