Talep, "yabancı bayraklı gemi üzerine konulan ihtiyati haciz kararına itiraz ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması" istemine ilişkin olup, mahkemece, geminin Litvanya'da yapılan cebri satışı sonucu mülkiyetinin muterize intikal ettiği, ihtiyati haciz sırasında borçlunun gemi maliki olmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verildiği; Litvanya'da yapılan açık artırma ve geminin alıcıya teslimi esnasında üzerine ihtiyati haciz konulması istenen geminin İzmir Limanı'nda bulunduğu, dosya kapsamından ve İzmir Liman Başkanlığı'nın yazılarından anlaşılmakta olup, Litvanya Makamlarınca yapılan satışın Türk hukuku bakımından geçerli olduğu ve mülkiyetin alıcıya intikal ettiğinin kabul edilemeyeceği bu nedenle "itirazın reddine" karar verilmesi gerektiği-
"İhtiyati haczin mirasın reddi talebinden sonra talep edildiği" gerekçesiyle "talebin kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
"İtiraz edenin, ihtiyati hacze dayanak teşkil eden genel kredi sözleşmesinin tüm sayfalarında imzasının bulunmadığı, imzanın eli ürünü olmadığı, asıl borçlu ile banka arasında protokol imzalandığından kefilin borçtan sorumlu olmayacağı, el yazısını içeren kefalete ilişkin ibare bulunmadığı yönündeki itirazlarının açılacak itirazın iptali davasında savunma, menfi tespit davasında iddiaya konu olabileceği, genel kredi sözleşmesinde itiraz edenin kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğu nazara alınarak itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. maddesi kapsamında kalmadığı" gerekçesi ile "talebin reddine" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
İhtiyati haciz isteyen karşı tarafın alacağı muaccel olmadığı gibi, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, İİK'nın 257/2. madesinde muaccel olmayan alacaklar yönünden sayılan koşulların da oluşmadığı gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın kabulü ile, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati hacze itiraz eden, itiraz dilekçesiyle yetki itirazında bulunmuş, ayrıca "alacaklı görünen tarafla aralarında sözleşme ilişkisi olmadığını" ileri sürdüğü, öte yandan takibe dayanak fatura ve sevk irsaliyesi taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığını ortaya koymadığı- Bu durumda mahkemenin kendisini, salt para borçlarına uygulanma olanağı bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesine göre yetkili görmesi doğru olmadığı, kararın bu nedenle ihtiyati hacze itiraz eden yararına bozulması gerektiği-
İhtiyati hacze itiraz edenin ileri sürdüğü hususların İİK'nun 265. maddesinde sayılan sebeplerden olmadığı, esasa ilişkin dava sırasında irdelenmesi gereken konulardan olduğu-
Somut olayda, asıl borçluya ihtiyati haciz talep eden banka tarafından kredi kullandırılmış, muteriz de işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış ve kredi borcunun teminatı olarak gayrimenkul ipotekleri tesis edilmiş ise de, söz konusu ipotekler asıl borçlunun borcunu teminat altına almak üzere verilmiş olup, muteriz kefilin kefalet borcunu teminen verilen bir ipotek bulunmadığı nazara alınarak "ihtiyati haciz kararına itirazın reddine" karar vermek gerektiği-
İİK'nın 265/4. maddesi gereğince, mahkeme itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra itirazı varit görürse kararı değiştirebileceği veya kaldırabileceği- Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verileceği, mahkemece Yasa'nın bu hükmüne uygun olarak duruşma yapılarak karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden karar verilmesinin doğru olmadığı-
İtiraz eden vekili itiraz dilekçesinde "ihtiyati hacze konu borcun ödendiği"nden bahisle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiğinden, itiraz dilekçesinde yer alan taleplerin ileride açılacak bir eda davasına konu olacak talepler olduğundan, bu haliyle borcun esasına itiraz edilmiş olduğundan, "itirazın reddine" karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece İİK'nın 265. maddesi uyarınca taraflara usulünce duruşma gününü bildir tebligat yapılıp beyanları alınarak vaki itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz isteyen alacaklıya duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeden ve savunma hakkını kısıtlar biçimde gıyabında yapılan yargılama ile itirazın incelenip yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı-