Davalı, blok kat maliklerinden toplu yapı ortak gider paylarını, yönetim planının kendisine tanıdığı tüm yetkileri kullanmış, gerekli girişimlerde bulunmuş olmasına karşın toplayamadığını ileri sürüp kanıtlayamadığından, davacının, davalıdan ediminin ifasını isteyebileceği yani; davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu ve davanın itirazın iptali davası olmasının bu sonucu değiştirmeyeceği-
Yürürlükte bulunan yasalarımızda; toplu yapı yönetiminin oluşumuna, görev ve sorumlulukları kapsamındaki blok apartman yönetimleriyle ilişkilerine, görev sorumluluğu içinde davada taraf ehliyetine sa- hip bulunuduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmiş olduğundan, bu konuda yasal boşluğun varlığı kabul edilmeli ve mahkemenin M.K.’nun 1. maddesinden kaynaklanan görevi gereği olarak, benzer kurum ve kuruluşlar için yasalarımızda öngörülen düzenlemelerden örnekleme yoluyla yararlanarak, hak ve adalete, usul ve dava ekonomisine, tüm toplu ya da bağımsız bölüm maliklerini bağlayıcı nitelikteki sözleşme mevcut ise, bu sözleşme hükümlerine uygun toplu yapı içinde sosyal barışı sağlayıcı bir çözüm bulması, bunun sonucuna uygun karar vermesi gerekeceği–
Uzun süreli Kira sözleşmesinin yapıldığı sırada karşılıklı edimler arasında var olan dengenin sonradan koşulların olağan üstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulması halinde, işlem temelinin çöktüğü dikkate alınarak, sözleşmedeki boşluğun, tarafların iradelerine, sözleşmenin anlamına önem verilerek, dürüstlük kuralı çerçevesinde doldurulması (sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması) gerekeceği (MK. 1, 2, 4)-
Vekaletnameye dayalı temsil yetkisinin (vekalet görevinin) vekil tarafından, vekalet verenin zararına, kendisinin veya işbirliği yaptığı başka birisinin yararına kullanılması halinde, yapılan işlemin (satış, kira vb.) vekil edeni bağlamayacağı çünkü vekilin (ve onunla işbirliği halinde olan üçüncü kişinin) «objektif iyiniyet kuralları»na (MK. 2) aykırı hareket etmiş sayılacağı –Vekalet verene ait çekişmeli taşınmazı değerinden çok düşük bir bedelle satın alan kişinin iyiniyetli sayılamayacağı– Vekaletin kötüye kullanması nedeniyle açılan iptal ve tescil davalarının zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere bağlı olmadığı– Vekaletnameye dayalı temsil yetkisinin (vekalet görevinin) vekil tarafından, vekalet verenin zararına, kendisinin veya işbirliği yaptığı başka birisinin yararına kullanılması halinde, yapılan işlemin (satış, kira vb.) vekil edeni bağlamayacağı çünkü vekilin (ve onunla işbirliği halinde olan üçüncü kişinin) «objektif iyiniyet kuralları»na aykırı hareket etmiş sayılacağı-
Hakimin hukuk yaratma alanına girebilmesi için, çözümü gereken olaya uygulanabilir kanun hükmü veya örf ve âdet kuralının bulunmamasının yeterli olduğu, hakimin yasa boşluğunu doldururken, kanun koyucunun yapacağı gibi, tarafların karşılıklı menfaatlerini tesbit ederek, bunları adalet süzgecinden geçirip, hayat ihtiyaçlarını karşılayan ve aynı zamanda mevcut hukuk düzeni ve hukuki güvenlikle bağdaşan bir kural bulmak durumunda olduğu.–
Hakimin önüne gelen uyuşmazlığı sırasıyla “yasa”, “sözleşme”, “örf ve âdet”e göre, eğer örf ve âdet de yoksa “kanun koyucu gibi hareket ederek” çözümleyeceği -
Tüketicilerin, iltihaki sözleşmelerdeki “genel işlem koşulları” yoluyla sömürülmesini önlemek için, hakimin, MK.’nun 1. maddesinin kendisine tanıdığı “kanun koyucu gibi hareket etme” yetkisine dayanarak, özellikle hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde objektif iyiniyet kurallarına uymayı öngören MK. 2/I, kişiliğin korunmasını düzenleyen MK. 24, ahlaka aykırı sözleşmeleri yasaklayan BK. 19/II (şimdi; TBK. mad. 26) gibi genel kurallar çerçevesinde, sözleşme özgürlüğüne, tüketiciyi koruyucu sınırlamalar getirebileceği -
