Haksız eylem nedeniyle manevi tazminat ödetilmesi istemine ilişkin davada, 5271 sayılı CMK' nın 141. maddesine 3. fıkra olarak eklenen madde hükmü uyarınca, birinci fıkrada yazan haller dışında suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davalarının ancak Devlet aleyhinde açılabileceği, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise tazminat isteminin zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı-
18 yaşını ikmal etmemiş davalı küçüğün, zarar verdiği araçtaki hasar tutarının kendisinden tahsiline ilişkin haksız fiilden kaynaklı davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekeceği-
İş Kanunu'nun 73.maddesinin öngördüğü koşulları ve niteliğine göre bu işyerinde uygulanması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri alıp hangilerini almadığı,alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı biçimde irdeleyerek kusurun aidiyetini ve oranını hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptamadığı anlaşılan bilirkişi raporuna dayalı karar verilemeyeceği-
Davacının, davalı tarafça kusurlu olarak yapılan asma tavanın çökmesi nedeniyle maddi tazminat talep ettiği, bu bağlamda davalının haksız fiiline dayalı olarak tazminat istediği anlaşıldığından, davacının isteminin davalı ile dava dışı kiralayan arasında yapılan eser sözleşmesine dayalı bir talep olmadığının ve davalıya husumetin düşeceğinin kabulü ile esasa girilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekeceği-
Trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasında, ceza dosyasında kesinleşen maddi olgu göz önünde bulundurularak kusur durumunun tespiti için ayrı bir bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli, denetime müsait kusur raporu alınarak belirlenecek kusur oranına göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı doktorun davacı hemşireye karşı cinsel saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğu, bu eylemin davalı doktorun göreviyle ilgili bir eylemine değil, salt kişisel kusuruna dayandığı, manevi tazminat davasının idari değil; adli yargı yerinde görüleceği-
Davacıların, doktor olan davalının görevini yaparken kusurlu eylemleri, hatalı teşhis ve tedavisi nedeniyle desteklerinin öldüğünü belirterek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin davada, kamu görevlisi olan davalı doktora değil, kamu idaresi aleyhine dava açılabileceği-
Haksız eyleme dair genel sorumluluk sebebine dayanan manevi tazminat isteklerinin talebin dayandırıldığı maddi hadise evlilik birliği içinde meydana gelmiş olsa bile, aile mahkemelerinin değil, genel mahkemelerin görevi kapsamında değerlendirileceği-
Trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin açılan davada, kusur oranlarının tespiti için trafik polis memuru bilirkişiden aldırılan 05/11/2012 tarihli rapora göre; davalı şirketin gerekli işaretlemeleri yapmadan yolu trafiğe kapatarak kazaya sebep olduğu anlaşıldığından kazanın oluşumunda %80 oranında, karşı araç sürücüsü ...'nun yolun sağ kenarında bulunan “Dur” işaret levhasını dikkate almayarak yola çıktığından %20 oranında kusurlu, davacıya ait araç sürücüsü ...'nun ise kusursuz olduğunun belirlendiği- Taraf vekillerinin itirazı üzerine İTÜ Makine Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan kusur uzmanı bilirkişi heyetinden aldırılan 18/03/2013 tarihli raporda da bu görüşe iştirak edilmiş; belirlenen kusur oranları mahkemece kabul görerek hükme esas alındığı- Aynı kazaya ilişkin her iki dosyada kusur konusunda aldırılan bilirkişi raporları tamamıyla birbirinden farklı olup bu farklılık nedeniyle ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi gerektiğinden, eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmadığı- Tarafların davaya konu trafik kazasındaki kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek tüm dosya kapsamına göre kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporları ve diğer tüm delillerin irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması ve daha önce alınan raporlar arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Genel Garanti Taahhütnamesi kapsamında verilen taahhütlerin yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararlarına karşılık tazminat istemine ilişkin davada, davacının, uzun süreden beri ve müteaddit kereler yapılan kredi tahsisi ve araç satış işlemlerinde davalının taahütnameleri fax ile göndermesi üzerine araç kredisinin davalıya havale edildiğini, davalının da bunun karşılığında satışı yapılan araç ruhsatının üzerine banka lehine rehin şerhi düştüğünü, taraflar arasında bu uygulamanın yerleşik hale geldiğini iddia ettiği, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi yerleşik bir uygulamanın olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği-
