Her ne kadar ihtiyati hacze itiraz edenin vermiş olduğu ipotek, dava dışı üçüncü kişilerin borcunu da temin ediyor ve bu durumda karar tarihinde yürürlükte bulunan BK'nun 487. ve İİK'nun 45. maddeleri gereğince ihtiyati hacze itiraz edenin kefaleti nedeniyle verilen ipoteğe el atılmadan ihtiyati haciz talep edilemez ise de; yargılama devam ederken davaya ve takibe konu alacağın 25.07.2011 tarihinde ödendiği ve aynı gün ilgili icra müdürlüğünce "hacizlerin kaldırılmasına" karar verildiği, ihtiyati hacze itirazın ise 04.11.2010 tarihinde, yani paranın icra veznesine yatırılmasından önce yapıldığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulü ile, "ihtiyati haciz kararının kaldırılması"na dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Çekin keşide yerinin Ankara, muhatap bankanın bulunduğu yerin ve borçlu keşidecinin şirket merkezinin Kırıkkale olduğu, Eskişehir mahkemelerini yetkili kılan yasal bir husus bulunmadığı gerekçesiyle "yetki itirazının kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına" dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Takip dayanağını ihtiyati haciz talep edenin keşidecisi, ihtiyati hacze itiraz edenin ise lehtarı olduğu bononun oluşturduğu, lehtarın bonoyu takip dosyasının alacaklısı olan bankaya ciro ettiği, bononun vadesinde ödenmemesi üzerine, bankanın keşideci ve lehtar aleyhine takibe geçtiği, ihtiyati haciz talep eden keşidecinin 15.000 TL ödeme yaptığı, keşidecinin ödediği bedeli cirantadan talebinin ve bu kapsamda ihtiyati haciz isteminin yasal dayanağının bulunmadığı, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin talebinin yerinde olduğu-
Mahkemece savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak biçimde ve İİK'nın 265. maddesine aykırı olarak duruşma açılıp tarafların beyanları alınmaksızın, evrak üzerinden işin esasının incelenmesinin doğru görülmediği, kararın bu nedenle ihtiyati haciz isteyen alacaklı yararına bozulması gerektiği-
İhtiyati haciz talebinden feragat üzerine, vekaletnamede feragat yetkisi bulunduğu da gözetilerek, feragat nedeniyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Mahkemece, muteriz/borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğinden bahisle hakkındaki ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğinden, dosyada bulunan kat ihtarının anılan borçluya tebliğine dair belgeden, sözleşme adresine çıkarılan bu tebligatın bila tebliğ iade olunduğu anlaşılmış ise de, 2004 sayılı İİK’nın 68/1-b maddesi ile, sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracağı, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlenmiş olduğundan, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı-
Mahkemece, ihtiyati haciz isteminde ipotek akit tablosu ve kredi sözleşmesine ilişkin tüm belgelerin getirtilip ipoteğin hangi borçlunun borcunu teminen verildiği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati hacze itiraz sebeplerinin sınırlı olduğu-
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın varlığı hakkında kanaat edinilmesinin” yeterli görüldüğü, bunun kesin bir ispat şeklinde anlaşılamayacağı, “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşulun kanunda öngörülmediği, alacaklı tarafından fatura ve sevk irsaliyesinin ibraz edildiği, bu belgelerden alacağın varlığına kanaat getirildiği gerkeçesiyle ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinin isabetsiz sayılmayacağı-
Alacaklı banka tarafından müteselsil kefilin ortağı olduğu şirketine Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre "ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı" nazara alınmadan "müteselsil kefil yönünden talebin reddi"nin doğru olmadığı-
