Hakim, yargılamanın düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamakla yükümlü olup, sadece taraflar değil mahkemede dürüstlük kuralına (TMK 2. madde) uygun yargılama yapmakla yükümlü olup tarafları duraksamaya itecek çelişkili usuli işlemlerden kaçınması gerekeceği-
Davalılar adına oluşan tescilin dayanağı olan ihale iptal edildiğine göre tescilin yolsuz duruma düştüğü ve taşınmazları edinen kişilerin kötü niyetli olmaları halinde tapunun iptal edileceği- Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı- Son kayıt maliklerinin iyi niyetli olup olmadıkları konusunda hükme yeterli bir araştırma yapılmadığı, son kayıt maliklerinin iyi niyetli olup olmadıklarının araştırılması, öncelikle taşınmazların kim ya da kimler tarafından kullanıldığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, kollukça yapılan araştırmada tespit edilen hususların değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekeceği-
Temsil olunanın akde örtülü veya açık bir şekilde icazet vermiş olması halinde, akit ile bağlı olmadığını öne sürmesinin dürüst davranma ilkesine aykırı düşeceği-
Muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli bulunmayıp, diğer kanıtların tamamlayıcı unsuru olduğu, bu nedenle, taşınmazda fiili taksim bulunmadığının anlaşılması halinde davacıya tapuda gösterilen satış bedeli ile masrafların toplam bedelini depo etmek üzere süre verilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının temsilcisi olduğu dava dışı Hydrotechnik firmasına ait arıtma sistemlerinin fotoğraflarının davalı tarafından broşürlerinde kullanıldığı, davalının hiçbir ilgisi olmadığı halde yabancı firmanın adının davalı broşürlerinde net olarak göründüğü, davalı şirketin bu şekilde aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışının TTK’nın 54vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davacının uğradığı zararın miktarı tam olarak tespit edilememekle birlikte TTK’nın 58/d (ETTK.56/d), BK’nın 50 (EBK. 42). maddeleri gereğince olayların olağan akışı dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmetmek gerektiği-
Eşlerin boşanma iradeleri gerçek/samimi olsun veya olmasın, eylemli birlikteliklerini 5510 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme sonrasında da sürdürdüklerinin veya söz konusu düzenlemeden itibaren anılan tür ve nitelikte bir beraberliğe başladıklarının kanıtlanması durumunda, başka bir anlatımla eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, Türk Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanımının varlığı kabul edilerek ilgililere gelir/aylık tahsisi yapılmaması, bağlanan gelirin/aylığın da kesilmesi gerekeceği-
Davacının miras ve diğer paydaşların payını satın almak suretiyle maliki olduğu taşınmazın, davalının açtığı tapu iptal ve tescil davası sonucunda davalı adına tesciline karar verildiğini; davacı adına olan tapu kaydı iptal edilmeden önce taşınmaz üzerine 350'ye yakın çeşitli meyve ağaçları dikip etrafını da beton kazık ve telle çevirerek masraf yaptığını; davalının, bu nedenle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek açtığı davada, ağaçların dikildiği tarihte tapu kaydının davacı üzerinde olması ve 1988 yılında açılıp 2009 yılında kesinleşen tapu iptali ve tescil davasının geçirdiği aşamalar dikkate alındığında, davacının iyiniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı, taşınmazın 1988 yılından beri davalı olduğunu ve tapu kaydı üzerinde tedbir bulunduğunu bile bile dürüst davranma kuralına aykırı olarak ağaç dikmiş olup, mahkemece; davacının kötüniyetli zilyet olduğu kabul edilerek, TMK. mad. 722/3 gereğince inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iddiasının toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığına ilişkin olduğu, bu gerekçeyle iptal kararı verilebilmesi için eksikliğin alınan karara etkili olması gerektiğini; davacının payı % 33,37 olup, kararın % 33,37 ve 33.26 oranda hisse sahibi ortaklar tarafından alındığı, davacının toplantıya katılmasının kararı etkilemeyeceği, genel kurulun istenen kişiyi müdür olarak tayin edebileceği, şirkete ikinci bir müdür tayininin yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği-
Üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmamasının, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmesinin gerekeceği-
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bir süre davacı şirkette çalışan davalı Y.’nin, bu işten ayrıldıktan sonra davacıyla benzer nitelikte ürünler üreten bir firma kurmasının ve burada çalışmasının başlı başına haksız rekabet teşkil etmediği, haksız rekabetin gerçekleşmesi için dürüstlük kuralına aykırı davranışın gerektiği, davalı Y.’nin bu nitelikteki bir davranışının ve haksız rekabetin varlığının kanıtlanamadığı-