Dava konusu olayda yüklenicinin temerrüde düştüğü ve sözleşmede geriye etkili olarak fesih koşullarının oluştuğu ve yüklenicin devrettiği bağımsız bölümlerin davacılara iadesinin gerektiği-
Tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespitinin büyük önem taşıdığı, gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimsenin diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malikin bulunduğu, bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlet'e ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği, nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı” ilkelerinin 08.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtdihadı Birleştirme Kararında kabul edildiği, bilimsel görüşlerin de aynı doğrultuda geliştiği, somut olaya gelince, dinlenen tanık beyanlarından ve dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, davalının çekişme konusu taşınmazdaki payı edinmesi sırasında kötüniyetli olduğu hususunun davacılar tarafından kanıtlanamadığı- Çekişme konusu taşınmazda mirasbırakan tarafından pay temlik edildiği halde, pay oranı ve tapu maliki belirtilmeden, davacılarla irtibat kurulmadan hüküm kurulmuş olmasının isabetli olmadığı-
Davanın, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, üzerinde 16 adet daire bulunan bir taşınmazı edinen kimsenin 5-5,5 yıl gibi uzun bir müddet taşınmaza vaziyet etmemesinin ve kiraların eski malik tarafından alınıyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumun, son malik davalının taşınmaza emanetçi konumuyla malik olduğu izlenimi uyandırdığı, ayrıca taşınmazın değeri ve ödendiği iddia olunan bedelin miktarı değerlendirildiğinde kayda dayalı bir ödemenin yapılmamasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu açıklamalar ışığında, davalının iyiniyetli olmadığı, bir başka deyişle durumu bilen ya da kendisinden beklenen özeni göstermesi halinde bilebilecek konumda olduğunun açık olduğu, hal böyle olunca, davacının "Taşınmaz Satım Protokolü" başlıklı belge uyarınca borcu olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, borcu var ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin mahkeme veznesine depo ettirilmesi, depo eder ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespitinin büyük önem taşıdığı- Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunduğundan, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, bu nedenle mahkemece tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği- Dava dışı bir kişi tarafından ihalenin feshi davası reddedilmiş olup mhkemece ikinci el konumundaki davalının iyiniyetli olup olmadığının bir başka ifadeyle TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yaralanıp yararlanamayacağının araştırılarak değerlendirilmesi, davalı şirketin iyiniyetli olduğunun tespit edilmesi halinde davacının tazminat isteğininde bulunduğu gözetilerek tazminat isteği yönünden yapılan temliklerin incelenmesi, nitelikli dolandırıcılık eylemi ceza dosyası ile sabit davalı ile diğer davalılar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerektiği-
Davacı tanığının, 19 yıldır çekişme konusu taşınmazın bulunduğu sitede çalıştığı, ara malik ile kayıt maliki davalının kendisinden çekişmeli evi göstermesini istediklerini, şahısların satın aldıkları evin neresi olduğunu dahi bilmediklerine yönelik beyanı, davacılardan ...... tarafından davalının hesabına kredi taksiti açıklamasıyla aylık yapılan ödemelere ilişkin temlik tarihinden sonraki döneme ilişkin dekontlar ve çekişmeli taşınmazın kısa süreli birbirini takip eden akitlerle devredilmiş olması bir arada değerlendirildiğine davalının ara maliklerle el ve işbirliği içinde hareket ettiğinin, başka bir deyişle taşınmazı iktisabında iyiniyetli olmadığının ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağının anlaşıldığı-
Kooperatifler hukukundan kaynaklı tapu iptali ve tescil ile kira tazminatının tahsili istemi-
Tapu iptali ve tescili istemi-
Tapu iptali ve tescil davası-
İkinci yüklenici ile imzalanan sözleşmede ve yüklenici tarafından verilen aynı tarihli noter taahhütnamesinde ikinci yüklenici, ilk yüklenici ile imzalanan 16.05.2006 tarihli Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden doğan yasal haklarını karşılamayı taahhüt ettiği ve ikinci yüklenici ile yapılan sözleşmede 12 nolu bağımsız bölüm paylaşım dışı bırakıldığına göre ilk sözleşme kapsamında yapılan satışa değer verilmesi gerektiği-
Somut olayda, davacıların mirasbırakanı 06.01.2003 tarihinde ölmüş olup kadastro tespit tutanağının ise mirasbırakanın ölümünden önce 02.09.1996 tarihinde tanzim edildiği, bu durumda Kadastro Kanunu'nu mad. 12/3'te öngörülen hak düşürücü sürenin olayda uygulanamayacağı, ne var ki, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların, taşınır mal niteliğinde olduğu, tapusuz taşınmazlarda zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmelerinin hiçbir biçim koşuluna bağlı olmadığı, bu nedenle gizlenerek yapılan bağış niteliğindeki tasarruflar geçerli olduğu, bu tür durumlarda İBK’nın uygulanma yeri bulunmamakta olup dava konusu .. ada .. parsel yönünden de tapu iptal ve tescil isteğinin reddedilmiş olmasının doğru olduğu-