Mahkemece, tebliği çıkaran mercice, tebliğ evrakı üzerine tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair kayıt düşülmeden, yapılan tebligatların usulsüz olduğu nazara alınarak, Tebliğat Kanunu 32. maddesi hükmü de gözetilerek iddia edilen öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulüne karar verilmesi yerine, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun adrese dayalı kayıt sisteminde kayıtlı adresinin bulunmaması halinde ipotek akit tablosunda yazılı adresine daha önce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılabileceği- İhalenin feshi isteminin 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığından bahisle istemin reddine karar verilmesi gerekeceği- İhalenin feshi isteminin 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığından bahisle istemin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tebligatı çıkaran merci tarafından adres kayıt sistemine ilişkin olarak şerh verilmeden dağıtıcı tarafından 21/2. maddesine göre tebliğ işleminin yapılamayacağı-
Somut olayda, (7) no'lu ödeme emrinin "muhatabın annesi borçlunun işte olduğunu beyan edip evrakı almaktan imtina ettiğinden dolayı" Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, tebliğ işlemindeki bu açıklamanın; adreste muhatabın bulunmaması nedeniyle tebligatın, 7201 Sayılı Kanunun 16. maddesinde sayılan ve tebliğ sırasında adreste hazır bulunan annesine yapılmak istendiğini, ancak adı geçenin tebellüğden imtina etmesi nedeniyle 20. maddede yapılan atıfla yine aynı Kanunun 21. maddesine göre tamamlandığını gösterdiği, bu nedenle Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinin uygulanması gerekmez ise de, borçlunun şikayet dilekçesinde, tebligat yapılan kişinin kayın validesi olup, aralarında husumet bulunduğunu ve bu kişiyle aynı adreste oturmadığını beyan ettiği, bu durumda mahkemece, şikayetin niteliği gereği duruşma açılıp, taraflara duruşma gün ve saati tebliğ edilerek, alacaklı ve borçlunun iddia ve savunmaları dinlendikten ve gösterecekleri deliller değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerekeceği-
Tebliğ memurunun, muhatabın adresinin kapalı olduğunu tespit edilmesine rağmen, muhatabın, adresten geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, adreste bulunmama sebebini ve tevziat saatlerinden sonra geleceğini belirlemeden tebliğ işlemini tamamladığı, bu haliyle yapılan tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddeleri hükümlerine aykırı olup usulsüz olduğu-
Hükmi şahıslara tebliğin, salahiyetli mümessillerine (yetkili temsilcilerine), bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılacağı, eğer hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılması gerekmekte olup, davalılardan ... Şirketine yapılan tebligatların, tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapıldığına ilişkin belge bulunmadığı, davalıya yapılan tebligatların hiçbiri Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinin aradığı sıralı kişilere yapılma nedenlerine dair şerhleri içermediğinden, davalı şirkete yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığının kabulü gerekeceği-
Takip dosyasında şikayetçi borçlunun bilinen iki adresinin bulunduğu, bu adreslerin tamamına 7201 Sayılı TK'nun 10/1. maddesi uyarınca normal tebligat çıkarılarak ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi, bildirilen tüm adreslere çıkarılacak tebligatların bila tebliğ dönmeleri halinde ise aynı Kanun'un 10/2. maddesi yollamasıyla TK'nun 21/2. maddesine uygun olarak tebligat çıkarılması gerekirken, bu sıralamaya uyulmadan doğrudan doğruya TK'nun 21/2. maddesine göre işlem yapılmasının Tebligat Kanunu'na aykırı olduğu, bu durumda uyuşmazlığın İİK'nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 Sayılı Kanun'un 32. maddesine göre çözümlenmesinin gerekeceği-
Şirket adına çıkartılan icra emiri ve kıymet takdiri raporu tebligatlarının Ticaret Sicilde kayıtlı adresine çıkartıldığı ve ''aynı çatı altında çalışan imzasına tebliğ edildiği'', ancak dosya içinde mevcut belgelerden adı geçenin şirketi temsil yetkisi bulunmadığı gibi, borçlu tüzel kişiyi temsile yetkili olanların o sırada orada bulunup bulunmadıkları da belirlenmeden ve uyulması gerekli prosedüre uyulmadan, doğrudan çalışan imzasına tebliğ edilmiş olduğu, bu nedenle, tebligatın usulsüz olduğu-
Borçlunun adresinde borçlu şirket yetkilileri ve çalışanı bulunmadığına göre tebligat memurunca tebliğ işleminin 7201 s. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı ve 89/1 haciz ihbarnamesinin usule uygun tebliğ edilmesine rağmen bu tebligatın iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Taşınmazın kıymetinin belirlenmesi için yapılan keşif ve bilirkişi masraflarının da tıpkı ilan giderleri gibi paraya çevirme masrafı olarak kabulünün gerekeceği-
