Hak düşürücü sürenin işlemesi için tutanağın yasanın öngördüğü şekilde kesinleşmiş olması gerektiğinden, öncelikle tutanağın usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği araştırıldıktan sonra hak düşürücü süre gözönüne alınarak; tutanak hiç kesinleşmemiş veya usulsüz olarak kesin­leştirilmiş ise, tespit ve kesinleşme tarihinden itibaren taşın­mazın hangi tarafın zilyedinde olduğu yöntemince araştırılıp sonucuna göre karar verilmesinin gerekeceği-
Vekalet sözleşmesinin ölümden sonrada devam edeceği söz­leşmede kararlaştırılmış veya işin niteliğinden anlaşılıyorsa, vekalet sözleşmesinin devam edeceği 07.12.1940 tarih 1938/20 Esas-1940/87 karar sayılı İ.ları Birleştirme Kararında açıkça vurgu­lanmış ve bilimsel görüşler de bu doğrultuda gelişmiştir; nitekim, bu ilke BK'nın 35. maddesi ile eş anlamda hüküm getiren aynı yasanın 397/1 maddelerinde "hilafı mukaveleden veya işin mahiyetinden an­laşılmadıkça vekalet gerek vekilin gerek müvekkilinin ölümü ile.... nihayet bulur." şeklinde açıklanmış olup buna karşın söz konusu yasa­nın 37 ve 398. maddelerinde belirtildiği üzere, vekilin vekaletin so­na erdiğini öğrenmeden önce yaptığı sözleşmeler vekil edeni veya mirasçılarını bağlayacağı; ancak, vekil ile sözleşme yapan kişinin, vekil ede­nin ölümünden haberdar olduğu takdirde değinilen yasa hükmünün uygulanamayacağı-
Tapu sicilinde ismi geçen kişinin, gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkansız olan kişinin iktisabı geçerli olacağı- Yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişinin TMK m. 1023 uyarınca sicile güven ilkesinin korumasından yararlanamayacağı-
Olayda Hazine kendisine ait taşınmazı, 4706 Sayılı Yasa'yı değiştiren 4916 Sayılı Yasa'nın Ek 3. maddesi hükmüne göre; "... bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağı..." kaydıyla davalı kooperatife satmış; kooperatif ise, diğer davalılara aldığı bedelin üzerinde kar amaçlı olarak temlik etmiş; diğer davalılar da tapudaki şartı görerek satın almaları sebebiyle TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanma hakları bulun­madığından hükmün davacı hazinenin istemi doğrultusunda bozulmasının gerektiği-
İyiniyetin yasada öngörülen hallerde hakkın edinilmesi için geçerli bir koşul olduğu-
Daire karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmasından sonra tapuda yapılan devir işlemleri, arsa sahiplerinin edim­lerini yerine getirmesi olarak kabul edilmelidir, yüklenici aksini kanıtlayamadığına göre, tapuda bu işlemlerin satış olarak gös­terilmesinin bir önemi bulunmadığı-
Davada ileri sürülen usulsüz tebligat işleminin takip aşamasında gerçekleştiği ve usulsüzlüğün iddia edilen işlemlere ihale alıcısı davalının katkısının bulunması halinde oluşan sicilin yolsuzluğundan söz edilebileceği muhakkak olup, bu halin sicilin illiliği prensibinin bir sonucu olduğu-