İdari kararın men'i ve idari soruşturma giderlerinin tahsiline istemine ilişkin dava haksız şikayetten kaynaklanan dava olduğundan, davalının da kamu görevlisi olmamasına göre, davalı yönünden sıfat yokluğu ve yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, haksız şikayet nedeniyle açılan davada davalıya husumet düşeceğinden işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ve 58. maddelerindeki yasal düzenlemelere göre, kınama kararının kişilik haklarına saldırı nedeniyle verilebileceği, bedensel zararlara ilişkin manevi tazminat istemlerinde bu yönde bir düzenlemenin olmadığı, diğer bir deyişle bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekeceği-
Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin davada, murisin sürücüsü olduğu aracı kullanırken karıştığı trafik kazasında kendisinin vefatı ve birden fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan eylemin 5237 sayılı TCK 85/2 maddesinde tanımlanan taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” olarak düzenlendiği, uyuşmazlıkta, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2. maddesi uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, taksirle öldürme suçuyla ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-d maddesi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu-
Davacının sanık olarak yargılandığı ceza davası dosyası arasındaki telefon teknik takip raporları, müşteki beyanı, teşhis tutanağı, sanık ve tanıkların beyanları ve diğer tüm delillerden davacının ahırında kesilen hayvanların hırsızlık malı olduğu sonucuna ulaşıldığı, aksi düşünülse bile davacının, ahırında kaçak olarak kesim yaptığı sırada suçüstü yakalanmış olması nedeniyle, kaçak ete belediye zabıtasınca el konulacağından davacının küçükbaş hayvanların bedeline yönelik isteminin reddi gerekirken kabulünun doğru olmadığı-
Ameliyat için yattığı hastanede doktor olan davalının cinsel saldırıda bulunduğu iddiası ile haksız fiil nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin davada; davalının eylemi açıkça kişisel kusur oluşturup kamu görevi ile ilişkilendirilemeyeceğinden, davanın, Anayasa mad. 129/5 kapsamında değerlendirilemeyeceği ve idare aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddinin isabetsiz olacağı-
Dava dışı borçlu şirketin ödeme emrindeki adresi ve ticaret sicil memurluğu kayıtlarındaki adresinin davaya esas haczin yapıldığı adresten farklı olduğu, istihkak davası sonucunda da haciz konusu malların borçlu ile ilgisinin olmadığının kesinleştiği, yapılan haczin haksız olduğu anlaşıldığından, uygun bir miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerektiği-
Davalı finans kurumunun dava dışı firmaya çek karnesi verirken gerekli araştırmaları yaptığı ancak dava dışı şirketin temsilcisinin karşılıksız çek hırsızlık ve sahtecilikten sabıkasının bulunduğunu tespit ederek çek karnesinin verilmesini buna göre değerlendirmediği, davacının küçük işlemlerden büyük işlemlere kaymakta olan dava dışı şirketin kapasite artışını doğru incelemediği bu durumda davalı banka ile davacının yarı oranında kusurlu oldukları-
Haciz tutanağında davacının istihkak iddiasına ilişkin bir hususun yazılmamış olduğu, davacının evini eşyalı olarak kiraya verdiğini ve haczedilen eşyaların kendisine ait olduğunu ancak istihkak davası sonucunda kanıtladığı, haczin borçlunun adresinde yapıldığı ve davalı alacaklının haczedilen menkul malların borçluya değil, bina malikine (kiraya verene) ait olduğunu bildiği de iddia etmediğine göre, haczin haksız olduğunun kabul edilmesinin de doğru olmadığı-
TCK. mad. 85 kapsamında taksirle öldürme suçunun varlığı sabit olduğundan, 2918 s. KTK. mad. 109/2 uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği ve kazaya neden olan kişi hakkında ölümü nedeniyle bir ceza davasının açılmamış olmasının, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına engel olmayacağı- Davacının desteğinin tam kusuru ile neden olduğu ve kendisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda TCK'nun 85/2 maddesinde düzenlenen ve taksirle öldürme suçuyla ilgili ceza davasının TCK. mad. 66/1-d uyarınca on beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 s. KTK. mad. 109/2 uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden on beş yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği-
Haksız fiil hukuksal nedenine dayalı davalar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 7. maddesinde yer alan davalıların birden fazla olması durumunda, dava sebebine göre kanunda davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılacağı şeklindeki düzenlemenin kesin yetki kuralı içermeyeceği, HMK'nun 7. maddesinin gerekçesinde yer alan "......ortak yetkili mahkemenin yetkisi, kesin yetki haline getirilmiş." ibaresinin bağlayıcı olmadığı-
