Takip dosyasında borçlunun bilinen adresine çıkarılıp, bila tebliğ edilen bir tebligat olmaksızın TK'nun 10. maddesindeki hüküm yerine getirilmeden mernis adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu- Borçluya "satış ilanı" ve "kıymet takdiri raporu"nun usulsüz olarak tebliğ edilmesi ve bu durumda borçlunun kıymet takdirine itirazda bulunması üzerine mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle yerinde keşif yapılarak taşınmazın ihale tarihindeki değerinin araştırılması ve taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine, buna karşın muhammen bedelin altında olması halinde ise - "zarar unsuru" oluşmayacağından- ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda bilinen adrese çıkarılan tebligat bilâ tebliğ iade edildiği için muhatabın adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresine normal değil, TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılmasının gerekeceği-
Borçluya gönderilen tebligatın TK'nun 17. maddesi gereğince işyeri adresi itibariyle yapılmaya çalışıldığı, ancak haber kağıdının bırakıldığı kimsenin kim olduğu sorgulanmadığı gibi tebliğ memuruna vermiş olduğu beyanı da imza altına alınmamış olduğundan bu haliyle yapılan tebligatın geçersiz olduğu-
Borçluya ödeme emri tebligatı dışında kıymet takdiri raporunun da tebliğ edildiğinin, borçlunun şikayet dilekçesinde kıymet takdir raporu tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik bir iddiasının bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince borçlunun ödeme emrinden en geç kıymet takdir raporunun tebliğ edildiği 26.5.2014 tarihinde haberdar olduğunun kabul edilmesinin gerekeceği-
Ödeme emrinin bila tebliğ edilmesi üzerine, T.K md 21/2 uyarınca yeniden çıkarılan tebligat zarfı üzerine bu hususun şerh edilmesi gerektiği-
Öğrenme tarihinin aksi tanık beyanı ile ispat edilemez ise de, şikayetçinin ödeme emrinden haberdar olduğu yazılı bir belge ile kanıtlandığı takdirde, öğrenme tarihi olarak adı geçenin beyanına itibar edilemeyeceği-
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan ilanda, yönetici olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu belirtildiğinden ve bu kişinin şirket adına söz konusu tebligatı almaya yetkili olduğunun anlaşıldığından, mahkemece, bu kişinin tebliğ tarihi itibariyle şirketi temsil ve ilzama ilişkin yetkisinin yöntemince araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerekeceği-
TK.nun 10/1. maddesi gereğince muhatabın bilinen adresine çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iadesi halinde, aynı maddenin 2. fıkrası gereğince aynı Kanun’un 21/2. fıkrasına göre tebligat çıkartılabileceği, ilk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmadığı, her iki adresin de Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adres olduğu, somut olayda bilinen adrese çıkarılan tebligat bilâ tebliğ iade edildiğine göre, muhatabın adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresine normal değil, TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılmasının gerekeceği-
3. kişi şirket adına çıkarılan haciz ihbarnamesi tebligatının muhatabın adresten ayrıldığının tespiti ile 07.05.2014 tarihinde iade edildiği, bilahare İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden şirketin kayıtlı adresinin sorulduğu ve iade gelen tebligatın ticaret sicilinde belirtilen adrese çıkmış olduğunun görüldüğü, bunun üzerine alacaklı tarafından aynı adrese 35. maddeye göre tebligat çıkarılmasının istenildiğinin anlaşıldığı, Tebligat Kanunu'nun (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) 35/4. maddesi gereğince, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı-
Borçluya gönderilen ödeme emri tebligatının incelenmesinde aynen; “gösterilen adrese gidildi. Adresin kapalı olması dağıtım anında bulunmaması nedeniyle komşusu ...'ya soruldu, imzadan imtina eden komşusunun beyanına göre muhatap dışarı gitmiş olup evrak Fener Mahalle muhtarına teslim edilip, 2 nolu haber kağıdı kapısına yapıştırılmış, en yakın komşusu ....'a haber verilmiştir” şerhi ile 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, tebliğ memurunun, ödeme emrinin tebliğinde; muhatabın adreste bulunmama sebebini, borçlunun adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden "dışarıda" şeklindeki tebliğ işleminin, 7201 Sayılı Kanun'un 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince usulsüz olduğu-