Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilkenin, çocuğun "üstün yararı" olduğu; çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki evliliğin mutlak butlan ile iptaline karar verildiği, bu nedenle ergin olmayan müşterek çocuğun velayeti hakkında hüküm kurulmasının gerekeceği-
Müşterek çocuklardan yaşı büyük olana, velayeti ile ilgili tercihi sorulmalı, olası sonuçlarından bilgilendirilmeli ve mahkeme nezdindeki aile mahkemesi uzmanlarından çocukların velayetine esas teşkil etmek üzere rapor alınmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ebeveynlerden hangisinin yanında bulunmanın çocukların çıkarına olduğu saptanmalı ve düzenleme yapılırken kardeşlerin birbirinden ayrılmamaları da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Çocuğun baba yanında kendisini mutlu ve güvende hissettiği bu nedenle velayetin babaya verilmesi gerekeceği-
Kadının çalışması, sürekli ve düzenli gelirinin bulunması halinde yoksulluk tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiği-
Çocuğun velayetinin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararı olduğu-
Boşanma veya ayrılığa karar verilirken; tarafların müşterek çocuklarının velayetinin düzenlenmesinin zorunlu olduğu, hakimin bu halde velayeti askıda bırakamayacağı-
Davacı kadının, yoksulluk nafakası talebi olduğu halde, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı-
Davacı tanığının usulüne uygun dinleneceği ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucu uyarıca velayet düzenlemesi yapılacağı-
Velayetin düzenlenmesinde asıl olanın küçüklerin yararı olduğu, davanın kamu düzeniyle olan ilgisi ve çekişmesiz yargı işlerinden olması nedeniyle hakimin gerektiğinde tarafların gösterdikleri delillerle bağlı kalmaksızın re’sen de delil toplama yetkisine sahip olduğu-