İtiraz hakem heyetince, davacının geçici işgöremezlik döneminde maluliyet oranı %100 kabul edileceğinden bu oran ile efor kaybı tazminatı verilen oran arasındaki miktar kadar geçici işgöremezlik zararının hesaplanıp hüküm altına alınması ve sürekli işgöremezlik tazminatının efor kaybı dahil edilmeksizin belirlenmesi gerekirken aynı dönem için hem efor kaybı tazminatı hem de geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacının hem ilk başvurusunda hem de ıslah ile talebini yükselttiğinde alacağa yasal faiz uygulanmasını talep etmesine rağmen, Hakem Heyetince taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde avans faizi işletilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği- Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Bozma kararında "aracın teknik donanımını gösteren bilgi ve belgeler temin edilmeden düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir" denilmişse de, takip konusu araç borçlu şirket tarafından alacaklıya satılmış olup, aracın teknik donanımını gösteren bilgi ve belgeler borçlu şirket tarafından dosyaya sunulması gerektiğinden ve icra mahkemesince "takip konusu aracın teknik donanımını bildiren bilgi ve belgelerin sunulması" için taraflara on beş günlük kesin süre verilmesine rağmen, borçlu vekili tarafından sadece fatura fotokopisi sunulduğundan, bu durumda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre başka bir sonuca ulaşılamayacağı ve anılan bilirkişi raporuna göre davaya konu aracın değerinin tespitine dair verilen yerel mahkeme kararının isabetli olduğu-
9. HD. 28.06.2022 T. E: 3725 , K: 8385
9. HD. 28.06.2022 T. E: 6774 , K: 8371
İtiraz Hakem Heyetince davacının %25 maluliyet oranıyla kendisini bağladığı dikkate alınarak, sürekli maluliyet zararının %25 oranı üzerinden (karar sadece davalı vekilince temyiz edildiğinden, önceki karara esas alınan 28/03/2018 tarihli aktüer raporundaki diğer veriler aynı kalmak ve işlemiş/işleyecek devre hesabında 2018 yılının esas alınması suretiyle) hesap yapılması için aynı bilirkişiden ek rapor alınarak temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış haklar ve talepten fazlaya hükmedilemeyeceği kuralı da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekeceği- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden fazla vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı sigorta şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma hakları ile hukuki dinlenilme haklarını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı- Dava dilekçesinde davalı sigorta şirketinden talep edilmeyen araç değer kaybı zararının, ıslah dilekçesiyle bu davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığı; bu yöndeki kararın, dava dilekçesindeki talebin aşılması mahiyetinde ve ıslah müessesine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olacağı gözetilerek, davacının davalı sigorta şirketine yönelik araç değer kaybı zararına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, davalı sigorta şirketinin araç değer kaybı bedelinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı hususundadır...
İtirazın iptali davalarında takibe sıkı sıkıya bağlılık dava şartı niteliğinde olup itirazın iptali konusunda hüküm kurulurken takip talebinde yer alan talepler tek tek değerlendirilerek ve ayrı ayrı belirtilip, kabul edilen miktarın ne kadarı asıl alacak, ne kadarı faiz, ne kadarı BSMV olduğu belirtilip asıl alacak üzerinden faiz işletilmek suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerekirken; toplam bir miktar üzerinden ve bileşik faize de yol açacak şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu- Mahkemece asıl alacak tutarı yönünden davacıdan açıklama istenmiş olup yapılan açıklama üzerine HMK’nın 26. maddesine aykırı olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
İstinaf Mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak yeniden karar verilmesi halinde, ilgili taraf lehine istinaf karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri esas alınmak suretiyle vekalet ücreti tayini gerekmekte olup, yerel mahkeme karar tarihinde geçerli AAÜT nazara alınarak vekalet ücreti belirlenmesinin doğru olmadığı, ancak bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-