Takipte gösterilen adresin borçlu tarafından da kabul edildiği gözetildiğinde, bu adresin borçlunun bilinen en son adresi olarak kabulü gerektiği halde başka bir adrese çıkartılan tebligat TK'nun 10. maddesine aykırı olduğu gibi, mernis adresine gönderilen ödeme emri tebligatın da; tebligatın 7201 Sayılı Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince yapılması yönünde bir şerh bulunmadığından TK.nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı-
Ödeme emrini alan işçinin tebligatı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu hususun tebliğ evrakına şerh edilmeksizin yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
S.en takip şekline göre, borçlunun, icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak yedi günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurmasının zorunlu olduğu-
Davalıya yapılacak gerekçeli karar tebliği annesi imzasına tebliğ edilmiş olup, davalı ile annesinin aynı konutta oturup oturmadığı tevsik edilmeden yapılan tebligatın usulsüz olduğu-
Takip dosyasında borçlunun bilinen adresine çıkarılıp, bila tebliğ edilen bir tebligat olmaksızın TK'nun 10. maddesindeki hüküm yerine getirilmeden mernis adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu- Borçluya "satış ilanı" ve "kıymet takdiri raporu"nun usulsüz olarak tebliğ edilmesi ve bu durumda borçlunun kıymet takdirine itirazda bulunması üzerine mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle yerinde keşif yapılarak taşınmazın ihale tarihindeki değerinin araştırılması ve taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine, buna karşın muhammen bedelin altında olması halinde ise - "zarar unsuru" oluşmayacağından- ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda bilinen adrese çıkarılan tebligat bilâ tebliğ iade edildiği için muhatabın adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresine normal değil, TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılmasının gerekeceği-
Borçluya gönderilen tebligatın TK'nun 17. maddesi gereğince işyeri adresi itibariyle yapılmaya çalışıldığı, ancak haber kağıdının bırakıldığı kimsenin kim olduğu sorgulanmadığı gibi tebliğ memuruna vermiş olduğu beyanı da imza altına alınmamış olduğundan bu haliyle yapılan tebligatın geçersiz olduğu-
Borçluya ödeme emri tebligatı dışında kıymet takdiri raporunun da tebliğ edildiğinin, borçlunun şikayet dilekçesinde kıymet takdir raporu tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik bir iddiasının bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince borçlunun ödeme emrinden en geç kıymet takdir raporunun tebliğ edildiği 26.5.2014 tarihinde haberdar olduğunun kabul edilmesinin gerekeceği-
Ödeme emrinin bila tebliğ edilmesi üzerine, T.K md 21/2 uyarınca yeniden çıkarılan tebligat zarfı üzerine bu hususun şerh edilmesi gerektiği-
Öğrenme tarihinin aksi tanık beyanı ile ispat edilemez ise de, şikayetçinin ödeme emrinden haberdar olduğu yazılı bir belge ile kanıtlandığı takdirde, öğrenme tarihi olarak adı geçenin beyanına itibar edilemeyeceği-