Davalıların belirli dönemlerde dava konusu bazı parselleri kullandıkları anlaşılmış ancak davalılardan kimin, hangi parseli kullandığı tespit edilmeden davalıların çekişme konusu taşınmazlara elatmasının önlenmesine karar verildiğinden, dosyadaki taraf beyanları ile tüm deliller değerlendirilmek ve gerektiğinde yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu her bir taşınmazın kimin kullandığı tespit edilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi ve yargılama giderlerinin de buna göre belirlenmesi gerekeceği-
Çekişme konusu taşınmazın 21/08/1956 tarihinde kadastroca tespit gören 30 sayılı parselden ifrazen oluştuğu, davalıların kadastro tespitinden sonra komşu 180 sayılı parsele yaptıkları binaların davacının parseline taşkın olduğu, davalıların çaplı taşınmaza tecavüzleri nedeniyle iyi niyetli olmadıkları, dolayısıyla 4721 sayılı TMK'nun 725. maddesindeki koşullar ile aynı Kanunun 995. maddesindeki koşulların oluşmadığı-
Talep tarihi olan 14.07.2007 tarihinden, davanın açıldığı 30.12.2011 tarihine kadar davacıların payları oranında hesaplanacak (taleple bağlı kalınarak) ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ihtarname tarihinden itibaren ecrimise hükmedilmiş olmasının yanlış olduğu-
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirleneceği, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edileceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin davada, dava dilekçesinde tahliye talep edildiği halde, duruşmada davacı vekilinin; ''E.tmanın önlenmesi isteğimiz yoktur'' şeklindeki beyanının tahliyeye ilişkin davasını geri alma mahiyetinde olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenerek, ''geri alma'' olduğunun belirlenmesi halinde, davalının buna açık rıza gösterip göstermediği saptanarak elatma yönünden sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Her ne kadar dava konusu taşınmazlarda davacıların kullandığı yer bulunmadığı belirlenmiş ise de, mahallinde yapılan uygulama neticesinde teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen 18.08.2014 tarihli raporda; ecrimisile konu taşınmazlar üzerinde boş olan ve işlenmeyen alanlar olduğunun belirtilmiş olması karşısında, tarla vasıflı olan dava konusu taşınmazlarda davacıların kullanabilecekleri bölümlerin bulunup bulunmadığının belirlenmediği-
Kural olarak çapa bağlı taşınmazlarda iyiniyet savunmasına itibar edilmeyeceği-
Davacıların, noter kanalı ile davalıya ihtarname keşide etmeden önce intifadan men olgusunun gerçekleştinden talep tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar davacıların payları oranında hesaplanacak (taleple bağlı kalınarak) ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği-
Her ne kadar dava konusu taşınmazlarda davacıların kullandığı yer bulunmadığı belirlenmiş ise de, mahallinde yapılan uygulama neticesinde teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen 18.08.2014 tarihli raporda; ecrimisile konu taşınmazlar üzerinde boş olan ve işlenmeyen alanlar olduğunun belirtilmiş olması karşısında, tarla vasıflı olan dava konusu taşınmazlarda davacıların kullanabilecekleri bölümlerin bulunup bulunmadığı belirlenmiş ve değerlendirilmiş olmadığından, ecrimisile konu taşınmazlarda davacıların paylarına karşılık kullanabilecekleri yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Asıl davada, davalının yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanarak takas mahsup defin değerlendirilip asıl dava bakımından ecrimisile hükmedilmesi gerektiği- Karşı davaya konu bağımsız bölümlerin 1/2 payının muris adına kayıtlı olduğu gözetilmeden taşınmazların tamamı için karşı davada ecrimisile hükmedilmiş olmasının da isabetsiz olduğu-