İcra müdürlüğünün daha önce yaptığı işlemlerden kendiliğinden dönmesi mümkün olmayıp; icra müdürünün kendisine yapılan bir başvuru olmadan, dosyayı ele alarak haciz ihbarnamelerinin hükümsüz sayılması yönünde karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olacağı-
Davacı vekilinin, müvekkilinin davalı banka şubesinde mevduat hesabının bulunduğunu, bu hesap üzerine İcra Müdürlüğü tarafından haciz konulduğunu, davalı bankanın icra müdürlüğüne gönderdiği yazıda, haciz yazısının tebliğinden sonra hesaba yatacak paraları kapsamadığını belirttiğini, buna rağmen hesaba bloke koyduğunu, bu nedenle hesabın kullanılamadığını, davalı banka tarafından yapılan işlemin usulsüz olduğunu ileri sürerek, davalı ile müvekkili arasındaki çekişmenin giderilmesine ve davalının uygulamasının doğru olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, gönderilen yazıda açıkça, söz konusu yazının ulaşmasından sonra hesaba intikal edecek miktarların da bloke altına alınmasının istenildiği, bu durumda davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, haciz yazısının İİK’nun 89. maddesine uygun düşmediği söylenebilirse de bu halde yapılması gerekenin şikayet yoluyla işlemin iptal edilmesini istemek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği-
Rehin hakkı banka ile müşterisi arasında imzalanan sözleşmede de yer aldığından, bankanın borçlusuna karşı ileri sürebileceği rehin hakkının borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası olarak ileri sürebileceği- Üçüncü kişi şikayetçi bankanın gönderilen 1. haciz ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine, karşı taraf-alacaklının, üçüncü kişi bankanın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat etmesi gerekeceği-
Şikâyet tarihinden somaki bir tarihi içeren ve üzerinde müşteki vekilinin isim ve adresi bulunan tahsilat makbuzunda, şikâyete dayanak icra takip dosyası borcunun ödendiği ve alacağın kalmadığı belirtilmiş olması ve bu tarihten üç gün sonra da alacaklı vekilinin ilgili icra müdürlüğünden hacizlerin fekkini talep ettiği birlikte değerlendirildiğinde, borcun itfa edildiğinin kabulünün gerekmesi nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesinin gerekeceği-
Davacının birinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz ettiği, buna rağmen ikinci haciz ihbarnamesi çıkarıldığı, davacının icra mahkemesine başvurarak bunu iptal ettirmesi gerektiği, nitekim icra mahkemesinin ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerini iptal ettiğinden davanın konusuz kaldığı bu nedenle mahkemece karar verilmesine yer olmadığına davacının yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen 3.kişinin üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinden tarihinden itibaren 15 günlük hak düşürücü sürede dava açması gerektiği, İİK’nun 89.maddesi uyarınca menfi tespit davasının takip alacaklısına karşı açılacağı, takip borçlusuna davanın yöneltilemeyeceği, davalı takip alacaklısı şirket aleyhine açılan davanın 15 günlük yasal sürede açılmadığından reddine, diğer davalının taraf sıfatı bulunmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Üçüncü kişi bankaya haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihten sonra, itiraz eden banka nezdinde bulunan borçluya ait hesapta, banka nezdinde "rehinli olduğu" bildirildiği halde, hesap hareketlerinin sürdürüldüğü anlaşıldığından mahkemece, bankanın borçlu lehine gerçekleştirilen hesap hareketleri miktarı kadar tazminatla sorumlu olması gerektiği-
İflasın ertelenmesi talebinin mahkemede incelenmesi (iflasın ertelenmesi talebi üzerine bu talebin kabulüne ya da reddine karar verilmeden önce mahkemece incelenerek hususlar)- iflasın ertelenmesi talebi üzerine, mahkemece talebin yetkili kişi/kişiler tarafından yetkili ve görevli mahkemede yapılıp yapılmadığının, borçlu şirketin/kooperatifin ‘borca batık olup olmadığı’nın, ‘sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı’nın –bu konuda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak- incelenmesi, fevkalede mühletten yararlanmış olup olmadığının araştırılması, iflasın ertelenmesi talebinin ilan edilerek bu talebin alacaklılara duyurulmuş olması, borçlunun malvarlığının kaydı değil rayiç değerinin saptanması, tensiple kayyım atanması, borçlunun borca batık olduğunun belirlenmesi halde ıslahının mümkün olup olmadığının –somut verilere dayanılarak üzerinde durulması gerekeceği- İİK’nun 89. maddesine göre çıkarılan haciz ihbarnamesi, muhataba ulaşmış ve haciz ihbarnamesine konu olan alacak icra veznesine ulaşmadan önce İİK. mad. 179/b. gereğince tedbir kararı verilmiş ise, ödeme işlemi bir takip işlemi olduğundan paranın haciz alacaklısına veya haczin borçlusuna ödenmemesi gerektiği- Mahkemece muhafaza tedbirinin kaldırılmasına ve haciz ihbarnamesine ilişkin olarak verilen ve denetlenemeyen tedbir kararlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği-
Apartman yönetiminin alacaklılarına karşı, kat maliklerinin üçüncü şahıs olarak kabul edilemeyeceği ve kat maliklerine 89/1 haciz ihbarnamsi gönderilmek suretiyle yapılan haciz işleminin geçersiz olduğu-
