Takip dayanağı olan iş mahkemesi ilamının hüküm fıkrasının incelenmesinde; "yargılama gideri ve avukatlık ücreti dışındaki kısımların eda hükmünü içermediği", alacaklının borçlunun yanında tekrar işe başlamak için süresinde başvurup başvurmadığının belirlenmesi ile süresi içerisinde başvurusu halinde ise 4857 s. İş Kanunu'nun 21. madde koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, İİK.'nun 68. maddesi kapsamında belge niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, mahkemece, alacaklının itirazının kaldırılması talebinin takip konusu yapılan mahkeme vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden kabulü, asıl alacak ve fer'ileri yönünden reddi gerektiği-
Takip borçlusu hakkındaki takip kesinleştikten sonra borçlunun ölümü üzerine borçlunun mirasçılarına karşı takibe devam edilmek isteniyorsa bu isteğin muhtıra ile mirasçılara bildirilmesi gerekeceği, muhtıraya karşı ise ancak şikayet yoluna başvurulabileceği, her ne kadar icra dosyasında alacaklı tarafından mirasçılara ödeme emri tebliğ ettirilmiş ise de kesinleşmiş takibe karşı mirasçıların icra dairesine başvurusunun geçerli bir itiraz olarak sonuç doğurmayacağı, alacaklının isteminin bu gerekçe ile reddi gerekirken, itirazın iptali davası olarak nitelendirilerek görevsizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde, itirazını ödeme olgusuna dayandırdığına göre itirazın kaldırılması isteminin mahkemede incelenmesi sırasında alacaklının artık İİK'nun 68/1. maddesinde belirtilen bir belgesinin mevcut olup olmadığının üzerinde durulmasına gerek olmadığı-
Yetki itirazının incelenmesi icra mahkemesinin görevinde olup, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle yetki itirazının kaldırılması istemin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Tanzim edenin isminin yanında ise "Ant." ibaresinin yazılı olduğunun görüldüğü, sözü edilen kısaltma, herhangi bir tereddüte meydan vermeyecek şekilde bir idari birimi göstermediğinden tanzim yeri olarak kabulü mümkün olmadığından, takip dayanağı bonoda tanzim yeri unsuru bulunmadığından anılan belgenin kambiyo senedi vasfı taşımadığı, dolayısıyla, dayanak belge bono niteliğinde olmayıp, adi senet hükmünde bulunduğundan bu belge, 6098 sayılı TBK.'nun 146. maddesinde (mülga 818 sayılı BK.'nun 125. maddesi) düzenlenen on yıllık zamanaşımına tâbi olup; söz konusu senetteki alacak ile ilgili olarak on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı- Zamanaşımı itirazı mahkemece re'sen nazara alınacak itirazlardan olmayıp, bu hususun re'sen incelenmesinin de doğru görülmediği- Takibe dayanak yapılan senet üzerindeki imzaya, borçlular tarafından ayrıca ve açıkça itiraz edilmediğinden bu belge, İİK'nun 68/1. maddesinde yer alan ve alacaklıya genel haciz yolu ile takip yapma imkanı tanıyan mücerret borç ikrarını içeren bir belge niteliğinde olup, buna karşılık borçlular, borcun aslına yönelik itirazlarını aynı nitelikte belgelerle kanıtlayamadıklarından, mahkemece, itirazın kaldırılması isteminin kabulü gerekeceği-
Her ne kadar, mahkemece, davalının itirazının asıl alacak yönünden kabulü ile takibin asıl alacak yönünden iptaline karar verilerek sonuca gidilmiş ise de, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle başvurunun, alacaklı tarafça, borçlunun itirazının kaldırılması niteliğinde bulunduğu açık olup, uyuşmazlığın İİK'nun 68. maddesine göre çözümlenmesi gerektiği-
İİK'nın 68/1-son cümlesi itirazın iptali davalarında da uygulanacağı- Takip alacaklısının daha önce ilamsız genel takip başlattığı ve itiraz üzerine "davanın açılmamış sayılmasına" karar verildiği ve bu karar kesinleştiği anlaşıldığından, davacı/alacaklının İİK. mad. 68/1-sondaki yasak nedeniyle aynı alacakla ilgili ikinci bir takip yapmasının mümkün olmadığı- Hukuken geçerli bir takip bulunmadığından, bu alacakla ilgili itirazın iptali davasının reddi gerektiği-
"Konut finansman sözleşmesi" kapsamında tesis edildiği anlaşılan ipoteğe dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilip borçluya İİK'nun 150/ı maddesi kapsamında icra emri gönderildiği, bu durumda, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borcun miktarı ve faizinin, yapılan özel sözleşmelerin koşullarında değerlendirilmeden sonuca gidilmesi mümkün olmadığından ilam niteliği bulunmayan belgeye yönelik şikayetin, süresiz olarak ileri sürülebileceğinin kabulü gerekeceği, o halde, alacağın varlığı ve miktarı, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından, mahkemece, şikayetin kısmen kabulü ile bu yönde bir ilâm alınmadan başlatılan takibe ilişkin icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takibe dayanak yapılan mahkeme ara kararında da belirtildiği üzere; dava tarihinden itibaren takip harcının yatırıldığı ve takibin başlatıldığı tarihe kadar ki toplam 9 aylık tedbir nafakası miktarının takip konusu yapılması gerekirken, ödeme emrinde alacak miktarının daha fazla gösterilmesinin hatalı olduğu- Vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu- İcra takibine vekil ile itiraz edildiğinden itirazın kaldırılması davasında dava dilekçesi ve duruşma gününe ilişkin tebligatın vekile yapılması gerektiği-
Borçlu borcu ödeme iddiasını sözleşmenin feshine bağladığı için şarta bağlı bu beyanın geçerli bir borç ikrarını içermeyeceği, itirazın kaldırılması isteminin reddi gerektiği-