Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekeceği, hakkında ret kararı verilen taşınmazlar farklı olduğundan eldeki dava bakımından konu itibariyle de kesin hüküm teşkil etmez ise de, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkin davada için güçlü delil oluşturacağı-
Sicile yönelik istekler İYUK'nın 2. maddesi kapsamında olmadığından davanın görülme yerinin adli yargı olması gerekeceği-
Ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil isteklerine ilişkin davada, ecrimisil isteği yönünden davalı tarafın zamanaşımı savunmasının da dikkate alınarak karar verilmesi gerekeceği- İşlemin tarafı olan kişi iyiniyetli olmadığından, taraf bulunduğu işlemin de yok hükmünde olacağı- Oluşan tescil, yolsuz tescil niteliğinde olduğundan, geçmişe yönelik ecrimisil talep edilebileceği-
Çekişmeli taşınmazın davalı şirket adına yolsuz biçimde tescil edilmesi halinde, anılan şirketin iyiniyetli olmadığı dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023.maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, düzenlenen resmi akit tablosunun sicile yansıtılmamasının Tapu görevlilerinin kusurundan kaynaklandığından yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden davalı Tapu Müdürlüğünün sorumlu tutulması gerekeceği-
İ.lı işleme dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin davada, ilk el durumundaki kişinin davada yer almasının sağlanması gerektiği- İ.lı işleme ilişkin tanık beyanı üzerinde durulması gerekeceği- Davacıların murisi tarafından yapılan temlikin, inançlı işlem olduğunun saptanması durumunda murisin herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığının, borcun ödenip ödenmediğinin saptanarak herhangi bir borcunun olmadığının saptanması halinde, ara malikler davalılar ile son kayıt maliki olan davalının iyiniyetli olup olmadığının, bir başka ifadeyle TMK'nin 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının saptanması gerektiği-
Sözleşmeye dayanarak tapu iptaliyle tescil, bu isteklerinin yerinde görülmemesi halinde tazminat isteği ile açılan dava retle sonuçlandığına göre yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3/2. maddesi ile 12. maddesi birinci bölümü gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, lehine ipotek tesis edilen bankanın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşeceği-
Davalılar adına oluşan tescilin dayanağı olan ihale iptal edildiğine göre tescilin yolsuz duruma düştüğü ve taşınmazları edinen kişilerin kötü niyetli olmaları halinde tapunun iptal edileceği- Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı- Son kayıt maliklerinin iyi niyetli olup olmadıkları konusunda hükme yeterli bir araştırma yapılmadığı, son kayıt maliklerinin iyi niyetli olup olmadıklarının araştırılması, öncelikle taşınmazların kim ya da kimler tarafından kullanıldığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, kollukça yapılan araştırmada tespit edilen hususların değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazın sahte vekâletname ile vekil tayin edilen kimse tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiğine göre, ilk el durumunda olan davalının iyiniyetli olduğu (TMK. mad. 2) kabul edilse bile, TMK'nin 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanmasına, ediniminin korunmasına olanak bulunmadığı-
İ. sözleşmelerinin tarafları arasında, onların gerçek iradelerini ve akitten amaçladıklarını yansıtması bakımından geçerli olduğu ve taraflarına TBK çerçevesinde nispi haklarını talep etme olanağını verdiği- İ.lı işlem hukuksal nedenine dayalı dayalı tapu iptal ve tescil olmazsa taşınmazın bedelinin tahsili isteğine ilişkin davada, iddianın yazılı belge ile ispatı gerekmekte ve fakat böylesine bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakta ise de; güçlü delil niteliğindeki gerek boşanma davasında davalının verdiği cevap ve karşı dava içerikli beyanları, gerekse davalı tarafından alınan konut kredisinin bir kısım taksitlerinin davacı, bir kısmının davacının ortağı olduğu şirket, bir kısmının ise davacının anne-babası tarafından yatırıldığına ilişkin banka dekontları dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın davalıya inanç sözleşmesi gereğince temlik edildiğinin açık olduğu, ancak ikinci el konumundaki kayıt maliki davalının kötüniyeti davacı tarafından ispatlanamadığından, bu davalının TMK. mad. 1023 koruyuculuğundan yararlanacağı- İlk el konumundaki davalıya yapılan temlikin inanç sözleşmesi uyarınca yapıldığı sabit olduğuna göre, davacının tazminat isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
