Şantajla senet imzalatılması ve açığa imzanın kötüye kullanılması iddiaları HMK.'nun 209. maddesi kapsamında sahtelik iddiası niteliğinde bulunmadığı gibi HMK.'nun 209. maddesinin icra takiplerinde uygulanması mümkün olmayıp, gerek Cumhuriyet Başsavcılığı'nca gerekse Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilmiş takiplerin durdurulmasına yönelik tedbir kararı mevcut olmadığı sabit olduğunda şikayetin reddi gerektiği- Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında, icra mahkemesinde takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin, HMK. mad. 209 uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı-
Borçlu tarafça sunulan ibraname başlıklı belgede alacaklının borçluyu ibra ettiğini beyan ettiği, anılan belge altındaki imzanın alacaklı tarafça kabul edilmesi karşısında alacaklının "bu ibranameyi protokolle birlikte ve protokolün eki mahiyetinde zannederek imzalatıldığına" yönelik iddiasının alacaklının kendisi açısından yargılamayı gerektirdiği ve dar yetkili icra mahkemesince bu husus inceleme konusu yapılamayacağından, mahkemece itfa belgesi kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu- İptalin dayanağı İİK’nun 71/1. maddesi olup anılan maddede tazminat öngörülmediğinden alacaklının %20 tazminatla sorumlu tutulmasının ise isabetsiz olduğu-
Çekteki ciro imzasının borçlunun eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan çeki alan alacaklı imzaya itirazı kabul edilene karşı başlattığı takipte ağır kusurlu kabul edileceği-
Keşideci adi ortaklığı oluşturan şirketlerin ayrı ayrı taraf olarak gösterildiği icra takibinde imza ve borca itirazların incelenebilmesi için adi ortaklığı oluşturan şirketlerin hepsinin zorunlu dava arkadaşlığı ile davaya katılımının gerekli olmadığı-
Borçlu tarafından imzaya itiraz davası ilk açıldığında mahkemece tedbir kararı verilmediğinden, alacaklının haciz talebi üzerine icra müdürlüğünce haciz uygulanmış olup, hacizlerin uygulanmasından sonra (aynı gün) tedbir kararı verildiğinden icra müdürlüğünce hacizlerin kaldırılmasına karar verilemeyeceği-
Vekile açıkça kambiyo senedi düzenleme yetkisi verildiğinden, vekil tarafından düzenlenen çekten dolayı vekalet veren borçlunun sorumlu olacağı, ayrıca çekin "vekaleten" imzalandığı yazılmasa dahi, vekalet verenin, vekil tarafından imzalanan çekten dolayı sorumlu olduğu-
İcra mahkemesince dosyaya yatan paranın hangi amaçla gönderildiği konusunda tarafların beyanları alınmak ve İdare Mahkemesi'nden araştırma yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Alacaklı avans yükümlülüğünü yerine getirmemiş olsa da, borçlu tarafından yatırılan gider avansından karşılanmak üzere, itirazı konu imza üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, başkaca bir inceleme yapılmaksızın bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesi ile imza itirazının kabulüne ve takibin durdurulmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı belirlendiğine göre, senet lehtarı olan alacaklı, keşideci borçlu hakkında yaptığı takipte imzanın adı geçene ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğundan ve dolayısıyla senedi takibe koymada en azından ağır kusurlu bulunduğundan, borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Günümüz teknolojik şartlarında yazı ve imzanın yaşının tespitinin mümkün olmadığı ve paraf imza ile düzeltme yazılarının aynı el ve kalem tarafından yapılmasının da zorunlu olmadığı nazara alındığında, paraf imzasının keşide tarihinin gün, ay ve yıl bölümlerinde yapılan tüm değişiklikleri kapsadığının kabulü gerekeceği-Mahkemece kambiyo vasfına ilişkin şikayetin reddine ve borçlunun imza itirazı incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
