Davalının dayandığı tescilin kötü niyetli olduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediği veya normal görünüşlü bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığının araştırılması gerekeceği- Davalı kayıt maliklerinin taşınmazı iktisap ederken küçük bir araştırma ile gerçek hak sahibini bulabilecekleri, zira davacının aynı sitede oturduğu ve B1 ve B2 No.lu blokların karşılıklı daireler olduğu, bu durumda üzerlerine düşen özeni gösterdikleri ve TMK'nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli iktisapta bulunan üçüncü kişi durumunda olduklarının söylenemeyeceği-
Arsa sahipleri tarafından yükleniciye avans olarak devredilen taşınmaz üzerine yüklenicinin alacaklıları tarafından konulan hacizlerin terkinine yönelik davada; haciz alacaklısı davalı bankanın TMK'nin 1023. maddesinde düzenlenen tapu siciline güven ilkesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının ve iyiniyetli olup olmadığının 16.05.2025 tarihli ve 2024/1 Esas, 2025/2 Karar ve 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ışığında duraksamaya yer vermeyecek şekilde araştırılıp değerlendirilmesi gerektiği-
Adi ortaklığın tasfiyesi istemi- Taraflar arasında inşaat adi ortaklığının kurulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama sürecinde dava dışı ortağın da davaya dahil edilip yargılamaya devam edildiği, davalı şirketin kuruluş amaçlarından birinin davaya konu inşaat sözleşmesini akdederek işyerlerinden oluşan inşaat projesini doğrudan ve/veya taşeronlar vasıtasıyla gerçekleştirmek ve inşaatın tamamlanmasını takiben söz konusu konut ve iş yerlerini satmak, kiralamak ve işletmek olduğu, davalı şirketin başka bir iştigal alanı bulunmadığı, hükme esas alınan tasfiye raporlarında davalı şirket tarafından usulüne uygun tutulan ticari defterler esas alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça tasfiye raporlarına yönelik itirazların raporlar ile karşılandığı, tüm tasfiye raporları ile ortaklığın zararda olduğunun açık şekilde belirlendiği, vekalet ücretinin nisbi olarak belirlenmesinin yerinde olduğu- "İnşaatın yüklenicileri olarak adi ortakların, arsa üzerine inşaa edilecek bağımsız bölümlerin ve arsa payının %65’i oranında ayni hak sahibi olduğu, tüm adi ortakların birlikte hareket etmeden ve bir karar almadan bu ayni hakkın başkalarına devredemeyeceği, sözleşmenin tek başına ortaklardan biri tarafından tadil edilemeyeceği, A.Ş.’de pay sahibi olan gerçek kişi davacı adi ortakların, ...bağımsız bölümün tam veya kısmi olarak tapularının ... A.Ş. yerine dava dışı arsa sahibine devredilmesi nedeniyle adi ortaklığın davalılarca zarara uğratıldığı, bu suretle davalı ortakların, TBK m. 628 uyarınca da davacı adi ortakların mülkiyet hakkına zarar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, Mahkemece, ... A.Ş.’nin işleyişi nedeniyle şirket yöneticisinin şirkette hisse sahibi davacılara verdiği dolaylı zarar yönünden inceleme yapıldığı ve bu husus da davacılarca temyiz sebebi yapılmış ise de, A.Ş. yöneticilerinin ortaklığa verdikleri zararın bu davanın konusu olmadığı, davanın TTK m. 555 vd uyarınca, şirkete ödenmesi istemiyle açacakları “dolaylı zarar” davasının konusunu oluşturacağı, bu hususun ancak anılan konuda bir dava açılması halinde asliye ticaret mahkemelerince tartışılıp karara bağlanabileceği" şeklindeki karşı görüşün kabul görmediği-
Özel Dairece verilen bozma kararının temyiz etmeyenin direnme kararını temyiz edemeyeceği- Haczin şahsi bir hak olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden davalı haciz alacaklısı bankanın yararlanamayacağı- Haczin ancak haciz tarihinde gerçekten takip borçlusuna ait olan taşınmazlar üzerine konulabileceği- Davalı yüklenici şirket adına kayıtlı olan taşınmazlar arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacı arsa sahiplerine bırakılan yerlerden olup, taşınmazların gerçek sahibi davalı yüklenici şirket olmadığından, borçlu yükleniciye ait olmayan taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılması gerektiği- "Haczin konulduğu tarihte taşınmazın davalı yüklenici şirket adına kayıtlı olduğu, davalı bankasnın iyiniyetli üçüncü kişi olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden yararlanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Dosya içeriğine, bozmaların mahiyet ve kapsamına göre asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m. 1023. maddesine istinaden “tapu siciline güven ilkesi” gereğince iktisabının korunması gerektiği- Bu ilkeden ancak, üçüncü kişinin taşınmazı satın alırken kötüniyetli olduğunun ispatlanması hâlinde vazgeçilebileceği- Taşınmaz üzerinde ipotek hakkı kuran üçüncü kişiler için de bu esasların geçerli olduğu- Davalı bankanın kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davacı arsa sahiplerinin taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin fekki taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ile tapu iptal tescil talebine istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin geriye etkili feshi, tapu iptali ve tescil mümkün olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin tahsili ve takyidatların kaldırılması istemine ilişkindir...
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi, tapu iptali ve tescil ile ipoteğin terkini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir...