Dinlenen davacı tanıklarından davacının eşinin, mirasbırakanın ilk eşinden boşanırken bir kısım taşınmazlarını davacılara bıraktığını, diğer davacı tanığının ise mirasbırakanın mallarının ölümünden sonra tüm mirasçılar arasında paylaşıldığını ifade ettiği, temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı yönünde bir beyanda bulunmadıkları, salt bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olmadığı dikkate alındığında, TMK 6. ve HMK 190. maddeleri uyarınca iddianın usulünce kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil, birleşen dava ise satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteği bunun mümkün bulunmaması halinde ödenen bedel ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili isteği- Davaya konu olan ve davalı tarafından fotokopisi sunulan sözleşmeye ilişkin olarak tanık dinlemiş ve birleşen dosya davacısı birleşen dosya davalısına, "davanın mevcut delillerle ispat edilemediği kanaati söz konusu ise yemin teklifinde bulunduğunu" belirtmiş, birleşen dosya davalısı da "şartlı yemin teklifinde bulunulamayacağından yemin teklifini reddettiğini" ifade etmiş ise de, yapılan yemin teklifinin usulüne uygun olmadığı- Mahkemece davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açıldığı ve birleşen dosya davacısının dava dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline dayandığı gözetildiğinde, öncelikle karşı davacı tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması (HMK.m.227), yemin teklif edildiği ve karşı davalı da bu teklifi kabul ettiği takdirde HMK'nin 228. vd. maddelerinde gösterilen usul uygulanarak yeminli beyanının alınması, yeminin şartlı olup-olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre birleşen dosyada davacının tazminat isteği hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Muris muvaazasında sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaşabilmek için davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün yani bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlı olduğu ve bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında doğru şekilde değerlendirilmesi gerektiği, ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, ........bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile ........ bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılması gerektiği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ile bedel isteğine ilişkin davalarda davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması gerektiği- Muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerektiği- Herkes iddiasını ispatla mükellef olup davacı taraf temliklerin muvazaalı olduğu iddiasını kanıtlamadığından, temliklerin gerçek satış olduğu sonucuna varıldığı- Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgu ortaya konulmadığı gibi, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen 28.05.1975 tarihli ve taahhütname başlıklı belgeden tüm mirasçıların satıştan haberdar olduğu ve çekişmeli temlike itirazlarının olmadığının anlaşıldığı, davalı tanığı olarak dinlenen diğer mirasçılar Y. ile C.’in de anılan belgede belirtilen olguyu doğruladıkları, mirasbırakanın taşınmazdaki 1/2 payını uhdesinde bıraktığı hususları yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı olmadığı-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, yani miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması gerektiği- Davacı tanıklarının beyanlarından "mirasbırakanın gırtlak kanseri olduğu ve davalı ile birlikte yaşadığı, diğer çocukları ile arasında mal kaçırmasını gerektirir bir husumet bulunmadığı" anlaşılmakta olup terekesinde dava konusu taşınmazdaki 1/2 payı ile 1/3 paydaşı olduğu tarla ve arsa vasfında toplam 33 parça taşınmazı daha bulunduğu, mal kaçırma kastı ile hareket etseydi dava konusu taşınmazın tamamını devredebileceği gibi terekesindeki diğer taşınmazları da davalıya temlik edebileceği açık olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Noterde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın ifasının imkansızlaşması nedeniyle rayiç değerinin tarafına ödenmesi istemi-
Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan gabine dayalı tapu iptali ve tescil davası kamu düzeni ile ilgili olmadığından ve davada taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bir istek de bulunmadığından, davalının davayı kabul etmesi halinde, mahkemenin kendiliğinden hak düşürücü süreyi gözeterek davanın reddine karar veremeyeceği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği (TMK. mad. 6, HMK. mad. 190)- Mirasbırakanın çekişme konusu bağımsız bölümdeki ½ payını diğer paydaş olan eşime devrettiği, ayrıca muris adına kayıtlı dava dışı taşınmazların bulunduğu ve dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde temlikin mal kaçırma amaçlı olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazdaki payını ilerde oğluna devredilmek üzere oğlunun yakın arkadaşına muvazaalı biçimde temlik ettiği, ön alım (şuf'a) yoluyla payı alan kişinin hem taşınmazda paydaş olması hem de murisin damadı olması sebebiyle muvazaalı işlemi bilebilecek konumda olduğu saptanarak davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik olmadığı- Eldeki davada terekeye iade istendiği halde tapunun iptali ile murisin veraset ilamında gösterilen mirasçıları adlarına payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken, iptal edilen payın sadece dava açan mirasçılar adına tesciline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesinin de isabetsiz olduğu-
