Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğinde olup, İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince, İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekeceği-
Haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olan davada, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü, bir kamu tüzel kişiliği olduğundan; kural olarak, işlem ve eylemlerinin kamusal nitelik taşıyacağından, görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuru niteliğinde olduğu- İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekeceği-
Haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olan istemde, davacı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olup eldeki davanın konusu saklı tutulan fazlaya yönelik hakka ilişkin olduğundan kesin hükümden söz edilemeyecek olup işin esası incelenerek karar verilmesi gerekeceği-
Haksız eylem sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemiyle açılan davada, haksız eylem aynı zamanda ceza kanununda ya da ceza hükümlerini taşıyan özel kanunlarda suç teşkil ediyorsa ve bu yasalarda, bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin edilmişse, tazminat davasının da ceza davasına dair zamanaşımı süresine tabi olduğu- Hukuk mahkemelerinde açılacak tazminat davalarına uygulanacak ceza davası zamanaşımı sürelerinin, mahkemece ağırlatıcı veya hafifletici nedenler dikkate alınarak hükmedilen ( kişisel ) ceza sürelerine göre değil, TKC. mad. 66'da  ayrı ayrı gösterilen üst süreler üzerinden hesaplanacağı- Haksız eylemin gerçekleştiği 22.11.2002 tarihi gözetildiğinde, beş ( 5 ) yıllık dava zamanaşımı süresinin 22.11.2007 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise, dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra 18.12.2009 tarihinde açıldığı- Davacının, ceza davasına katılmış ise de, şahsi hak talebinde bulunmadığından, ceza davasına müdahale talebi dava zamanaşımı süresini kesmeyeceği- Yerel mahkemece, zararın doğduğu tarihin 29.4.2004 olarak kabul edilmesi, ceza davasında kesinleşen haksız eylem tarihinin 22.11.2002 olması karşısında, bu yöndeki kabulü yerinde değil ise de, sonucu itibariyle zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu- 
Davacı tüzel kişiliğin taşınmazın kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini hususunda aktif dava ehliyeti bulunmadığından, davanın husumetten reddi gerekeceği-
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturacağından, bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup davanın o kurum aleyhine açılması gerektiği(T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 sayılı Yasa m.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K. sayılı Kararı)-
Hizmet kusuruna dayanan tazminat istemlerinin de, idari yargı yerinde ve idareye karşı yöneltilmesi gerekeceği (Anayasa m.129/5, 657 sayılı Yasa m.13)- Gerçek kişiler aleyhine idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve görev hususunun husumetten önce geldiği gözetilerek, mahkemece haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davanın adli yargıda görülmesi gerektiğinin ve davalıya husumet yöneltilebileceğinin kabul edilmesi gerekeceği-
Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen şikayet hakkını kullanan davalının hukuken korunabilmesi ve bu hakkın yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olmasının zorunlu olmadığı, şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığının yeterli olduğu- Haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin açılan davada, davalı yönünden hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiğinin kabul edilmesi ve davanın tümden reddedilmesi gerektiği-
CMK nın 141. maddesine 3. fıkra olarak eklenen madde hükmü uyarınca, birinci fıkrada yazan haller dışında suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhinde açılabileceği, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise tazminat isteminin zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı -