Takip dayanağı bonoda alacaklı konumunda olan lehtar gerçek kişi olup, dosyada tacir olduğuna ilişkin belge bulunmadığına göre, yetki kaydının geçersiz olacağı, ancak yetkili kılınan yerin, bonoda tanzim yeri (Nazilli)  olması ve ödeme emrinin de burada (Nazilli)'de borçluya ait adresinde tebliğ edildiği görülmekle, bu yer (Nazilli) icra dairesinin yetkili olduğu anlaşılmış olup, muteriz borçlu Derneği'ne ödeme emrinin 17.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, takibin diğer borçlusuna ödeme emrinin 20.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu lehtara ise herhangi bir tebligat yapılmadığı anlaşılmakla diğer borçlu yönünden işbu yetki itirazı tarihi olan 22.01.2015 tarihi itibarı ile İİK'nun 168/5. maddesinde öngörülen 5 günlük itiraz süresi geçmediğinden, itiraz tarihi itibarı ile İzmir İcra Dairesinin yetkisinin kesinleştiğinden sözedilemeyeceği- Borçlu lehtar yönünden de henüz ödeme emri tebliğ edilmediğinden takibin ve İzmir İcra Dairesinin yetkisinin adı geçen bu borçlu yönünden de kesinleşmediği-
Dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri arasında misli fark bulunması, davalıların kardeş olması nedeniyle dava konusu tasarrufun 6183 s.K. mad. 28/1,2 ve 30 gereğince iptale tabi olduğu- Takip konusu borcun 2009 yılı 1 aydan 2010 yılı 12 aya kadar olan döneme ilişkin olup 2009 yılı 5 aya kadar olan borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğmuş olduğu, dava konusu 26.5.2009 tarihli tasarrufun, 26.5.2009 tarihine kadar olan davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi, ayrıca 6183 s. K. uyarınca açılan iptal davasında davacı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği-
Şikayetçinin kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla başlattığı takipte 10 günlük sürenin, şikayet olunanın ilamsız icra takibinde 7 günlük sürenin geçmesiyle iki takibinde kesinleştiği; şikayet olunanın takibi 1 gün önceden kesinleştiğinden sıra cetvelinde ilk sırada olmasının doğru olduğu-
Senedin, "teminat senedi" olduğu iddiasının "borca itiraz" niteliğinde olduğu ve bu itirazın duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği (İİK. mad. 169/a)-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu-
Alacaklı tarafından bonolara dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun, dayanak bonoların teminat senedi olduğunu ileri sürerek takibin iptali ile birlikte %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesi istemi, bonoların kambiyo vasfını haiz yönelik İİK'nun 170/a maddesi kapsamında şikayet olup, anılan maddede tazminat öngörülmediğinden mahkemece, alacaklının tazminatla sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, yetki itirazının ve kambiyo hukuku bakımından şikayetin, yasal 5 günlük süre içerisinde icra mahkemesine yapılması gerekeceği-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu- Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin imza incelemesinde son merci olarak kabul edilmediği-
Borçlu tarafından itfa itirazına dayanak yapılan belge altındaki imzaya alacaklı tarafından itiraz edildiği, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda anılan belgedeki imzanın alacaklının eli ürünü olabileceğinin bildirildiği, raporun bu hali ile kesin kanaat içermediğinden hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ispat külfetinin borçluda olduğu nazara alınarak, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp kesin kanaat içeren bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin isabetsiz olduğu-
İİK. mad. 168/5 gereğince, kambiyo senetlerine mahsus takipte, yetkiye ve borcun ödendiğine yönelik itirazın beş günlük yasal sürede yapılması gerektiği- İtirazın yasal sürede yapılmaması halinde, mahkemece davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- İtirazın süreden reddi halinde, borçlunun inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-