Mahkemece, "İİK'nın 257/1 ve 45. maddesine göre, asıl alacağın borçlusu tarafından alacağı temin etmek üzere rehin verilmiş olması halinde, bu alacağa ilişkin olarak rehne başvurulmadan, ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olmadığı, ancak TBK'nın 586. maddesi uyarınca, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden kefil oldukları miktar için ayrıca kefaletin rehinle teminatı söz konusu değilse, bu kişiler hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün bulunduğu, bankanın kredi alacağının teminatı olmak üzere biri N. Y.'e ve diğeri asıl borçlu olan şirkete ait iki adet taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, ipotek akit tablolarının içeriğinden anlaşılacağı üzere aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin kefil oldukları miktar için ayrıca rehinle teminatın söz konusu olmadığı" gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, borçlunun akdi ilişkiyi inkar etmediği ve takip sırasında borca kısmen itirazda bulunduğundan, alacaklının kendi yerleşim yerinde ihtiyati haciz talep edebileceği, alacaklının ibraz ettiği deliller alacağın varlığı konusunda mahkemede kanaat oluşturduğundan, "ihtiyati haciz itirazının reddine" karar verilmesi gerektiği-
İcra ve İflâs Kanunu'nun 265/IV hükmüne göre, mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verileceği-
Mahkemece, "ihtiyati haciz kararının alacağın varlığına ve muaccel olduğuna kanaat getirilerek verildiği, itiraz edenin daha önceki vekili tarafından itiraz süresi içerisinde verilen itiraz dilekçesinde ileri sürülen itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. maddesinde sınırlı olarak belirtilen itiraz sebeplerinden olmadığı, ihtiyati hacze konu bir alacağın kural olarak İİK'nın 264. maddesi kapsamında yargılamayı gerektirmesi olasılığının kanunda açıkça kabul edilmiş olması, itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususların ihtiyati haczi tamamlayan merasim veya menfi tespit davası sırasında incelenebilecek nitelikte bulunması karşısında, ihtiyati haczin dayandığı sebebe dair itirazın yerinde olmadığı, alacaklı tarafından depo edilen % 15 oranındaki teminatın makul olduğu" gerekçesiyle, "itirazın reddine" karar verilmesi gerektiği-
Borçlu gerçek kişilerin şirket ortağı olmaları bir başına tacir olmayı gerektirmediğinden ve talepte bulunulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 17. maddesi gereğince ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabileceklerinden; bonodaki yetki şartına itibar edilemeyeceği-Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacaklar niteliğinde olduğundan ve bu alacaklar için 6098 sayılı TBK'nın 89/1. (818 sayılı BK'nın 73/1) hükmü uygulanamayacağından, kambiyo senedi alacaklısı, kendi yerleşim yerinde kambiyo senedine mahsus ihtiyati haciz talebinde bulunamayacağı-
İcra ve İflas Kanunu’nun 265/1. maddesi uyarınca kendisi dinlenilmeden ihtiyati haciz kararı verilen borçlu, verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı kararı veren mahkemeye müracaatla itiraz edebileceği- İhtiyati haciz talep eden alacaklının, ihtiyati hacze itiraz edilmeden önce başka bir mahkemede alacak davası açması halinde bu defa ihtiyati haciz kararına yapılan itiraz, ihtiyati haciz kararını veren mahkeme tarafından değil esasa ilişkin davanın açıldığı mahkeme tarafından inceleneceği-
"Dava konusu çekin davalı tarafından faktoring sözleşmesi uyarınca dava dışı şirketten alındığı, çeke ilişkin fatura ve kayıtların mevcut olduğu, davalıdan ilk cirantanın imzasının sahteliğini bilebilcek durumda olmadığı, 6762 sayılı TTK'nın 704. maddesi gereğince davalının dava konusu çeki iktisabı sırasında ağır kusurlu yada kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı" gerekçesiyle verilen "davanın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Menfi tespit davası sırasında borcun ödenmesi nedeniyle istirdat davasına dönüşen alacak kalemleri için karar kesinleşmeden ihtiyati haciz talep edilemeyeceğinden, mahkemece bu yön gözetilerek, "ihtiyati haczin kaldırılmasına" karar verilmesi gerekeceği-
Tenfiz edilmeyen yabancı mahkeme kararının Türk Hukuku açısından henüz ilâm niteliğinden olmadığı; taraflar arasında vadeye bağlanmış bir alacak söz konusu olmadığı, alacağın varlığının kesin olmadığı, yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu ve vadesi gelmiş bir alacaktan söz edilemeyeceği, vadesi gelmemiş alacaklarla ilgili ihtiyati haciz koşulları arasında sayılan hususlardan hiçbirisinin varlığı konusunda da kesin delil aranmamakla birlikte haklı ve makul görülebilecek İİK. mad. 257/2 koşullarının gerçekleştiğine ilişkin bir delil de sunulmamış olduğundan, ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, "talep konusu bonoların arka yüzünde neyin teminatı olarak düzenlendiklerinin açıkça belirtilmediği ve satış sözleşmesinde de bonolardan bahsedilmediği" gerekçesiyle yazılı şekilde "itirazın kısmen kabulüne" karar verilmişse de, talep konusu bonoların arka yüzlerinde, dosya içerisinden bulunan ve taraflar arasında düzenlenen gayrimenkul satış sözleşmesine konu olduğu anlaşılan 141 ada 5 parsel'in teminatı olduğu yazılı olup , bu nedenle talep konusu bonoların, anılan satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinin  kabulü gerekeceğinden, bu itibarla, "teminat senedi" olduğu anlaşılan bonolara dayalı olarak verilen ihtiyati haciz kararı yerinde bulunmadığından, hacze itiraz eden borçlular vekilinin itirazının tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekeceği-