Tebligatın usulüne aykırı yapılmış olması halinde muhatabın tebligattan haberdar olmuş olması halinde, tebligatın muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı–
“Birlikte oturduğu” belirtilmeden borçlunun babasına yapılan tebligatın geçerli olup olmadığını saptamak için “borçlunun babası ile birlikte oturup oturmadığı”nın araştırılması gerekeceği–
7201 sayılı Tebligat Kanununun 32. maddesinin uygulanabilmesi için, tebligatın usulsüz olarak yapılmış olması gerektiği, vekile hiç tebligat yapılmamış olan durumlarda bu maddenin uygulanamayacağı–
Alacaklı vekilinin ‘birlikte sakin katibi’ imzasına yapılan tebligatın, Tebligat Kanununun 17. maddesine uygun sayılacağı-
Tebligat Kanununun 21 ve Tebligat Tüzüğü‘nün 28. maddesi uyarınca; muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek kişilerin hiçbirisi gösterilen adreste bulunmazsa; tebliğ memurunun bu kişilerin adreste bulunmama sebeplerini, bilmesi muhtemel konusu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta âbir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan kaçınmaları halinde bu durumu da tutanağa yazıp imzalamaları (imzalatmaları) gerekeceği, ayrıca, tebliğ sırasında hazır bulunmayan muhatapların, tevzi (dağıtım) saatlerinden sonra adrese geldiğinin (döndüğünün) beyan edilmesi halinde, bunun tebligat parçasına yazılıp imzalanması gerekeceği–
Kendisine tebligat yapılacak kişinin adresinde bulunmaması halinde kendisi ile birlikte oturan ailesi fertlerinden veya hizmetçilerinden birine yapılacağı, bu durumda, «muhatabın adreste bulunmama sebebinin araştırılmasına ve tevziat saatinden sonra adrese döneceğinin saptanıp, tebliğ tutanağında belirtilmesinin» gerekmediği–
Borçlunun -«ödeme emri tebligatın usulsüz yapılmış olduğunu» ileri sürerek- «ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesini» istemekte hukuki yararının bulunduğu-