Öncelikle çekişme konusu taşınmazın ilk tesis tarihinden itibaren tüm maliklerini ve el değiştirmelerini gösterir güncel tapu kayıtlarının ve dayanağı tüm belgelerin (resmi akitlerin) getirtilmesi, mahallinde yapılacak keşif sonucu dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi, tanıklar da tekrar dinlenilmek suretiyle taşınmazı kimin kullandığının, taşınmaz kiralanmış ise kimin kiraya verdiğinin ve kira ödemelerinin kime yapıldığının, son kayıt malikin taşınmazı kullanan kişiden kira veya kullanım bedeli talebinde bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek son kayıt malikinin TMK’nın 1023. maddesinin korumasından yararlanıp yararlanamayacağının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Adli Tıp .... İhtisas Kurulu'nun raporu ile mirasbırakanın .............. tarihi itibari ile fiil ehliyetini haiz olmadığı sabit olduğundan , ilk el ...’e yapılan temlikin ehliyetsizlik nedeni ile geçersiz olduğunun açık olduğu, ne var ki, ...’den taşınmazı temlik alan ...’ın iyi niyetli olması durumunda ediniminin korunacağı, hâl böyle olunca, ...’ın iyi niyetli olup olmadığı, bir başka anlatımla TMK'nun 1023.maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunda tarafların bildirdikleri delillerin toplanması, ...’ın iyi niyetli olmadığı saptanır ise son kayıt maliki ..., ilk malik ...’in oğlu olup, durumu bilmesi gereken kişi konumunda olduğundan iyi niyetli sayılmayacağından davanın kabul edilmesi, ...’ın kötü niyetinin ispatlanamaması durumunda davanın reddedilmesi gerekeceği-
İpoteğin terkini, tapu kaydının iptali ve tescili talepleri ile bu talebin kabul görmemesi halinde dava konusu taşınmazın piyasa rayiç değerinin tespit edilerek, dava tarihinden itibaren uygulanacak faiz ile birlikte davalı inşaat şirketinden tahsili ile müvekkile ödenmesi taleplerine ilişkin dava-
Davalı banka tarafından çekişmeli taşınmazın aile konutu olduğu yapılan ekspertiz incelemesi ile öğrenilmiş olduğu hâlde davacının açık rızası alınmamış, TMK’nın 194. maddesinde öngörülen açık hükme uyulmayarak banka lehine ipotek tesis edilmiş olup, sonrasında yapılan icra takibi sonucu taşınmazın mülkiyeti alacağa mahsuben cebri ihaleyle bankaya geçmiş ise de, davalı bankanın TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, asıl işlem olan ipotek baştan itibaren geçersiz olduğundan buna bağlı olarak banka adına cebri ihale sonucu yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğinde olduğundan ihalenin feshi davasının açılıp açılmamasının da bir önemi bulunmadığı-
İ.lı sözleşmenin, yazılı şekilde yapılmasının yeterli olup resmi şekil şartı olmayıp ispat koşulu olduğu- Yazıl şekilde olmasa da yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgelerin varlığı halinde tanık ifadelerinin de delil olabileceği- Üçüncü kişilerin iyiniyeti ve davalının yaptığı temliklerin de dikkate alınması gerektiği-
Davacı arsa sahibi tarafından; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapılan binanın riskli yapı tespitinde bulunulması nedeniyle, sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil ayrıca riskli yapının yıkımı talep edildiği, mahkemece gerekli araştırma yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalıların, davalı yüklenici şirketin yapacağı inşaattan daire satın alan kişiler konumunda olmayıp, henüz hiç bir inşaat faaliyetine girişilmemiş, boş durumdaki ve tapuda arsa vasfındaki taşınmazı satın alan kişiler konumunda oldukları, tapu kaydı üzerinde herhangi bir sözleşme, inşaat ya da davalıdır şerhi bulunmadığından, adı geçen davalıların, davacı arsa sahibi ile davalı yüklenici şirket arasındaki ilişkileri bildiğinden bahsedilemeyeceği gibi davacının zararına hareket ederek ve muvazaalı bir şekilde taşınmazı satın aldıklarının da ispat edilemediği, bu durumda iyiniyetin orunması gerektiği-
Davalı, bağımsız bölümü davacı arsa sahibinden satın aldığını savunmuş olsa da, sözleşmede de bu bağımsız bölümün davacı arsa sahibine düşen bağımsız bölümlerden olduğu anlaşıldığından, mahkemece davalının taşınmazı kimden aldığı araştırılarak, arsa sahibinden aldığının kesin olarak tespiti halinde bu bağımsız bölüm yönünden davanın red edilmesi gerektiği-
Hukukumuzda kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesinin kabul edildiği ve bu amaçla TMK m. 2 genel hükmü yanında menkul mallarda, 988 ve 989. ve tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesi ile özel hükümler getirildiği- Bozma ilamında maddi hata sonucu çekişme konusu .... numaraları bağımsız bölümün son malikinin davalı olmadığı görüldüğünden, davacıya taşınmaz maliki aleyhine dava açma imkanı tanınmak suretiyle açılacak olan davanın bu dava ile birleştirilmesi ve toplanan delillerin yolsuz tescile ilişkin ilkeleri ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
İcra hukuku ile sınırlı olarak basit yargılamaya tâbi ihalenin feshi davasının mülkiyet hakkının illetini teşkil eden nedenin varlığına ya da yokluğuna delalet edemeyeceği; Türk hukuk sisteminde, tapu kayıtlarının oluşumuna esas alınan illilik prensibi gereği, ihalenin ayakta bulunması ya da fesih isteğinin reddedilmiş olması keyfiyetinin temelde yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmayacağı ve kesin hüküm teşkil etmeyeceği- Tüm davalıların tazminat talebinden müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği- İcra takip dosyasının incelenmesinden; ödeme emrinin "muhatabın kendi imzasına tebliğ edildi." açıklaması ile davacı borçlunun ..köyü ... adresinde tebliğ edildiği, daha sonraki tebligatların Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapıldığı, grafoloji ve sahtecilik uzmanlarından aldırılan bilirkişi raporuna göre, ödeme emri tebliğ mazbatasındaki imzanın davacı elinden çıkmadığı kanaati bildirildiği ve zabıta araştırması ile davacı borçlunun adı geçen köyde kesin olarak sürekli ikamet edip etmediğinin bilinmediğinin tespit edildiği, davalının 2 adet muvazaalı borç senedi düzenleyerek davacı aleyhine icra takibi başlattığı, icra takibinde davalıya çıkarılan tebligatların usulüne uygun olmadığı, cebri ihale ile devralan davalılar adına oluşan kaydın hukuki temelden yoksun olup, yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu, davalıların yolsuz tescili bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu, TMK'nun 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı-