Davalı ............ yönünden taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında bedel farkı olduğu, davalı ...........'in rayiç bedeli ödediğine ilişkin sunduğu belgelerin, bu ödeme için yapıldığının ispatlanamadığı, ancak dava konusu bağımsız bölüme ilişkin tapu kayıtlarından dava konusu taşınmazın davalı ............ tarafından 05/11/2013 tarihinde dava dışı .............'a, onun tarafından da 23/02/2015 tarihinde ..................'a satıldığı anlaşıldığından, anılan şahısların davacı alacaklı tarafından davaya dahil mi edileceği yoksa davanın bedele mi dönüşeceği tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verildiği, davalı ........ vekilinin verdiği cevap dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazda 10 yılı aşkın zamandır oturduğunu 2009 yılında paraya ihtiyacı olduğu için borçlu ...........'ye sattığını, ancak okula yakın olması nedeni ile taşınmazda kiracı olarak oturmaya devam ettiğini, borçlu satmaya karar verince yeniden satın aldığını, borçlunun taşınmazı satın alırken çektiği kredinin kalan kısmını kendisinin ödediğini belirttiği, bu beyan ve tapu kayıtlarından taşınmazın 04/04/2012 tarihindeki satışından önce 10.06.2009 tarihinde davalı ......... tarafından borçlu ..........'ye satıldığı, bu tarihten 04.04.2012 tarihine kadar kiracı olarak oturduğu, dolayısı ile iptali istenilen satıştan önce borçlu ve davalı ......'ın birbirlerini tanıdıkları, alım-satım ve 3 yıla yakın zaman kiracılık ilişkisi bulunduğu sabit olduğundan, İİK'nun 280.maddesi gereğince üçüncü kişi ...............'ın borçlunun mali durumunu ve alacaklılardan mal kaçırma kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğu anlaşıldığından bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmaza ilişkin satış bedeli ve dava konusu taşınmazdaki takyidatların kaldırılması için davalı tarafça ödenen bedeller nazara alındığında taşınmazın satış bedelinin gerçeğe uygun olduğu, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre davalının taşınmazı almaya yetecek ekonomik gücünün bulunduğu, yalnızca davalı borçlunun eşinin taşınmazı satın alan davalı 3. kişinin vekili olması ve davalı 3. kişinin davalı borçlunun eşine dava konusu taşınmazı satın alması için vekalet vermesinin tek başına muvazaa olgusunu ispat için yeterli olmadığı-
Tasarrufun iptali davasına konusu mal borçlunun borcu nedeniyle davalı üçüncü kişinin elinden çıkmış ise üçüncü kişi yapılan satıştan elinde artı bir para kalır ise o miktar ile sorumlu olacağı- Somut olayda; borçlunun borcu nedeniyle yapılan satış sonucu üçüncü kişi konumundaki davalının mamelekinde kalan bir para olmadığı anlaşıldığından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği- Davanın konusuz kalması sebebiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretinin haksız olan tarafa yükletilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda..
Davalı ............. ile davalı borçlu arasındaki hemşerilik ilişkisi ve tebligatların da davalı borçluya tebliğ edilmesi yönünde kabulde bulunulması hususları birlikte değerlendirilerek davalı ..............’nin davalı borçlunun durumunu İİK 280/1 hükmü gereğince bilen veya bilmesi gereken kişi olup olmadığı ve dava konusu gayrımenkulün ticari işletme olarak kullanıldığı, davalı ............. tarafından da ticari iş için satın alındığının anlaşılmasına göre de Mahkemece İİK 280/3 hükmü gereğince ticari işletme devri olup olmadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava konusu gayrımenkulün 4. kişiye devredildiği tarih itibari ile değeri olan 253.230,04 TL nin davalı ...........’tan tazminine, davalı ........... yönünden kötü niyetin ispat edilememesine göre iş bu davalı yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Üzerinde parke ve bordür taşı imalatı yapan bir işletmenin bulunduğu dava konusu taşınmazla ilgili olarak davalı 3.kişi şirket vekili bu fabrikanın şirket tarafından alındıktan sonra yapıldığını iddia etmişse de, tanık beyanında, "davalı borçlu ile davalı 3. kişi şirketin ortağının önceden ortak olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu işletmede üretilen parke ve bordür taşlarını beraber sattıkları" belirtildiğinden, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki fabrikanın ne zaman yapıldığı, tasarruf tarihinde ve tasarruf tarihinden önce bu fabrikanın bulunup bulunmadığı araştırılarak, davaya konu tasarrufun İİK 280/3-son maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
Kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerektiği- Hukuken iki farklı tüzel kişilik taşıyan bu şirketlerin aslında özdeş olması, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuş olması gerektiği- Perdenin aralanması teorisine başvurabilecek kişinin zarara uğradığını iddia eden üçüncü kişi olması gerektiği- Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı sırada davacı müteselsil kefil davalının yönetim kurulu üyesi ve ortağı olup, üçüncü kişi olmadığından bu teoriye dayalı olarak rücu isteminde bulunamayacağı, davacının bizatihi iddia ettiği hususları bilebilecek durumda olan kişi olduğu ve davacının bu şirkete karşı kefaletten dolayı rücu hakkının mevcut olmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan, mahkemece davalı A.Ş. hakkındaki davanın reddi gerektiği-
Dava dilekçesinde, davalı-3.kişi için talebin şimdilik açıklaması yapılarak 25.000,00-TL'lik kısım ve ferileri olarak sınırlandırıldığı, bundan dolayı belirlenen tazminatın tamamına ilişkin hüküm kurulması ve tasarrufa konu malın elden çıkmış olması nedeniyle bedele dönüşen davalarda, belirlenen tazminata faiz işletilmemesi gerekirken faizi ile tahsiline ilişkin hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı - İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti ve harcın dava konusu malın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile alacak miktarından hangisi daha az ise o değer üzerinden hesaplanmasının gerektiği - Davaya konu birden fazla tasarruf bulunması, ayrı ayrı taşınmazların satılmış olması ve davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığının da bulunmaması halinde her bir tasarruf için vekalet ücretinin ve harcın ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği - Tasarrufun iptali davalarında değeri, borç miktarı ve tasarrufa konu işlemin yapıldığı tarihteki değerinden, hangisi az ise onun oluşturduğu - Davada, borçlu olan davalı ile tasarruf ilişkisi kuran birden fazla 3. Kişi olması halinde, her bir tasarrufun ayrı bir dava gibi değerlendirilmesi, her bir tasarruf açısından değerin ne olduğunun belirlenmesi ve buna göre harcın ve vekalet ücretinin değerlendirilmesinin gerektiği- Ancak somut uyuşmazlıkta dört ayrı taşınmazın satışı söz konusu ise de, ikisi borçlu-davalı...ile davalı-3.kişi...arasında, birisi borçlu-davalı ...ile davalı-3.kişi ... arasında, birisi borçlu-davalı ...ile davalı-3.kişi ... arasında olamak üzere 3 ayrı tasarruf grubu bulunduğu - Dolayısıyla her bir tasarrufun zorunlu dava arkadaşlarını oluşturan satıcı-borçlu ile alıcı-3.kişinin birlikte sorumlu olacakları şekilde harç miktarı ve vekalet ücretinin belirlenmesinin gerektiği-
Davalı borçlu ile aralarında hayvan ticareti ile ilgili iş ilişkisi bulunduğunu, davalı borçludan alacaklı olduğunu, alacağına mahsuben söz konusu gayrimenkulün borçludan satın alındığını açıkça beyan eden davalı 4. kişinin İİK 280/1 hükmüne göre davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğu ve davalılar arasındaki tasarrufun iptale tabi olduğu-
