İcra takibinden sonra borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin ödeme tarihi itibarıyla TBK. mad. 100 gereğince, öncelikle masraf ve faize mahsup edilmek suretiyle bakiye asıl alacağın belirlenmesi, belirlenen bu bakiye asıl alacak matrah alınarak bozma sonrası tanzim edilen ikinci icra emri tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarının belirlenmesi gerektiği-
Şikayete konu haciz işlemi, borçlunun, şikayetçi nezdinde bulunan teminatlarının haczine ilişkin olup, şikayetçi idarenin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında aldığı teminatlara haciz konulması halinde, anılan Kanunlara aykırı olan bu işlemin iptali için icra mahkemesine süresiz olarak şikayet yoluna başvurmasında hukuki yararı olduğunun kabulü gerekeceği-
Alacaklının, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olduğu ve buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerektiği- Kamu düzeni ile ilgili bu hususun takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulması gerektiği-
Borçlu icra mahkemesine başvurusunda "yapılan ödemelerin ve haricen tahsilatların nazara alınarak yeniden hesap yapılmasını" talep ettiğinden, mahkemece, duruşma açılarak ve varsa tarafların gösterecekleri deliller toplanarak, borçlunun iddia ettiği ödemeler ödeme tarihi itibariyle değerlendirilip borçtan düşülerek faiz hesabının da ödemeler nazara alınarak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, dosya üzerinde yapılan incelemeyle sonuca gidilemeyeceği-
Borçlu şirket vekilinin yaptığı şikayet, öğrenme tarihinden itibaren İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yasal süreden sonra olup, istemin süre aşımı nedeniyle reddi gerekeceği-
Tarafları aynı olan ve aynı ilamdan kaynaklanan alacakların aynı takip dosyası üzerinden harcı yatırılarak tahsili mümkün iken, makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın ayrı takip başlatılması, HMK. mad. 30 hükmünde düzenlenmiş olan usul ekonomisine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, ayrı takip konusu yapılamayacağı-
Mahkemece; öncelikle tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin şikayetin incelenerek tebligatın usulsüz olduğu sonucuna varılması halinde, usulsüz tebligattan haberdar olunan tarihe göre şikayetin süresinde olması durumunda, tebligat tarihinin TK.'nun 32. maddesi uyarınca düzeltilmesi, buna göre, süresinde olması halinde borçlunun diğer itiraz ve şikayetlerinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece; şikayetçi tarafından temyiz aşamasında sunulan "Tadil Sözleşmeleri" nin incelenip değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
"Tebligat çıkarılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılmasına" dair meşruhat bulunmadan yapılan tebligatın usulsüz olduğu- Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- İhalenin feshi isteminin, dava olmayıp "şikayet" niteliğinde olduğu, hasım yanlış gösterilse veya hiç gösterilmese bile şikayet reddedilmeyip doğru hasım davaya dahil edilip tebligat yapılmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekeceği- Borçlu tarafından açılan ihalenin feshi isteminin yasal hasmının alacaklı ve ihale alıcısı olduğu-