Mahkemece savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak biçimde ve İİK'nın 265. maddesine aykırı olarak duruşma açılıp tarafların beyanları alınmaksızın, evrak üzerinden işin esasının incelenmesinin doğru görülmediği, kararın bu nedenle ihtiyati haciz isteyen alacaklı yararına bozulması gerektiği-
Mahkemece, muteriz/borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğinden bahisle hakkındaki ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğinden, dosyada bulunan kat ihtarının anılan borçluya tebliğine dair belgeden, sözleşme adresine çıkarılan bu tebligatın bila tebliğ iade olunduğu anlaşılmış ise de, 2004 sayılı İİK’nın 68/1-b maddesi ile, sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracağı, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlenmiş olduğundan, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı-
İhtiyati haciz talebinden feragat üzerine, vekaletnamede feragat yetkisi bulunduğu da gözetilerek, feragat nedeniyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Mahkemece, ihtiyati haciz isteminde ipotek akit tablosu ve kredi sözleşmesine ilişkin tüm belgelerin getirtilip ipoteğin hangi borçlunun borcunu teminen verildiği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati hacze itiraz sebeplerinin sınırlı olduğu-
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın varlığı hakkında kanaat edinilmesinin” yeterli görüldüğü, bunun kesin bir ispat şeklinde anlaşılamayacağı, “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşulun kanunda öngörülmediği, alacaklı tarafından fatura ve sevk irsaliyesinin ibraz edildiği, bu belgelerden alacağın varlığına kanaat getirildiği gerkeçesiyle ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinin isabetsiz sayılmayacağı-
Alacaklı banka tarafından müteselsil kefilin ortağı olduğu şirketine Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre "ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağı" nazara alınmadan "müteselsil kefil yönünden talebin reddi"nin doğru olmadığı-
İİK. 266. maddesi ihtiyati haczin kaldırılması talebiyle ilgili olup, borçlunun ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemece kabul edilecek “rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti” göstermek şartıyla talep etmesi halinde takip kesinleştikten sonra bu talep hakkında görevli mahkemenin icra hukuk mahkemesi olduğu- İhtiyati hacze itiraz eden borçluların talebi İİK. 265. maddesi kapsamında olduğundan, mahkemece, ihtiyati hacze itiraz eden borçluların itirazının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile İİK. 266. maddesine göre görevsizlik nedeniyle talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
"İİK'nın 265/1 maddesi gereğince ihtiyati hacze itiraz sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edilmesi mümkün olup, borçlu tarafça öncelikle mahkemenin yetkisine itiraz edildiği, çeklerde borçlunun ikametgahı, ödeme yeri ve keşide yeri mahkemeleri yetkili olup, ihtiyati haciz dayanağı çekte her ne kadar alacaklı tarafça dilekçede İstanbul olarak gösterilmiş ise de borçlunun sunduğu kayıtlara göre borçlu şirketin ikametgahı ile çeklerdeki ödeme yeri ve keşide yerinin İzmir bulunup mahkemenin yetkisiz olduğu, kambiyo senedi alacağından kaynaklanan alacağın götürecek borç niteliğinde olmadığından BK'nın 73, TBK'nın 89. maddeleri uygulanamayacağı sonucuna varıldığı" gerekçesiyle "borçlu tarafça yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına" dair verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı-
İhtiyati hacze konu alacak hakkında dava açılması, "ihtiyati hacze itirazı incelemeye bu kararı veren mahkemenin görevli bulunduğu"na ilişkin kuralın istisnasını teşkil ettiği- İcra ve İflas Kanununun 265/4'üncü maddesi uyarınca mahkemece tarafların davet edilip dinlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-