Mahkemece, sicil kayıtlarının illetini teşkil eden idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilerek kayıtların dayanaksız hale geldiği ve sicil kaydının yolsuz tescil durumuna düştüğü belirlenmek ve benimsenmek suretiyle bilirkişi rapor ve krokisinde gösterildiği üzere eski hale ihya davasının kabulüne karar verilmiş olmasında kural alarak bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak mahkemece imar parselleri hakkında imarla oluşan sicil kayıtlarının iptaline karar verilmeksizin eski hale ihya kararı verilemeyeceği-
Devlet tarafından verilen, doğru esasa ve geçerli kayda dayalı tapu ile sağlanan mülkiyet hakkına değer verileceği, böyle bir yerin, temel vasfı yani kamu malı olma niteliği değişmemekle birlikte, kişinin söz konusu tapuya dayalı hakkının korunması gerekeceği- Tapu kaydının iptalinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkin davanın, davacının taşınmaz mülkiyetini yitirdiğinin kesinleştiği (iptal ve tescil davası kararının kesinleştiği) tarihten sonra açılabileceği; mülkiyetin kaybedildiği tarih itibariyle taşınmaz değerinin tespiti ve taşınmaz üzerinde bir bina var ise, kişinin yapılanmada iyi niyetli sayılıp sayılamayacağının tespiti bakımından bu binanın ne zaman ve hangi aşamada yapıldığının da gözden uzak tutulmamasının gerekeceği-
Tersimat hatası idarece düzeltildiği halde, eksiğin tamamlatılması yoluyla getirtilen belgelerden anılan bu hususun sicile yansıtılmadığı anlaşıldığından, mülkiyet hakkına dayanana davacının açtığı davanın esası bakımından karara bağlanabilmesi için tapu sicilinde gerekli düzeltme işleminin yapılmasının zorunlu olduğu-
Dava konusu taşınmazdaki davacılar paylarının kamuya bedelsiz terkleri sonucunda tapu kaydının davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi adına oluştuğundan; iptal ve tescil istekli davaların kayıt sahibi aleyhine açılması gerekir kuralına göre anılan Ankara Büyükşehir Belediyesine husumet yöneltilmiş olmasının doğru olduğu-
Taşınmazın aynı ile ilgili davalarda yetkinin taşınmazın fiilen içinde bulunduğu mülki sınır mahkemelerinde olacağı, taşınmazın hangi mülki sınırda kaldığının keşifle tespit edilmesi gerekeceği-
Karayolları Genel Müdürlüğünce açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin davada, idare adına var olan kaydın yolsuz olup olmadığının, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının açıklığa kavuşturulup bunun sonucu olarak idareye söz konusu kaydın kütükten terkini imkanının tanınıp dava açması için önel verilereki, açıldığı taktirde terkin isteğinin kabulü ya da reddi yönünde verilecek karar doğrultusunda eldeki davanın hükme bağlanması gerekeceği- ATM cihazı İl Özel İdaresine ait parselde kalmakta olup, davada yer almayan idarenin taraf olmadığı bir davada yıkım kararı verilemeyeceği-
Dava, 3402 sayılı Yasanın 18. maddesine dayalı tescil isteğine ilişkin olup; çekişme konusu taşınmazların ileride ekonomik yarar sağlanabilecek yerlerden olduğu saptanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının kural olarak doğru olduğu; ancak mahkemece, davanın kabulüne karar verilmekle yetinilmiş, tescil hükmü kurulmamış olduğundan infazı mümkün olmayacak biçimde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmayacağı-
Feragatin kat'i hükmün hukuki neticelerini doğuracağı ve davanın her aşamasında başka bir ifadeyle yargılama sonuçlanıp hükmün kesinleşmesi tarihine kadar davadan feragat edilebileceği-
Davacı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü olup, harca tabi olduğunda da kuşku olmadığından gerek başvurma harcı gerekse nispi harcın tahsil edilmesi ve bu gerek ifa olunduğu takdirde davaya devam edilmesi gerekeceği-
Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı olmayıp; hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabileceği-
