İtiraz üzerine duran ilk takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan yeniden icra takibini başlatan alacaklının sonraki icra takibine itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davasının, "mükerrer takip" bulunması (dava şartı) nedeniyle reddi gerektiği-
Başvuru İİK'nun 68. maddesine dayalı itirazın kaldırılması talebi olup, aynı Kanun'un 70. maddesi uyarınca, icra mahkemesince incelemenin duruşmalı olarak yapılması zorunlu olduğundan, mahkemece duruşma açılıp taraf teşkili sağlanarak tarafların iddia ve delilleri tesbit edilip, takip alacaklısı ile icra mahkemesine yetkiye itirazın kaldırılması için başvuru yapan kişinin aynı kişi olup olmadığı da değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, İİK'nun 70. maddesinin amir hükmüne aykırı olarak evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Davalı tarafından ibraz edilen düşük bedelli kira sözleşmesinin Vergi Dairesi'ne ibraz için düzenlendiği, sonraki tarihli kira sözleşmesinde takip dayanağı kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiğine dair her hangi bir düzenleme yer almadığı anlaşıldığından tarafların iradesini yansıtan takibe dayanak kira sözleşmesi dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği-
Borçlu gerçek kişi şirketin ticari vekili olarak kabul edilse dahi vekaletnamenin “Banka Kredi Yetkisi” başlığında; "… bu kredilerle ilgili olarak …. kambiyo senetleri düzenlemeye" şeklindeki ifade yer aldığından sadece banka kredi sözleşmeleri ile ilgili çek düzenleme yetkisi olduğunun kabulünün gerekip, çekin, banka kredisi ile ilgili olmak üzere düzenlendiği iddia ve ispat olunamadığından takibe konu çekten borçlu gerçek kişinin şahsen sorumlu olması gerektiği-
İtiraz üzerine duran takibe karşı, itirazın kaldırılması veya iptali davası açmadan, duran takipten sonra ikinci kez takip yapılmasının mümkün olmadığı-
Murisin borcundan dolayı kendisine takip yapılan mirasçının "murisinin terekesinin borca batık olduğunu ve bu durumda miras bırakanın mirasını hükmen reddetmiş sayıldıklarını" iddia etmesi halinde, icra mahkemesince, mirasçılara genel mahkemede açacakları dava yolu ile terekenin borca batık olduğunun tespitine dair ilam getirmeleri için uygun bir süre verilmesi gerektiği-
İcra mahkemesince verilen kararların, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği bu nedenle itirazın kaldırılması kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı-
Alacaklının itirazın kaldırılması için sunduğu belge mücerret borç ikrarını içeren adi senet niteliğinde ise de, takibe dayanak belge ödeme emri ekinde borçluya tebliğ edilmediğinden, borçlunun belgedeki imzasını ikrar etmiş olduğu sonucuna varılamayacağı-
İcra mahkemesince, alacaklının itirazın kaldırılması istemi, sadece takip dayanağı belgenin şarta bağlı olduğu ve alacak borç ilişkisinin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle işin esası incelenmeksizin reddedildiğinden ve bu durumda borçlu yararına tazminat verilmesi için aynı maddenin son bendinde öngörülen “talebin esasa ilişkin nedenlerle reddi” koşulu oluşmadığından, alacaklının tazminatla sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
İİK. mad. 170/3 uyarınca; icra mahkemesi, aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı kanaatine varırsa, itirazın kabulü ile birlikte takibin durdurulmasına ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca; alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde, alacaklıyı takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edeceği-