Ödeme emri tebliğ evrakında “Mernis Adresi” şerhi bulunmakla birlikte “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhat bulunmadığından bahisle TK.'nun 21. maddesine göre yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca borçlunun tebliğe muttali olduğunu beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceği-
Borçlunun, icra emri tebligatını alan oğlu ile aynı dairede oturmadığını ileri sürdüğü, borçlu ile oğlunun aynı dairede oturup oturmadığı hususunda yeterli araştırma yapılarak karar verilmesi gerekeceği-
Borçlulara ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan 6099 sayılı Yasanın 3. maddesi ile muhatabın bilinen en son adresinin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya muhataba tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adresi sayılacağı, borçluların, adrese dayalı kayıt sisteminde adreslerinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, tebliğ işleminin usulüne uygun olup olmadığı denetlendikten sonra karar verileceği-
Muhatabın çarşıya gittiğini beyan eden komşunun ismi tespit edilip imzası alınmadan yapılan icra emrine ilişkin tebligatın usulsüz olduğu-
Borçlunun "tebliğ memurunun adresin mevcut olmadığı yönündeki tespitinin aksini" iddia etmesi karşısında bu iddiayı her türlü delille ispatlaması mümkün olup, kendisine iddiasını ispat etme imkanı verilmesi açısından incelemenin duruşmalı yapılmasında zorunluluk olduğu-
Borçlunun tebligat usulsüzlüğü şikayeti üzerine mahkemece "davanın kabulüne”şeklinde verilen kararın hüküm kısmının şüphe ve tereddüde yer vermeyecek biçimde açık olmadığı ve dolayısıyla kararın infaz kabiliyetinin bulunmadığı-
Borçlunun şikayet dilekçesinde, tebliğ tarihinde mernis adresinde oturduğunu iddia ettiği, tebliğ memurunca Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesi uyarınca adresin kapalı olup, kimsenin bulunmadığı ve muhatabın o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olduğu hususları belirlenmeden yapılan tebligat usulsüz olup, şikayetin bu nedenle kabulü gerektiği-
Şikayetçi borçlu adına çıkartılan tebligatta, borçlunun işte olduğu şeklinde beyanda bulunan ve kendisine haber bırakılan site görevlisinin kim olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmadığından, borçluya yapılan tebligatın usulsüz olup, borçlunun usulsüz tebliğe muttali olduğu tarihe göre tebligat tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu ile kendisine tebligat yapılan gelininin aynı binanın farklı dairelerinde ikamet ettikleri, bu durumda,aynı konutta oturan kişilerden sayılamayacaklarından borçlunun gelinine yapılan duruşma gününün tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Borçlu şirkete yapılacak tüm tebligatların mahkemenin kayyım tayinine ilişkin kararı doğrultusunda şirket kayyımına yapılması gerekeceği-
