Yapılan takibe sadece takipte «borçlu» olarak gösterilen ve kendisine ödeme emri gönderilen kişilerin itiraz edebileceği (borca itirazda bulunabileceği)—
«Aynı miktarlı iki ayrı ödeme belgesinin tek bir ödemeye ait olduğu» iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda «borca itirazın kabulü»ne karar verilmesi gerektiği–
Borçlunun ibraz ettiği «ödeme belgesi»nde (makbuzda, dekontta) açıkça takip konusu senede (senetlere) atıf bulunmaması halinde, ödemenin takip konsu borca mahsuben yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği—
Kambiyo senedine dayalı takiplerde faize itiraz edilmiş olması halinde -oranı T.C. Merkez Bankasından sorulacak- gecikme faizinin vade tarihinden tahsil tarihine kadar kademeli olarak hesaplanması gerekeceği—
Temsilen imzalanmış senede dayalı takiplerde; «temsil yetkisi» yönünden borca itiraz edilmiş olması halinde, icra mahkemesince «keşide tarihi itibariyle kimlerin borçluyu temsil yetkisine sahip olduğu hususunun Ticaret Sicilinden sorularak, alınacak cevabı göre uyuşmazlığın çözümlenmesi (bu konunun, şirket ana sözleşmesi ile ticaret sicilindeki kayıtlar esas alınarak araştırılması) gerekeceği-
Borca (ve imzaya) itiraz’ların incelenmeleri yasa gereği duruşma açılarak yapılması zorunlu olduğundan, tarafların duruşmaya gelmemeleri halinde HUMK. 409’a (şimdi; HMK. 150'ye) göre karar verilmesi gerekeceği—
İİK. 169a uyarınca, borca itirazın red veya kabulü halinde, karşı taraf yararına % 40 (şimdi; %20) tazminata hükmedilmesinin, hakimin takdirine bağlı olmadığı—
«Borca itiraz»ın incelendiği icra mahkemesindeki duruşmada, tazminat talebi (İİK. 169/VI) için yasada bir süre öngörülmediği için, duruşmanın her aşamasında taraflarca talep edilebileceği—
«Faiz oranı» konusunda alacaklı ile borçlunun aralarında yaptıkları sözleşmenin tarafları bağlayacağı, borçlunun takipte istenen bu «akdi faiz»e itiraz edemeyeceği—
