İlk Derece Mahkemesi'nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığı- Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebileceği- Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı-
Ticaret mahkemesince "konkordatonun tasdiki kararıyla bağlayıcı hale gelmesine ve mahkemece konulan tüm tedbirlerin kaldırılması" yönünde hüküm kurulduğu, takibin durdurulması yönündeki İcra Müdürlüğü kararının kaldırılması istemiyle şikayette bulunulduğu anlaşılmakla, icra mahkemesince duruşma yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle temyiz eden borçlu şirketin gerek cevap dilekçesinde gerekse temyiz dilekçesinde belirtmiş olduğu "icraya konu ilama dayalı alacağın konkordato projesine dahil olduğu ve buna ilişkin konkordato komiserliğine ilişkin yazının mevcut olduğuna" dair iddialarının aydınlatılması açısından, dosya içerisinde iddia edilen hususlarda herhangi bir evrak da bulunmadığı nedenle, mahkemece duruşma açılmak suretiyle tarafların iddia ve savunmaları ile varsa delilleri de göz önünde bulundurularak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinde ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Tahliye isteminin kabulüne ilişkin müdürlük kararı doğrultusunda aynı tarihte şikayetçi 3. kişinin bulunduğu taşınmaza tahliye için gidildiği ve taşınmazı tahliye etmesi için süre verildiğine göre icra müdürlüğünce tahliyenin infazına ilişkin bir işlem yapılmadığından söz edilemeyeceği- İcra müdürünün bu kararla İİK'nın 276/1. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesine, ancak üçüncü kişinin taşınmazın tahliye işlemlerini yapabilmesi için .... tarihine kadar tahliyenin infazının ertelenmesine karar verdiği- İİK'nın 276/2. maddesine göre tahliyeyi tehirle 3 gün içinde icra mahkemesine bir karar vermesi için keyfiyeti icra mahkemesine bildirilmesine karar vermediği açıkça anlaşılmakla, üçüncü kişinin taşınmazın işgalde haklı bulunduğuna ilişkin iddia ve delillerini icra mahkemesinde ileri sürerek İİK'nın 276/3. maddesine göre bir karar verilmesi için şikayette bulunmakta hukuki yararı olduğu- İcra müdürlüğünce tahliye işlemi sırasında İİK'nın 276/2. maddesindeki prosedürün işletilmemiş olmasının, şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurmasına engel olmayacağı-"Taleple bağlıklık ilkesi gözetilerek karar verilmesi gerektiği, şikayet dilekçesine göre şikayetin konusu icra müdürlük kararının iptali isteminden ibaret olup şikayet tarihi itibariyle icra müdürlüğünce henüz İİK’nın 276/1., 2. ve 3. fıkralarındaki prosedür işletilmemiş olduğundan, şikayetçi 3. kişi yönünden İİK’nın 276. maddesine yönelik bir şikayetin varlığından da söz edilemeyeceği" şeklindeki karşı görüşün kabul görmediği-
İcra mahkemesine sevk edilen işlerin, ivedi işler sayılacağı ve bu tür dava ve işlerde; sürenin bitmesi adli tatile rastlarsa, süre, adli tatil içindeki bu son günün tatil saatinde biter; bu sürenin adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılmasına imkan olmayacağı-
Alacaklının icra mahkemesine başvurusu, İcra Müdürlüğünün İİK'nın 150/e maddesi uyarınca takibinin düşmesine ilişkin kararının iptaline yönelik şikayet olup, İİK m. 17 uyarınca icra mahkemesince şikayetin kabulü halinde, şikayet olunan işlem ya bozulacağı veya düzeltileceği ya da memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunacağı gözetilerek, İİK m. 150/e gereğince takibin düşüp düşmediği hususunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonucu göre şikayetin kabulü veya reddine dair infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa çözüm getirmeyecek, infazı kabil olmayacak ve yeni uyuşmazlıklar doğuracak nitelikte hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
HMK'nın 332. maddesi uyarınca yargılama giderlerine, bu kapsamda harca ilişkin hususlarda mahkemece re'sen karar verileceği- Karar-ilam harcı, harçtan muaf olmamak koşulu ile davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gereken bir harç türü olup, diğer yargılama giderlerine katılarak kabul/redde göre oranlanamayacağı- Davanın kısmen kabulü halinde dahi davacıya harç yükletilemeyeceği-
Şikayetçi borçlu vekilinin iki celseye katıldıktan sonra diğer celselere katılmadığı görülmüşse de mahkemece, "yargılamanın duruşmalı yapılmasına" karar verilmesi nedeniyle, duruşma günlerinin borçlu veya vekiline tebliği gerekirken bu usule uyulmadığı anlaşılmakla, borçlunun usulüne uygun olarak duruşmaya davet edildiğinden söz edilemeyeceği ve son celsede duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonuçta davanın açılmamış sayılmasına kararı verilmesinin hatalı olduğu- İİK m.18 gereğince, taraflar duruşmaya gelmese bile işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, "davanın açılmamış" sayılması yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu-
İcra müdürlüğünün dosya borcunun ödenmesi üzerine haczin kaldırılması kararı, İlk Derece Mahkeme karar tarihinden önce olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, bu araçlar yönünden şikayete konu haczin kaldırıldığı nazara alınarak konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve HMK'nın 331/1 maddesine göre davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi yönünde karar tesis edilmesi gerektiği-
Tarafların şikayet tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği-
İcra hukukunda şikayet sebebe bağlı olup, net bir şekilde yapılmalıdır. Kural olarak yorum yoluyla genişletilemeyeceği- Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda şikayetçi borçlu şirket yönünden şikayet dilekçesinde "mükerrerlik şikayeti" iddiası bulunmadığı halde varmış gibi değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğu-