Takip talebinde davacının asıl alacak ve mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam talep ettiği ancak ödeme emrinde asıl alacak ve yeni alacak kalemi olmak üzere toplam alacak talep edildiği, bu nedenle ödeme emrinin açıkça takip talebine aykırı düzenlendiği davada; geçerli bir ödeme emri ile geçerli bir itirazın olduğundan söz edilemeyeceği, davacının ödeme emrinin yanlış düzenlendiğini ve bilebilecek durumda olması ve yeni ve doğru ödeme emri tebliğini isteme imkanı varken eldeki davayı açmakta kusurlu olduğu kanaatine varıldığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı ve 6325 sayılı HUAK'nın 18/a maddesinin 13. fıkrası ile 6100 sayılı HMK'nin 326. maddesi uyarınca arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece dava konusunun para ile belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle nispi harca tabi olduğu nazara alınarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. ve 32. maddeleri gereğince harçların tamamlatılması için süre verilerek harcın tamamlanması halinde işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Takip tarihi, temlik tarihi ve şikayet tarihi dikkate alındığında, ................ A.Ş’nin takibe konu alacağını, davalı ...................Taşımacılık Oto Kiralama … Ltd. Şti.’ye 02/08/2017 tarihinde devir ve temlik ettiği, temlik eden davalı bankanın şikayet tarihinde takip alacaklısı olmadığı sabit olup tarafına husumet yöneltilemeyeceği gibi aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin ve yargılama giderlerine mahkum edilmesinin doğru olmadığı-
Asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu, bilirkişi tarafından belirlenen tutarın davalıdan tahsili gerektiği ancak davalı harçtan muaf olmadığı halde harç alınmamasında isabet bulunmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek, birleşen davada borçlu ...............'in usulsüz tebligat şikâyeti dışındaki sair itiraz ve şikayetlerin; asıl dava dosyasında da şikayet dilekçesinde aynen tekrar edilmiş olduğu gerekçesi ile birleşen davada borçlu .............'in borca itiraz, zaman aşımı itirazı, takibe konu senedin sonradan doldurulduğuna ilişkin şikayet ile mükerrer takibin iptali talebi yönünden HMK'nin 114/1-ı maddesi gereği derdestlik nedeniyle birleşen davanın usulden reddine karar verildiği görülmekle birlikte, alacaklının davada kendini bir vekille temsil ettirdiği de gözetilerek, ilk derece yargılaması açısından birleşen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 11/3. maddesi uyarınca maktu tarife üzerinden alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Davalıların, iş davalarının kendilerine ihbar edilmiş olmasına göre, davalarda hüküm altına alınan, faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri ile söz konusu alacakların tahsili amacıyla girişilen icra takip masraflarından da payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, bu istemlerin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesinin "...harcın tamamlatılmaması doğru olmamış ise de, davanın süre aşımından reddine karar verildiğinden, anılan eksiklik sonuca etkili görülmemiştir." şeklindeki gerekçesinin Harçlar Kanunu' nun 30. maddesindeki emredici düzenlemeye açıkça aykırı olduğu- İlk Derece Mahkemesince öncelikle dava değerine yönelik olarak dava dilekçesinin açıklatılması, takip dosyasında hacizli malın değerinin tespit edilmemiş ise, Mahkemece re'sen belirlenmesi, bundan sonra hacizli malın değeri ile takip konusu asıl alacak miktarından hangisi az ise, dava değerinin ona göre tespit edilmesi, harcın eksik alındığı anlaşılırsa, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca gerekli yasal prosedür işletilmesi gerekirken Harçlar Kanununun 30. maddesine aykırı şekilde noksan harç ile açılan davaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-
Şikayetin kabulü nedeniyle şikayetçi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmakla birlikte, seri davalarda vekalet ücretinin tam ücretin %50’si olarak belirlenmesi gerektiği-
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin tam ihyasının gerektiği ancak davacının talebinin sınırlı ihyaya yönelik olduğu gözetilerek davacı şirketin ...............İş Mahkemesinde ............ sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de, şirket aleyhine açılan dava ve devamı işlemler yönünden şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken bu yönün gözetilmemiş olmasında isabet görülmediği, şirketin terkin öncesi temsilcisi .......'nin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik görülmediği-
Toplam otuz üç adet şikayet dosyasının farklı icra takip dosyalarından kaynaklı, aynı davalıya karşı açılan ve sebepleri aynı olan usulsüz tebliğ şikayeti hakkında olduğu, bu şikayetler hakkında aynı mahkemece aynı tarihte karar verildiği görüldüğünden, bu şikayetler yönünden vekâlet ücretinin tespitinde AAÜT’nin 22. maddesinin dikkate alınması gerektiği- Şikayetçi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmakla birlikte, vekalet ücretinin tam ücretin %50’si olarak belirlenmesi gerektiği-