İİK’nın 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet (asıl dava) ile İİK. m. 99'a dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkin (birleşen dava)- Davanın adi ortaklık adına ortaklar tarafından açıldığı dikkate alınarak HMK m. 115/2. fıkrası gereğince işlem yapılarak ortakların usulüne uygun düzenlenmiş vekâletnamesinin sunulması için kesin süre verilmesi, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilirse işin esasının incelenmesi, noksanlık giderilmezse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Derdest bir davadan söz edilebilmesi için davaların taraflarının, konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekeceği, somut olayda, derdestlik gerekçesine konu olan "muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescil, kabul edilmediği takdirde tenkis istemine" ilişkin dava ile işbu "alt soyun denkleştirme alacağı" istemine dayalı olarak açılan davanın konularının, dayanılan vakıaların, taraflarının ve talep konusunun aynı olmadığı ve bu sebeple derdest davadan söz edilemeyeceği, mahkemece koşulları bulunmadığı halde 6100 sayılı Kanunu'nun 114/1-ı ve 115 inci maddeleri uyarınca davanın derdestlikten reddinin doğru olmayıp, usul ve yasaya aykırı olduğu, o halde, işin esasının incelenmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekeceği-
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir...
Davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmış bulunmasına göre, mahkemece yapılacak işin; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56/1inci maddeleri uyarınca davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılması, erkek hakkında bu yönde Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulun'ndan rapor alınması, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibaret olduğu-
Davacı müflis banka ile iflastan önce yapılan avukatlık sözleşmesi nedeniyle avukatı davalı arasında görülen itirazın iptali davasının asliye ticaret mahkemesinde değil, asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Davacılar Suriye uyruklu olup dosya kapsamından İtiraz Hakem Heyetince başvurucunun teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığının anlaşıldığı, 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususunun re'sen gözetilmesi gerekeceği, bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, verilen bu sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda, 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında oluşturulan devir tasfiye ve paylaştırma komisyonu kararına dayanılarak dava konusu taşınmazlar tapuda davalı adına tescil edilmiş; davacı Hazine tarafından 6360 sayılı Kanun uyarınca çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olması gerektiği, davalı adına oluşturulan tescilin yolsuz olduğu ileri sürülerek mülkiyet iddiasında bulunulmak suretiyle eldeki davanın açıldığı- İdari işlem niteliğindeki Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararının iptali dava konusu yapılmadığı gibi İdari Yargıda tapu iptali-tescil hükmü kurulamayacağı- Davanın mülkiyet iddiasından kaynaklanan yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın Adli Yargının görev alanında bulunduğu-
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın menfi tespit davasından kaynaklandığı - Dava konusu protokol ve senetlerin imzalandığı sırada iş yerinde bulunan ve 29.01.2013 tarihli haciz tutanağında imzaları bulunan polis memurlarının konu ile ilgili başka bir dava dosyasında yer alan beyanlarının kapsamı, davacının iş yerinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında iş yerindeki malların haczedilmek üzere iki sayfadan ibaret olduğu ve yırtıldığı belirtilen haciz tutanağına yazılmak suretiyle haciz işlemlerinin yapılması, davacı tarafından müşterilerinin olduğunu iddia ettiği malları kurtarma amacıyla dava konusu protokol ile senetlerin imzalanması sonrasında ilk tutanağın yırtılıp belirtilen bu süreçle alakalı hiç bir bilgi içermeyen dosya arasındaki 29.01.2013 tarihli haciz tutanağının düzenlenmiş olduğu - Davacı tarafından davaya konu senetlerin ve 29.01.2013 tarihli protokolün, manevi cebir, icra tehdit ve baskısı altında, müşterileri karşısında itibar kaybına uğrayacağı korkusuyla imzalatıldığının sabit olduğu, bu suretle davacı tarafından ileri sürülen korkutma iddiasının ispatlandığının kabulünün gerektiği-
Arabulculuk görüşmelerinde takip konusu alacağın fer'ilerinin, icra inkar tazminatının, icra masraflarının da talep edilmesi ve eldeki davanın konusunun itirazın iptali davası olmayıp müstakil alacak davası olması karşısında dava açılmadan önce davacı tarafça arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilmediği- Davalılya yönelik olarak başlatılmış Ferizli İcra Müdürlüğünün 2024/27 Esas sayılı takip dosyasının fer'ilerinin(iş bu dava konusu olmayan başkaca alacak kalemleri) arabuluculuk dosyasında talep edilmesi sebebiyle 2024/62463 başvuru nolu tutanağın iş bu davadaki alacak istemi yönünden davalının arabuluculuk müzakere iradesini yansıtmayacağı-
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olmasının, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olduğu- Dava konusu olayda; dava tarihi olan 26.10.2020 tarihinden sonra arabulucuya başvurulduğu ve son tutanağın bir örneğinin de davacı vekilinin 06.03.2021 tarihli dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu ve bu hususun dava şartı yokluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
