Davacıdaki yaralanmanın gelişen durum olup olmadığı ve davaya konu kaza nedeniyle davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği-
İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- İtiraz Hakem Heyetince kusur raporuna itibar olunarak hüküm kurulduğunun anlaşıldığı, yargılama makamlarınca raporlara neden itibar edildiği, kaza tespit tutanağının neden tercih edilmediğnini gerekçelendirilmesi veya kaza tespit tutanağı ve kusur raporu arasındaki çelişkiyi gideren ikinci bir rapor alınması gerekeceği, şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve kusur rapordaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- İtiraz Hakem Heyetince; aracın tescil bilgilerine göre kullanım amacının hususi olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığı- 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği-
Davalılar ...... ve ....... vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, hükmedilen manevi tazminat miktarları bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinin, bu hükme bağlı olarak taraflar lehine takdir edilen vekalet ücreti bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğunun izahtan vareste olduğu, şu durumda mahkemece, bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda manevi tazminata ilişkin kesinleşen hükümler bakımından yeniden hüküm tesis edilerek hükmedilen vekalet ücretleri bakımından bozmadan sonraki hükümde ilave sorumluluk doğuracak biçimde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği-
Mahkemece davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile asıl alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Dava konusu şirketin ihyasına karar verilmiş ancak yazılı gerekçe ile tasfiye memuru atanmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli 2023/11-340 E., 2023/1236 K. sayılı ilamı ve Dairemizin yerleşik uygulaması (Dairemizin 21.02.2024 tarihli 2024/257 E., 2024/1352K. sayılı, 09.01.2024 tarihli 2023/6897 E., 2024/98 K. sayılı ilamları) gereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile tasfiye memuru atanmamasının doğru olmadığı- 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklendiği, “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin belirtildiği, bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece, işin esasına yönelik verdiği karar yerinde ise de, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri bakımından her bir davalı yönünden ret ve kabul miktarları da nazara alınarak yapılacak hesaplama sonucunda belirlenen yargılama giderleri ile vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerekirken hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde yargılama giderleri ile vekalet ücretleri yönünden yazılı olduğu şekilde hükmedilmesinin doğru olmadığı, hükmün bu yönden davalılar yararına bozulması gerekeceği-
Dava dışı işçi .................tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralanmış olup, bu tarih itibariyle dava dışı şirketin henüz tasfiye sonucu terkin edilmediği, tasfiye memurunca tasfiye işlemlerinin tüm hak ve borçlar dikkate alınarak yapılması gerekeceği, bu bağlamda önceki olay nedeniyle sonradan bağlanan gelire ilişkin rücuen alacak davasının, terkinden sonra açılmasının tasfiye memurunun işlemleri açısından sonucu değiştirmeyeceği, bu nedenle yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılması doğru olmayıp kararın bozulması gerekeceği-
Mahkemece, borçlu şirket yönünden, İİK'nin 193/2. maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekirken istihkak davasının esasının incelenerek karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Davalı arsa sahiplerinin bir kısım temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde; davacı vekili dava dilekçesinde terditli talepte bulunarak tapu iptali ve tescil mümkün değilse bedelin yükleniciden tahsili isteminde bulunmasına rağmen HMK m.26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi aşılarak terditli talep olan bedelin, yüklenici ve arsa sahiplerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin de arsa sahiplerine yükletilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de yüklenici ile davacı arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan tazminatın arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı-