İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davalar hakkında HMK’nın 297. maddesine uygun şekilde ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, ............. E. sayılı birleşen dosya hakkında hüküm kurulmamasının hatalı olduğu-
İhtiyati haciz kararı genel mahkemede görülen dava sırasında ara karar ile verilmiş olup, gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olduğundan, kararın infazına ilişkin şikayetleri inceleme görevinin ihtiyati haciz kararını veren asliye hukuk mahkemesine ait olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince, kararda asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı belirtilmesi, asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, ilgili Yasa hükmüne aykırı olarak tek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Tapu kaydının iptali ile taşınmazın şikayetçi adına tesciline dair verilen kararın kesinleşmesinden sonra ancak taşınmazın şikayetçi adına tescili yapılmadan önce taşınmaza haciz konulması durumunda, haczin kaldırılması isteminin ancak genel mahkemede açılacak davada tartışılabileceği- "Taşınmaz tapuda borçlu adına kayıtlı olsa da kesinleşen mahkeme ilamına dikkate alınarak icra mahkemesince haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı oyun kabul görmediği-
Davacı/borçlunun istinaf talebinin değerlendirildiği fakat verilen karar borçlunun tüm taleplerini karşılar ölçüde olmadığından ve dolayısı ile HMK'nın 305/A maddesine aykırı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince; davacı/borçlunun harç ve tazminat talepleri dahil yargılama giderleri yönünden ve resen dikkate alınacak talepleri ile ................ tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan incelenmesi suretiyle, usulüne uygun bir şekilde hüküm kurulması gerekeceği-
Yapılan satış nedeni ile icra dairesince alıcıdan KDV alınmasının veya KDV oranının kanuna uygun olup olmadığı meseleleri bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan İİK'nun 16.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu konudaki şikayetin süreye tabi olmadığı-
Takip talebinde USD olarak talep edilen yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle re'sen nazara alınarak mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu..." belirtilerek istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, borca itirazın 90.000,00 EURO alacağına ilişkin Örnek 10 takibe yönelik olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 10.191,12 Amerikan Doları (USD) alacağına ilişkin ilamdan bahsedilerek hüküm kurulması karşısında gerekçenin dosyaya özgü olmadığının ortada olduğu, gerekçenin yargılaması yapılan vakıalara ilişkin, başka bir deyişle dosyayla özgü oluşturulması gerekeceği, bu nedenle dosyaya özgü gerekçe içermeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekeceği-
Borçlu vekiline gönderilen muhtıraya "eksik gider avansının mahkeme veznesine yatırılması" yerine “dosyamıza yatırılması” gerektiği şeklinde ihtar yazıldığından muhtıranın usulüne uygun olmadığı ve hukuki sonuç doğurmayacağı- Bu durumda istinaf başvurusunun incelenmesi gerektiği-
İlk Derece Mahkemesince ................... tarihli duruşmada alacaklı vekilinin yüzüne karşı, usulsüz tebligat şikayetinin ve imza itirazının kabulüne karar verildiği, karara karşı tefhim veya tebliğden itibaren on gün içinde istinaf yasa yolunun gösterildiği, alacaklı vekilinin tebliğden itibaren on gün içinde istinaf yasa yoluna başvurduğu görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, hem tefhim hem tebliğ tarihinden demek suretiyle yasa yolu süresinin başlangıcının açık ve anlaşılır gösterilmediği, hakim yanıltması sebebiyle lehe yorumlamak suretiyle istinaf başvurusunun süresinde sayılarak istinaf nedenlerinin incelenmesi için kararın bozulması gerekeceği-
Alacaklının takipten feragat ettiği icra dosyasından anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden de 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tarafların haklılık durumunun değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekeceği-