Tasarrufun iptali davasını kazanmış olan alacaklı hakkında, İİK’nun 143/IV hükmünün uygulanmayacağı (İptal davasını kazanmış olan alacaklının alacağına faiz yürütülebileceği)-
«Muvazaalı icra takibinin ve takip sonucunda borçlunun taşınmazı üzerine konulan hacizlerin iptali» istemiyle açılmış olan tasarrufun iptali davasının mahkemece yerinde görülmesi halinde «….hakkında …. icra müdürlüğünün ….. sayılı dosyasında yapılmış olan icra takibinin, davacının davalılardan ….. hakkında ….. İcra Müdürlüğü’nün …. sayılı dosyasında yaptığı icra takibinin geçersiz bulduğunun tespitine» ya da «danışıklı olduğu saptanan icra takibinin iptaline gerek kalmaksızın, davalılar arasındaki icra takibinin davacı yönünden geçersiz olduğunun tespitine» şeklinde karar vermesi gerekir, yoksa «….icra takibin iptaliyle bu icra takibine dayanılarak konulan hacizlerin kaldırılması» ş e k l i n d e karar verilemeyeceği-
Dava konusu edilen taşınmazları davalı borçlu şirketten satın alan davalı ve ondan satın alan davalılar borçlu şirket yetkilisinin halaoğulları olup davalı borçlu şirket’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğundan, taşınmazları ellerinden çıkardıkları tarihteki gerçek bedel ile sorumlu tutulmaları gerektiği-
Tasarrufun iptali davasının kabulle sonuçlanması halinde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olamayacağından, "dava konusu taşınmazlar üzerine konmuş olan ihtiyati haczin (ihtiyati tedbirin) kararın kesinleşmesine (ya da; kararın kesinleşmesinden bir ay sonrasına) kadar devamına" karar verilemeyeceği–
Dava konusu taşınmazların cebri icra sonucu satılmış olması halinde, davanın konusuz kaldığı gözetilerek, mahkemece “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar vermesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davaları sonucunda kurulacak hükümde "iptal edilen tasarrufun hangi takiplerdeki alacak ve ferilerini kapsadığının açıkca belirtilmesi" gerekeceği–
Üzerine alacaklı tarafından haciz konulan borçluya ait çeşitli taşınmaz ve araçlardaki hisselerin değerleri tesbit edilmeden (dolayısı ile borçlunun aciz halinde bulunup bulunmadığı saptanmadan) icra dairesince düzenlenen "haciz tutanağı"nın "aciz belgesi" niteliğinde kabul edilemeyeceği–
Dava konusu aracın yargılama sırasında dördüncü kişiye satılmış olması halinde davacıya "dördüncü kişiyi davaya dahil edip etmeyeceği"nin sorulması yani davanın bedele dönüşmüş olup olmadığının saptanması gerekeceği-