Bölge Adliye Mahkemesince gönderilen muhtıranın gerekli ihtarı içerdiği muhtıranın 22.07.2025 tarihinde davacı vekiline e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği davacı vekilinin verilen sürede ihtarı yerine getirmediği görüldüğünden temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın isabetli olduğu-
Şikayetçi 3.kişiye gönderilen 89/3 haciz ihbarnamesinin "Muhatabın dışarıda olduğu" şerhi ile T.K.'nın 21. maddesine göre tebliğ edildiği, muhatabın adreste bulunmama sebebinin "dışarıda" olarak yazılmasının yeterince açık bir ifade olmadığı, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği, ne zaman döneceğinin anlaşılamadığı, bu durumda tebliğ işleminin T.K.'nın 21/1. ve Yönetmeliğin 30. maddesi gereğince usulsüz olduğu- Şikayet konusu usulsüz tebligat işlemi tamamen posta memurunun işleminden kaynaklanmakta olup alacaklının, bu işlemde bir kusuru veya haksız işleminin söz konusu olmadığı, bu nedenle alacaklının aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi olarak yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Hüküm sonucu ile gerekçe arasında aykırılığın bozma sebebi olduğu-
Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olmasının, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile HMK'nun emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratacağı-
Yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararından sonra, İlk Derece Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli yazısı ekinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilen 13.07.2023 tarihli, "icra dosyasının kapatıldığını içeren" Sulh Sözleşmesinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmeden sonuca gidildiğinin görüldüğü, Bölge Adliye Mahkemesince sulh sözleşmesi değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Takibin dayanağı olarak belirtilen hukuki işlemlere acentenin aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, aracılık etmediği bir sözleşme veya iş olmadığı için de acenteye asıl borçluların acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu durumda da ödeme emri tebliğ işlemlerinin yok hükmünde olduğu-
Taraflarca ileri sürülen istinaf sebeplerini ayrı ayrı incelenip, gerekçelendirilmeksizin soyut açıklama ile karar verilmesinin hatalı olduğu-
HMK'nın 305/2. maddesi uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar, borçlar ve yükümlülüklerin tavzih yoluyla sınırlandırılamayıp ve değiştirilemeyeceği- HMK'nın 305/A maddesindeki şartlar da oluşmadığından talebin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Harçtan muaf olan davalı SGK'na yargılama giderlerine harç katılarak harç yükletilmesinin hatalı olduğu-
Davanın açılma zamanı ve yargılama usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 118. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup dava dilekçesinin bizzat davacı tarafından mahkemenin tevzi bürosuna teslim edileceği yönünde bir düzenleme olmadığı gibi ilk derece mahkemesi gerekçesinin aksine dava dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının böyle bir iddia olmadığı halde mahkemece değerlendirilmesinin isabetsiz olduğu, o halde, İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun dava tensibi hazırlanarak Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca alınması gereken harçlar ve gider avansının yatırılması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/2. maddesi uyarınca davacıya süre verilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hiçbir yasal düzenlemeye dayanmayan, varsayıma dayalı gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
