Çekişme konusu taşınmazın vekil tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle vekilin eşi olan davalıya temlik edildiği belirlenmek suretiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiş olmasının isabetli olduğu- Vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olan davalının, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı ve iyi niyetle edinen kişi konumunda bulunmadığı-
Satışa konu edilen taşınmaza dair Belediye Encümen Kararının bir meclis kararına dayalı olmadığı gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın Belediye tarafından davalıya devrine ilişkin temlikin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, yolsuz tescil niteliğinde olduğu ve davalının taşınmazı TMK 1023 gereğince iyiniyetli edinmesinde veya edinmesinde kötüniyetli olmasının sonuca etkisi olduğundan söz edilemeyeceği- Davanın imar öncesi kadastral parselin geometrik ve mülkiyet durumuna dönülmek üzere ihyası bakımından kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davalının 1372 ada 72 parsel sayılı taşınmazdaki dairesini 13.12.2000 tarihinde tapuda K. G. isimli kişiye sattığı, bu kişinin davalıya verdiği 18.000.000.000 TL'lık bir adet çekin karşılığının banka tarafından 10.11.2000'de O. D.'a ödendiği, dava konusu 14 no'lu dairenin ise şirket yetkilisi tarafından 26.4.2004 tarihinde tapudan davalı adına satılarak devredildiği, davalının 17.11.2003 tarihinden itibaren dava konusu daireye taşınarak tasarruf etmeye başladığı, bozmadan sonra şirket defterlerinin incelenmesinden davalı adına tahsilat makbuzunun düzenlendiği, davalı tarafından şirkete, çeklerden başka, 250.000.000.TL ödeme yapıldığı gibi olgular gözetildiğinde davalının Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı, şirket temsilcileri ile şirketi zararlandırma hususunda el ve işbirliği içinde olup olmadığının kuşkuya mahal vermeyecek biçimde belirlenmediği, araştırma ve soruşturmanın hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağının bulunmadığı-
El ve işbirliği içinde hareket eden bir kısım davalılarca taşınmazların teminat mukabili temliki karşısında yurt dışından getirilecek ziynet eşyalarının satılarak birlikte kar elde edecekleri telkiniyle davacıları tapu idaresine götürmek suretiyle hileye düşürdükleri, çekişme konusu taşınmazların A.'e bedelsiz temlikinin sağlandığı, davacıların satış iradesinin bulunmadığı, hilenin öğrenilme tarihinden itibaren davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, son kayıt maliki Ö.'in ise satış bedelini ödeme şekli ve diğer davalılar ile olan ilişkisi dikkate alındığında Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi anlamında iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği-
Tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki TMK 1024/1 uyarınca, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağı- Davalılardan son kayıt maliki olanların ikinci el konumunda oldukları gözetildiğinde koşulların varlığı halinde TMK'nin 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanacaklarının kuşkusuz olduğu, ikinci el konumundaki bu davalıların iyiniyetli olup olmadıkları hususunda hükme yeterli bir araştırma yapılmadığı- Tapu iptal ve tescil davalarının kayıt malikleri aleyhine açılacağı-
İ.lı işleme dayalı tapu iptal ve tescili davasında, davacının, kayden malik olduğu taşınmazda bulunan bağımsız bölümü, kredi almak ve kredi ödendikten sonra geri iade edilmek kaydı ile bedelsiz olarak oğlunun kayınbabası olan davalılardan S.’e devrettiği, oğlunun boşanması ve akrabalık bağının kalkması üzerine, taşınmazın durumu bilen ve S.’in arkadaşı olan diğer davalı M.’e devredildiği iddialarının yazılı belge ile kanıtlanamadığı, davalı M.’in bedelini ödemek sureti ile taşınmazı satın aldığı anlaşıldığından davanın reddinin isabetli olduğu-
Davalı ipotek borçlusu olan önceki malikin kardeşi olduğundan taşınmazın ipotekle yükümlü olduğunu bilmediğinden söz edilemeyeceği-
Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden nazara alınacağı- Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil ya da tazminat isteğine ilişkin açılan davada, davaya konu taşınmazın son kayıt maliki D.'nün çekişme konusu payları ediniminde iyiniyetli olmadığı iddia edilmiş ve bu konuda delil olarak tanıklar ile bazı dava dosyaları bildirilmiş ise de mahkemece anılan deliller toplanmadan ve tanıklar dinlenmeden sonuca gidildiği- Birleşen davada, HMK. mad. 95 ve 96 uyarınca davacı vekilinin eski hale getirme isteminin kabul edilerek işin esasının incelenmesi, her iki davada son kayıt maliki ..........'nün TMK. mad. 1023 uyarınca iyiniyetli olup olmadığı yönünden araştırma ve inceleme yapılarak tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, tanıkların dinlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü olduğu, söz konusu muvazaa da mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istediği, ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devrettiği, bu durumda görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği-
Muvafakatnamedeki imza davacı kadına ait olmasa da ipotek tesisi için eşin rızasını alma yönünde girişimi olan bankanın taşınmazın aile konutu niteliğini bilmediğinin söylenemeyeceği, muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken davacı eşe ait olup olmadığını araştırmadan aile konutu üzerine ipotek tesis ettiren ipotek alacaklısı banka ile halefiyet yoluyla ödediği tutar oranında alacakla birlikte rehin haklarına sahip olan kefilin TMK mad. 1023'de düzenlenen tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağı- Fer’i müdahil banka hakkında hüküm kurulması ve bankanın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
