Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasına yönelik dava şartının tamamlanabilir dava şartı olduğu-
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması dava şartı ise de, dava açılmadan önce ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulması durumunda sigorta şirketinin riziko ve talepten haberdar olması nedeniyle kanunun amacının gerçekleştiği ve dava şartı noksanlığının giderildiği kabul edilerek işin esasına girilmesi gerektiği gibi müteselsil sorumlu araç işleteni yönünden sigorta şirketine başvuru şartının aranmayacağı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilemeyeceği-
Davacı, belediyeye ödünç olarak yatırılan bir bedelin kendisine iadesini talep etmişse de, aynı alacağa ilişkin açılan itirazın iptali davasında verilen esastan ret kararının kesinleşmiş olduğu- Davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği-
Davalı şirkete trafik sigortalı, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın davacı yönetimindeki araç ile çarpışması ile oluşan trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve davacıların uğradığı manevi tazminat talebi-
Davacının daha önce aynı kaza nedeniyle, aynı taleple davalı sigorta şirketine karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığı, yapılan yargılamada Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı itiraz edilmeyerek kararın kesinleştiği tespit edildiğinden davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
İcra ve İflas Kanunu'nun 142. madde hükmü ile sıra cetveline itiraz hakkı takip alacaklılarına tanınmış olup, borçlunun alacaklı sıfatı bulunmadığından ve kendisine pay ayrılmadığından itirazda hukuki yararı bulunmayıp, dava konusu somut olayda da davacılar ....... ve ................ borçlu oldukları için sıra cetveline itiraz haklarının bulunmadığı, bu durumda mahkemece, borçlunun sıra cetveline itiraz davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Bozma ilamında davacı arsa sahibince davaya konu edilen 7, 8, 9 ve 12 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarına ve ikamet edenlere karşı müdahalenin men'i ve kal istemli dava açılması gerektiğinin belirtildiği, bozma ilamına uyan mahkemece davacı arsa sahibi vekiline 03.11.2020 tarihli 6 ncı duruşmada, davaya konu edilen 7, 8, 9 ve 12 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarına ve ikamet edenlere karşı müdahalenin meni ve kal istemli dava açması için 4 haftalık kesin süre verildiği, süresinde dava açılmaması durumunda mevcut dosya durumuna göre karar verileceğine dair ihtarat yapıldığının anlaşıldığı, ancak mahkemece verilen kesin süre içinde taşınmaz paydaşlarına ve ikamet edenlere karşı davacı tarafça müdahalenin meni davasının açılmadığı, mahkemece, müdahalenin men'i talebinin taraf teşkili sağlanmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Yerel mahkemece verilen görevsizlik kararı ile mahkemeye gelen dosyanın işverenin işçi alacağının davalı şirketin iflas tarihinden önce doğmuş olduğundan iflas alacağı olup bu davanın kayıt kabul davası olarak nitelendirilmesi gerektiği, taraflar arasında aynı olaya ilişkin daha önce açılan kayıt kabul davasının olduğu, anılan davanın yargılamasının devam ettiği gerekçesiyle, davanın HMK’nın 114/1-ı, 115/2 maddeleri uyarınca derdestlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Şikayete konu edilen ihtiyati haciz kararının İİK'nın 281/2. maddesine göre verilmiş gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olduğu, ayrıca ihtiyati hacizlerin tatbik edildiği ............ İcra Müdürlüğünün ............. E. sayılı takip dosyasında şikayet edilen ..................... Anonim Şirketi’nin borçlu sıfatının bulunmadığı görüldüğünden, kararın infazına ilişkin inceleme görevinin, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren ............... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu-
TMSF tarafından alınan satış kararı ve yapılan işlemlerin davalı TMSF'nin idari bir kurum olması nedeniyle idari işlem ve karar niteliğinde bulunduğu-