Davacıların murisi ile davalının eşinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini birlikte imzalamaları, taşınmazın dava dışı kişi ve davalının eşinin el değiştirmeleri sonucu en son davalıya dönmüş olması, Bandırma İlçesindeki inaşat sektörünün ulaştığı seviye, taşınmaz alım satımlarının yoğunluğu dikkate alındığında gerek dava dışı kişinin, gerekse davalının kendilerine devir yapan tapu malikinin gerçek hak sahibi olmadığını bilebilecek durumda bulundukları, diğer anlatımla yükleniciye yapılan temliki ve yüklenicinin arsa sahiplerine karşı yüklendiği edimi ifa etmediğini ve dolayısıyla hak sahibi olmadan temlikte bulunduğunu bilmesi gereken kişiler oldukları, kaldı ki dava dışı kişinin 08.05.2012 tarihli oturumda tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde davacılar murisi ile davalı şirket yetkilisi arasındaki anlaşmadan haberdar olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla TMK'nın 1023. maddesindeki iyiniyet kuralından faydalanmalarının mümkün olmadığı sonucuna varılması gerektiği-
"Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı-
İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre ipoteğe ilişkin kazanımın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün bunu iddia edene düşeceği-
Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında; ikinci el konumunda ki davalının, taşınmazı edinmesinde iyi niyetli olup olamadığı yönünde yeterli araştırma yapılmadığı, kötü niyetli olarak taşınmazı satın aldığı konusunda delil bulunmadığı, iyi niyetli üçüncü kişi durumunda olduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, iyiniyetli olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkartılmasının zorunlu olduğu-
İ.lı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında; üçüncü el konumundaki kişinin iyiniyetli olup olmadığının yeterince araştırılması gerekeceği, kendisine yemin teklif edilemeyeck ikinci el konumundaki kişiye yemin teklif etmek suretiyle karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tapu maliki üçüncü kişi davalıların davalı yüklenici ile akrabalığı, mahkemenin de kabulünde olup, Üçüncü kişilerin, inşaat bitmiş olmasına rağmen yükleniciden henüz arsa vasfındaki taşınmazdan pay satın almaları, akraba olmaları, tapu maliki yüklenicinin gerçek pay sahibi olmadığını bilebilecek durumda olmaları dikkate alındığında, bu kişilerin dava konusu arsa paylarının gerçekte yükleniciye ait olmadığını, yükleniciye bu payların avans olarak verildiğini, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde kendisine devredilen arsa paylarında hakkı olmayacağını, arsa maliki davacı tarafından arsa payının iptal ettirebileceğini göze alarak tapuyu devraldıklarının kabulü gerekmekte olup, bu kişilerin TMK'nın 1023. maddesindeki iyiniyet kuralından yararlanmalarının mümkün olmadığı ve TMK. 1024'e göre bu alımlarının korunmasınında mümkün olmadığı, yani, üçüncü kişilerin "inşaat halindeki bir taşınmazdan yükleniciye temlik edilen payları ve bağlantılı bağımsız bölümleri yükleniciden kayden temlik alan ve yüklenicinin arsa sahibine karşı yüklendiği edimi ifa etmediğini ve dolayısıyla hak sahibi olmadan kendilerine temlikte bulunulduğunu bilmesi gereken kişi" oldukları- Tapu iptali ve tescil istemli davaların nisbi harca tabi olduğu-
Taşınmazın tapu kaydında, ipotek tesisine ilişkin işlemden önce aile konutu olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, lehine ipotek tesis edilmiş olan banka iyiniyetli ise bu kazanımın korunacağı-
İpoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulmasına ilişkin davalar da; taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, İpoteğin tesisi işleminden önce, taşınmazın tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunması durumunda, davalı iyi niyetli ise ipoteğe ilişkin kazanımının korunacağı-
Davalıların Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacaklarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı-
