Şikayetçi borçlu vekilinin iki celseye katıldıktan sonra diğer celselere katılmadığı görülmüşse de mahkemece, "yargılamanın duruşmalı yapılmasına" karar verilmesi nedeniyle, duruşma günlerinin borçlu veya vekiline tebliği gerekirken bu usule uyulmadığı anlaşılmakla, borçlunun usulüne uygun olarak duruşmaya davet edildiğinden söz edilemeyeceği ve son celsede duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonuçta davanın açılmamış sayılmasına kararı verilmesinin hatalı olduğu- İİK m.18 gereğince, taraflar duruşmaya gelmese bile işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, "davanın açılmamış" sayılması yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu-
İcra müdürlüğünün dosya borcunun ödenmesi üzerine haczin kaldırılması kararı, İlk Derece Mahkeme karar tarihinden önce olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, bu araçlar yönünden şikayete konu haczin kaldırıldığı nazara alınarak konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve HMK'nın 331/1 maddesine göre davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi yönünde karar tesis edilmesi gerektiği-
Tarafların şikayet tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği-
İcra hukukunda şikayet sebebe bağlı olup, net bir şekilde yapılmalıdır. Kural olarak yorum yoluyla genişletilemeyeceği- Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda şikayetçi borçlu şirket yönünden şikayet dilekçesinde "mükerrerlik şikayeti" iddiası bulunmadığı halde varmış gibi değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğu-
Şikayette, asli ya da fer'i müdahilliğin mümkün olmadığı, icra mahkemesince fer'i müdahilliğine karar verilen kişinin de bu nedenle kanun yollarına başvuru hakkı bulunmadığı-
Mahkeme kararının gerekçe kısmında “....tapu kaydına arsa niteliği ile kaydedilmiş... bu taşınmazlar yönünden maişet iddialarının reddine karar verilmiş ve diğer taşınmazlar ise bilirkişilerce geçim için zorunlu kabul edilmiş olup, emekli maaşının eklenmesiyle de bu sonuç değişmediğinden bunlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir...” ifadesi bulunduğu halde, hüküm kısmında “...Davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki yazılı taşınmazlar yönünden hacizlerin kaldırılmasına,...” karar verildiği görülmekle maişet iddiası reddedilen taşınmazlar yönünden hüküm kurulmayarak kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği- Mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde çelişki oluşturulması başlı başına bozma sebebi olup, anılan çelişki giderilmek suretiyle yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği-
Yükümlülük yüklenen davalının kim olduğu açıklanmadan "...davalıdan" denilerek HMK'nin 359/2. maddesine aykırı bir şekilde hüküm kurulmasının hükmün infazında tereddüt ve şüpheye yol açacağının düşünülmemesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Mahkemece; öncelikle borçlunun kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kimler olduğu, bu kişiler adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığı, geçimlerini nasıl temin ettikleri de belirlenerek borçlunun sosyal ve ekonomik durumunun usulünce saptanması, sonrasında bilirkişiden ek rapor alınarak, haciz tarihi itibariyle borçlunun yaşadığı ilçede daha mütevazi semtlerinde haline münasip alabileceği ev değerinin açık, net ve tek rakam olarak tespit edilmesi, yine dava konusu hacizli taşınmazın değerinin haciz tarihi itibariyle belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Taşınmazın 1.300.000,00 TL'den az olmamak üzere satılarak haline münasip ev alması için 1.300.000,00 TL'nin borçluya, kalanın hak sahiplerine verilmesine karar verilmesi, bir başka deyişle esasen şikayet kısmen kabul edilmesi durumunda, kendisini vekille temsil ettiren alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderleri hakkında kabul-ret oranına göre hüküm kurulmamasının da hatalı olduğu-
Taraf ehliyeti ve teşkilinin re'sen araştınlması ve eksik olan tarafın davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunması gerektiği-
Reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil eden davalılar yararına reddedilen bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
