Şikayette, asli ya da fer'i müdahilliğin mümkün olmadığı, icra mahkemesince fer'i müdahilliğine karar verilen kişinin de bu nedenle kanun yollarına başvuru hakkı bulunmadığı-
Mahkeme kararının gerekçe kısmında “....tapu kaydına arsa niteliği ile kaydedilmiş... bu taşınmazlar yönünden maişet iddialarının reddine karar verilmiş ve diğer taşınmazlar ise bilirkişilerce geçim için zorunlu kabul edilmiş olup, emekli maaşının eklenmesiyle de bu sonuç değişmediğinden bunlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir...” ifadesi bulunduğu halde, hüküm kısmında “...Davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki yazılı taşınmazlar yönünden hacizlerin kaldırılmasına,...” karar verildiği görülmekle maişet iddiası reddedilen taşınmazlar yönünden hüküm kurulmayarak kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği- Mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde çelişki oluşturulması başlı başına bozma sebebi olup, anılan çelişki giderilmek suretiyle yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği-
Yükümlülük yüklenen davalının kim olduğu açıklanmadan "...davalıdan" denilerek HMK'nin 359/2. maddesine aykırı bir şekilde hüküm kurulmasının hükmün infazında tereddüt ve şüpheye yol açacağının düşünülmemesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Mahkemece; öncelikle borçlunun kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kimler olduğu, bu kişiler adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığı, geçimlerini nasıl temin ettikleri de belirlenerek borçlunun sosyal ve ekonomik durumunun usulünce saptanması, sonrasında bilirkişiden ek rapor alınarak, haciz tarihi itibariyle borçlunun yaşadığı ilçede daha mütevazi semtlerinde haline münasip alabileceği ev değerinin açık, net ve tek rakam olarak tespit edilmesi, yine dava konusu hacizli taşınmazın değerinin haciz tarihi itibariyle belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Taşınmazın 1.300.000,00 TL'den az olmamak üzere satılarak haline münasip ev alması için 1.300.000,00 TL'nin borçluya, kalanın hak sahiplerine verilmesine karar verilmesi, bir başka deyişle esasen şikayet kısmen kabul edilmesi durumunda, kendisini vekille temsil ettiren alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderleri hakkında kabul-ret oranına göre hüküm kurulmamasının da hatalı olduğu-
Taraf ehliyeti ve teşkilinin re'sen araştınlması ve eksik olan tarafın davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunması gerektiği-
Reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil eden davalılar yararına reddedilen bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
İlk Derece Mahkemesince bakiye karar-ilam harcının belirlenmesi sırasında hesap hatası yapılarak, "72.977,70 TL" yerine "96.882,21 TL" fazla harç yükletilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözden kaçırılması isabetsiz olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Dava dilekçesi içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, çekişme konusu taşınmaz kaydının davalı taraf adına oluşumunun illetten yoksun bulunduğu, bu nedenle yolsuz tescil niteliğinde olduğu iddiasına dayanıldığının anlaşıldığı- Bu tür davaların mülkiyet hakkına dayalı olarak her zaman açılabileceği- Hal böyle olunca; davacının yolsuz tescil iddiası bakımından gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, iddia edilen işlemlerde davalı ihale alıcısının bir katkısı veya usulsüzlükten bilgisinin olup olmadığının saptanması, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İhalenin feshi istemine ilişkin şikayette uygulanacak yargılama usulü-
Masraf ve harcın süresinde yatırılmaması halinde dosyanın bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmeden Yargıtay'a gönderilmesi durumunda, doğrudan doğruya Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği-
