İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararlarının, kesinleşmek koşuluyla sonraki şikayet yönünden kesin hüküm teşkil edecekleri-
Mahkemece, taşınmazlar üzerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarına göre taşınmazların kamu hizmetinin yürütülmesi için uygun ve zorunlu olup olmadığı ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılıp kullanılmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İcra takibine konu edilen asıl alacak içerisinde, dayanak ilamın bozulması üzerine yeniden hüküm altına alınan manevi tazminat alacağının da olduğu, bu durumda haciz yazısının, İİK'nun 82/11. maddesinde düzenlenen maddi tazminat dışındaki, manevi tazminat alacağı yönünden de uygulanabilir nitelikte olduğu, mahkemece icra takibinde maddi ve manevi tazminat alacaklarının birlikte takip konusu edildiği ve manevi tazminat alacağı üzerine haciz konulabileceği gözardı edilerek haczedilemezlik şikayetinin manevi tazminat alacağı yönünden de kabulünün doğru olmadığı-
Vekil lehine hükmedilen vekalet ücreti asilin borcu için haczedilemez ise de vekilin kendi borcundan dolayı haczedilmesinin önünde yasal bir engelin bulunmadığı-
Borçlunun, şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, sosyal ve ekonomik durumuna uygun daha mütevazi yerlerde edinebileceği meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan asile yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmamasının da sonuca etkili olmadığı-
İcra mahkemesince, borçlunun haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise İİK'nun 82/3. maddesine göre satılmasına karar verilmesi ve satış bedelinden haline münasip mesken için gerekli olan miktarın borçluya bırakılması, kalanının hak sahibi alacaklıya ödenmesi gerekeceği-
İcra müdürlüğünce haciz kararı verildikten sonra, borçlu tarafından icra müdürlüğü nezdinde haczedilmezlik iddiasında bulunulamayacağı gibi, bu iddianın icra müdürlüğünce kabul edilip, icra müdürünün verdiği ilk haciz kararından dönerek haczin kaldırılmasına karar verme yetkisinin de bulunmadığı- Bu doğrultuda olayda icra müdürlüğünce bu gerekçeyle haciz ihbarnamesi üzerine dosyaya yatan paranın alacaklıya ödenmemesine karar verme yetkisinin de bulunmayacağı-
Tefhim edilen icra mahkemesi kararına karşı karşı süresinde süre tutum dilekçesi vererek istinaf isteminde bulunulması ancak; gerekçeli kararın tebliğ tarihine göre yasal 10 günlük süre geçtikten sonra gerekçeli istinaf dilekçesi sunulduğu görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere istinaf isteminin incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İcra mahkemesince, borçlunun haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise İİK'nun 82/3. maddesine göre satılmasına karar verilmesi ve satış bedelinden haline münasip mesken için gerekli olan miktarın borçluya bırakılması, kalanının hak sahiplerine ödenmesi gerekeceği-
