TÜRK MEDENİ KANUNU > - Eşya Hukuku > - ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ > - ZİLYETLİK > - C. Zilyetliğin hükümleri > - III. Sorumluluk > Madde 995 - 2. İyiniyetli olmayan zilyet bakımından
Madde Listesi Madde 995 - 2. İyiniyetli olmayan zilyet bakımından
Davalı tarafından hangi yıl davalının yeğenine para verildiği yönünde tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, dava tarihinden önceki bir zamana tekabül ediyorsa, gerektiğinde davacı isticvap edilerek parayı alıp almadığının açıklığa kavuşturulması, bu para davacı tarafından alınmış ise İlçe Tarım Müdürlüğü veri ve bilgilerine uygun 2. rapora itibar edilerek ödenen para belirlenen miktardan düşülmek suretiyle ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği-
Elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabileceği, ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı olmadığı- Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekeceği-Men edilmedikçe paydaşların birbirlerinden ecrimisil isteyemeyeceği, intifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlı olduğu- Ecrimisil davalarında davalının uzun süreli kullanımı söz konusu ise, bu kullanıma ses çıkarmayan davacının zımni muvafakatinin var olduğu yönünde “fiili karine” oluşacağı ve bu karinenin aksi davacı tarafından kanıtlanmadıkça, ecrimisil talep edilmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği-
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirleneceği, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edileceği-
Davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
E.tma haksız eylem olup, elatmanın önlenmesi davalarının da haksız elemi gerçekleştiren kişiler aleyhine açılacağı, her bir davalı bir katta oturuyor ise bu durumda her bir davalının oturduğu katın değeri üzerinden yargılama giderlerinden sorumlu olacakları-
Çekişmeye konu taşınmazın adlarına tescili hususunda tescil davası, E. 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/383 Esas sayılı dosyasından ise kayyımlık kararının kaldırılması hususunda dava açtıkları ve anılan davaların da halen derdest olduğu anlaşıldığından, öncelikle malik hanesi boş olan dava konusu taşınmazla ilgili E. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1957/726 Esas sayılı dava dosyasının sonuçlanıp sonuçlanmadığının araştırılarak, sonuçlanmış ise anılan dava dosyasının getirtilip çekişme konusu taşınmazın kimin adına tescil edildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, yok şayet sonuçlanmamış ise anılan dava dosyasının ve öte yandan davalıların açmış olduğu E. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/96 Esas ve E. 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/383 Esas sayılı dava dosyalarının neticelerinin beklenmesi, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
E.tmanın önlenmesi isteği açısından parsellerin paylaşılması şeklindeki kullanıma değer verilemez ise de bu şekilde kullanımın kötüniyete dayalı olduğunun söylenemeyeceği ve bu şekilde kullanan paydaşın ecrimisilden de sorumlu olmayacağı-
Çekişmeye konu taşınmazın 06.11.2006 tarihli Belediye Meclis Kararına istinaden kapalı otopark inşaat işinin herhangi bir kimseye ihale ile verilip verilmediğinin, verilmiş ise taşınmazın hangi tarihte ihale sahibine teslim edildiğinin, ihaleye verilmemiş ise, üzerindeki inşaat faaliyetine kimin hangi tarihte başladığının, taşınmazda kiracı olan davalıların taşınmazı hangi tarihte tahliye ettiklerinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bu konuda tarafların gösterdikleri delillerin eksiksiz toplanması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Ecrimisile hükmedilebilmesi için, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olmasının dahi sonuca etkili olmadığı-
Her iki taşınmazın yaklaşık 40 yıl önce yapılmış bir istinat duvarı ile ayrıldığı, yapılan uygulamalar sonucunda davacılara ait taşınmazın 57.22 m2'sinin duvarın diğer tarafında bırakıldığı ve davalılar tarafından otopark ve yeşil alan olarak kullanılmak suretiyle elatıldığı, davalıların bu bölümde kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, taşınmaza haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattıkları belirlenmek suretiyle 57.22 m2'lik bölümüne ilişkin olarak açılan elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ve bahçe duvarının tecavüzlü kısmının yıkımına karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak uzun bir kullanım durumunun taşınmaz malikleri arasındaki bir anlaşmanın göstergesi olduğu, davacıların taşınmazı edindiği tarihten itibaren dava tarihine kadar davalılara bir ihtarname keşide etmedikleri, bir ikazda bulunmadıkları gözetildiğinde, davalıların taşınmazın bu bölümünü muvafakata dayalı olarak kullandıkları, yani sözlü olarak ariyet akdi yapıldığı ve dava açılmakla muvafakatın geri alındığı, akdin feshedildiği dolayısı ile davalıların kötüniyetli olmadıkları anlaşıldığından, kötüniyetli zilyedin malike ödemekle yükümlü olduğu ecrimisilden sorumlu olacaklarının söylenemeyeceği-